(5237 S. K. m. 63, 165) (5271 S. K. m. 231, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkemece; sanık hakkında düzenlenen iddianame ile hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından açılan davada; suç vasfının değişmesi nedeniyle sanığa ek savunma verilerek suç eşyasının satın alınması suçundan hüküm kurulduğu, ancak; sanığın aynı eylemi nedeniyle hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden suç vasfından beraat kararı verildiği, suç eşyasının satın alınması suçundan ise mahkumiyet hükmü kurularak, aynı fiille ilgili olarak iki kez hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesine aykırı davranıldığı ve hükümde çelişkiye neden olunmak suretiyle gerekçesizliğe yol açıldığı, (Y.2.CD. 2013/33357E-14/23648K,2014/21467E-2016/972K ve Y.17.CD.2015/18029E-2016/10961K) gerekçenin, CMK.230/1-c maddesine uygun olmadığı; bu durumun CMK'nun 289/1-g maddesinde ifade edilen "Hükmün CMK 230 maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi" halini oluşturduğu ve bozmayı gerektirir hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olduğu anlaşılmıştır.
(2) Ayrıca;
a) Hırsızlığın 22/02/2016 tarihinde saat 19:00-23:00 arasında yapıldığı, sanık 29/02/2016 tarihli CİK aracılığı ile gönderdiği dilekçede 22/02/2016 tarihinde saat 22:00 sıralarında uyuşturucu etkisi altında gezerken suça konu tabletleri Lalepaşa parkında bulduğunu söylediği, tabletleri satın alan tanık M. A.; soruşturma aşamasında verdiği 25/02/2016 tarihli ifade sırasında tabletleri 3-4 gün önce sanıktan satın aldığını söylediği, bu durumda; sanığın, hırsızlığın yapıldığı olay günü itibarıyla tabletleri tanığa sattığı, sanığın suça konu tabletleri olay günü tanımadığı iki kişinin parka sakladığı ve kendisinin saklanan yerden bulduğuna dair savunmasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, suç tarih ve saatleri ile sanığın tabletleri bulduğunu iddia ettiği saat arasındaki zaman dilimi ve ihbar tutanağı dikkate alındığında sanığın eyleminin hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarara verme suçları oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde TCK'nın 165.maddesine göre mahkumiyet hükmü kurulmuş olması hususunun eleştiri konusu yapılması gerekmiştir.
b) Sanığın 25/02/2016 tarihinde 1 günlük gözaltında geçirdiği süre TCK'nın 63. maddesi uyarınca cezasından mahsup edilmemiş ise de, bu süre infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden eleştiri konusu yapılmıştır.
c) Sanığın adli sicil kaydında yazılı İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28/10/2014 tarih 2013/706 Esas-2014/633 Karar sayılı dosyaya ilişkin olarak hükümle birlikte mahkemesine CMK'nun 231/11 Maddesi uyarınca koşulları oluştuğu hâlde ihbarda bulunulmamış ise de; bu eksikliğin hükmün esasına dair olmadığı ve mahkemesince her zaman ikmâlinin mümkün olduğu anlaşılmıştır.
SONUÇ OLARAK;
Yukarıda (2) numaralı bentte yer alan hususlar eleştiri konusu yapılarak; (1) numaralı bentte yer alan gerekçelerle, CMK'nun 289/1-g maddesinde ifade edilen "Hükmün CMK 230 maddesi gereğince gerekçeyi içermemesi" nedeniyle kesin hukuka aykırılık hali bulunduğundan başkaca yönleri incelenmeksizin CMK'nın 280/1-b kapsamında HÜKMÜN BOZULMASINA,
Sanık hakkında aleyhe istinaf bulunmadığından CMK'nun 283 maddesinde belirtilen ceza süresi bakımından kazanılmış hakkın korunmasına,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nun 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)