(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 280, 289) (5237 S. K. m. 31) (13. CD. 08.06.2016 T. 2015/15253 E. 2016/10707 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Kararın verildiği 16.01.2017 tarihli celsede, Zabıt Katibinin elektronik imza ve ıslak imzasının bulunmadığı görülmüş, usul ekonomisi gözetilerek, belirtilen imza eksikliğinin mahalli mahkemesince her zaman tamamlanabileceği değerlendirilmiştir.
Suça Sürüklenen Çocuk A. B. U. hakkında soruşturma aşamasında Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen raporda; SSÇ'nin işlediği iddia olunan suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olduğunun belirtildiği, SSÇ'nin işlediği başka bir suç nedeniyle düzenlenen ve dosya içine alınan 2015 tarihli SİR raporunda ise; çocuğun özel eğitime tâbi olduğu, muhakeme etme, soyut düşünme, akıl yürütme, anlamdırma gibi bilişsel işlemleri gerçekleştirebilecek gelişim düzeyine sahip olmadığı, düşük benlik algısına sahip olduğu, annesinin verdiği bilgiye göre hastaneye yönlendirildiğinde %50 zihinsel engele sahip olduğunun belirlendiği, soruşturma konusu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği belirtilmiştir. SSÇ hakkında Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapor ile SİR raporu arasında bu şekilde çelişki ortaya çıktığı halde, mahkeme gerekçeli kararında sadece Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim edilen doktor raporundan bahsedip, SSÇ'nin üzerine atılı suçlarla ilgili hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olduğunu kabul ederek SSÇ hakkında mahkumiyet hükmü kurmuş, kararında SİR raporuna ve SSÇ'ye ilişkin SİR raporundaki tespitlere hiç değinmemiş, SİR raporundaki SSÇ'ye ilişkin tespitlere niçin itibar etmediğini kararında göstermemiştir.
Anayasamızın 141, 5271 sayılı CMK'nun 34/1 ve 230 maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde, açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekir. Bu yüzden; Yargıtay 13.Ceza Dairesi'nin 08/06/2016 tarih 2015/15253 Esas-2016/10707 Karar sayılı içtihadında ifade edildiği üzere, Suça Sürüklenen Çocuğun ATK'ya sevki ile TCK'nun 31/2 maddesi kapsamında algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığına dair çelişkileri giderici uzman raporu alınmadan ve CMK 230/1-b maddesi uyarınca dosyada bulunan raporlara hangi yönleriyle itibar edilip edilmediği hususları açıklanmadan hüküm kurularak gerekçesizliğe neden olunmuştur.
Açıklanan nedenlerle;
Hükmün CMK'nın 230/1-a maddesinde belirtilen gerekçeyi içermemesi nedeniyle, CMK'nın 280/1-b ve 289/1-g maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA; dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)