(5395 S. K. m. 35) (5271 S. K. m. 230, 232, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlerden hırsızlık suçu yönünden istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk T.'un bütün aşamalarda suçlamayı reddettiği, kamera görüntülerinde belirtilen kişinin kendisi olmadığını iddia ettiği anlaşıldığına göre;
Mahkemece suça sürüklenen çocuğun teşhise elverişli fotoğraf ve görüntüleri alınarak mevcut kamera görüntüleri ile karşılaştırma yapılması konusunda bilirkişi raporu alınmadan, suça sürüklenen çocuk T. müdafiinin 26/01/2017 tarihli oturumda suça sürüklenen çocuk hakkında bilirkişi incelemesi ve rapor aldırılması talebinde bulunduğu halde, bu talebe ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, sadece diğer suça sürüklenen çocuk B.'ın ve yaşı büyük sanık K.'in atfı cürüm niteliğindeki beyanları esas alınarak hüküm kurulduğu, bu yönde yapılan uygulamanın; CMK'nun 289/1-h maddesinde ifade edilen "hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması" nedeniyle kesin hukuka aykırılık halini oluşturduğu;
Suça sürüklenen çocuk B. K. yönünden dosyaya, 21/03/2012 tarihli ve suç tarihi ile uyumlu olmayan sosyal inceleme raporunun konulduğu, (rapor içeriğine göre suça sürüklenen çocuğun akademik becerilerinin yaşıtları ile uyumlu olmadığı, psikiyatr bölümünde tedavi gördüğünün belirtildiği, bu durumda suça sürüklenen çocuğun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin araştırılması gerekeceği), 5395 sayılı ÇKK'nun 35/1 maddesi ile 23/12/2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ilgili yönetmeliğin 20. maddesi uyarınca dosyadaki suç tarihi ile uyumlu sosyal inceleme raporunun aldırılmaması ve ÇKK 35/3 maddesi uyarınca hükmün gerekçesinde raporun alınmamasının gerekçesinin yazılmaması şeklindeki uygulamanın; CMK'nun 289/1-g maddesinde ifade edilen "hükmün CMK'nun 230.maddesi uyarınca gerekçeyi içermemesi" nedeniyle kesin hukuka aykırılık halini oluşturduğu;
Ayrıca;
-Suça sürüklenen çocuk T. yönünden olay yerinde bulunup bulunmadığının tespiti bakımından suç tarihi itibarıyla cep telefonunun sinyal aldığı baz istasyon kayıtlarının istenmemiş olması,
-Dosya içinde mevcut kamera kayıtları duruşmada izlenerek ve suça sürüklenen çocuk T.'a gösterilerek kendisi olup olmadığı sorulmadan sadece bu yöndeki tutanaklar okunmak suretiyle karar verilmiş olması,
-Suça sürüklenen çocuk B.'ın; kamera kayıtlarına göre eyleme iştiraki konusunda açıklayıcı rapor alınmamış olması,
-Karar başlığına suç saati yazılmayarak CMK'nun 232/2-c maddesine muhalefet edilmiş olması,
Hususlarının eleştiri konusu yapılması gerekmiştir.
SONUÇ OLARAK;
Yukarıda (3) numaralı bentte belirtilen hususlar eleştiri konusu yapılarak, (1) ve (2) numaralı bentlerde belirtilen hususlar yönünden; CMK'nun 289/1-g maddesinde ifade edilen "Hükmün CMK 230 maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi" ve CMK'nun 289/1-h maddesinde ifade edilen "hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması" nedenleriyle kesin hukuka aykırılık hali bulunduğundan başkaca yönleri incelenmeksizin CMK'nın 280/1-b kapsamında HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5271 Sayılı CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 14.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)