(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 31, 180, 183, 193, 194, 195, 196, 200, 217, 219, 230, 231, 247, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 50, 51, 143) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ve müdafiinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-) Anayasamızın 141, CMK'nun ise 34/1 ve 230 maddeleri uyarınca mahkeme kararları denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olmalıdır. Gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler belirtilmeli, mevcut deliller tartışılmalı ve değerlendirilmeli, hükme esas alınan ve reddedilen deliller açıkça gösterilmeli, hangi delile neden üstünlük tanındığı somut olarak açıklanıp tartışılmalı, hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgeler ile bunların dayanakları gösterilerek ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi belirtilerek delillerle sonuç arasında bağ kurulmalıdır.
Katılan 12:30'da evden ayrıldığını, 23:30'da eve geldiğinde hırsızlık olduğunu gördüğünü, kendisi evden ayrıldıktan sonra eşinin de evden ayrıldığını ifade etmiştir. Kovuşturma aşamasında suçunu ikrar eden sanık, hangi saatte suçu gerçekleştirdiğine ilişkin beyanda bulunmamıştır. Katılan ve sanık ifadesi ile suçun hangi zaman diliminde gerçekleştirildiği kesin olarak tespit edilip, suçun gündüz vakti mi yoksa gece vakti mi işlendiği belirlenemediğine göre; katılanın eşi tanık olarak dinlenip, evden hangi saatte ayrıldığının sorulması ayrıca suçunu ikrar eden sanığa suçu hangi saatte işlediği sorularak suçun hangi zaman diliminde işlendiği kesin olarak tespit edilip, buna göre gece vakti mi yoksa gündüz vakti mi suçun işlendiğinin belirlenmesi gerekirken; suçun işlendiği zaman dilimi ile buna ilişkin delillere gerekçede yer verilmeden ve bu deliller tartışılmadan, suçun gece vakti işlendiği kabul edilerek TCK 143. maddesi uyarınca sanığın cezasında arttırım yapılmak suretiyle hükümde gerekçesizliğe neden olunmuştur.
Ayrıca mahkeme; TCK 143. madde uyarınca cezada arttırım yaparken 1/2 yerine, 1/3 oranında arttırım yaparak TCK 143. Maddedeki düzenlemeye muhalefet etmiştir.
2-) Sanık K. K., yargılamanın yapıldığı tarihlerde, mahkemenin yargı çevresi içinde bulunan Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde hükümlü/ tutuklu olarak bulunduğu halde, duruşmaya çağrılıp sorgu ve savunması alınmamış, bunun yerine cezaevinde bulunan sanığın duruşmalarda SEGBİS aracılığıyla hazır edilerek sorgu ve savunmasının yapıldığı görülmüştür.
CMK'nın 193. maddesine göre, Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmayacaktır. Bunun nedeni sanığın savunma hakkını kullanabilmesidir. Sanığın kendini savunmaksızın bulunmadığı bir muhakemede cezalandırılması, adil yargılanma bakımından uygun değildir. Bu hükmün uygulanmaması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup CMK 289/1-h maddesi gereğince mutlak hukuka aykırılık halini oluşturur. Kural bu olmakla birlikte; CMK 193/2 maddesinde belirtilen mahkumiyet dışında bir karar verilmesi hali, CMK 194/2 maddesine göre sanığın mahkemeden uzaklaşması hali, CMK 195/1 maddesine göre suçun yalnız veya birlikte adli para cezasının veya müsadereyi gerektirmesi hali, CMK 196/1 maddesine göre sorgusu yapılmış olmak kaydıyla sanığın duruşmadan bağışık tutulması hali, CMK 196/2 maddesine göre sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilmesi hali, CMK 200/1 maddesine göre sorgu sırasında sanığın mahkeme salonuna çıkarılabilmesi hali ve CMK 247/1-3 maddesine göre sanığın kaçak olması hallerinde sanık hazır bulundurulmaksızın duruşma yapılabilecektir.
CMK 217/1 maddesinde Ceza Muhakemesi Hukukunun temel ilkelerinden olan delillerle doğrudan doğruya temas ilkesi düzenlenmiştir. Maddeye göre Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurundan tartışılmış delillere dayandırabilecektir.
Niyabet ve istinabe bu kuralın istisnalarını oluşturmaktadır. Bir ceza muhakemesi işleminin bir heyetin ya da kurulun yapması gerektiğinde, ana dava dışında bir yerde yapılacak bir ceza muhakemesi işlemini yasa gereği o heyetin içinden bir kişinin gitmesine karar alınmasına niyabet, o amaçla görevlendirilen Hakime de Naip Hakim denilmektedir.
İstinabeye uygulamada talimat ya da tetkikat da denilmektedir. Hakim, mahkeme ve Savcılıkların görev ve yetki alanları vardır. İstinabe kurallarında özellikle yer bakımından farklı bir yerdeki soruşturma veya kovuşturma makamının yapacağı bir işlem söz konusudur.
CMK'nın 183. Maddesine göre; CMK'nın 180/5 maddesiyle 196/4 fıkrası hükmü saklı kalmak üzere, adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Görüldüğü üzere, ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağının düzenlendiği CMK 183. maddesinde, tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesi (CMK 180/5) ile istinabe yoluyla sorguya çekilen sanığın görüntü ve sesinin aktarılması (CMK 196/4) halleri istisna olarak düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
CMK 193. maddesinde Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmayacağının belirtilmesi, CMK 217/1 maddesinde ifadesini bulan Hakimin delillerle doğrudan doğruya temas etme ilkesi, CMK 183. Maddesinde, sanığın istinabe yoluyla sorguya çekilmesi ile tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmesi hali dışında, ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılmasının yasak olduğunun düzenlenmesi karşısında;
Aynı yargı çevresi içindeki cezaevinde tutuklu/ hükümlü olarak bulunan sanığın duruşmalarda hazır edilmeyip SEGBİS yolu ile sorgu ve savunmasının alınması CMK'nın 289/1-h maddesi uyarınca savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, hukuka kesin aykırılık halini oluşturmaktadır. Yüksek Yargıtay 22. Ceza Dairesi'nin 14/06/2016 tarih, 2016/5865 Esas, 2016/10406 Karar nolu içtihadı da bu yöndedir.
3-) Mahkeme, sanığın Konut Dokunulmazlığını İhlal suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, TCK 50, 51 ve CMK 231. maddeleri sanık hakkında uygulamamış, gerekçe olarak da sanığa verilen cezanın 2 yıldan fazla olmasını göstermiştir. Oysa; sanığa verilen ceza miktarı 2 yıldan fazla olmayıp, 1 yıl 6 ay hapis cezasıdır. Bu şekilde, TCK 50, 51 ve CMK 231. maddelerin tatbikinde mahkeme gerekçede yanılgıya düşmüş ve bu suretle hükümde gerekçesizliğe neden olmuştur.
4-) Sanık hakkında verilen hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak TCK'nın 53.maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarih 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı olup 24/11/2015 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren karar içeriğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır.
5-) 26/01/2017 ve 09/02/2017 tarihli celselerdeki duruşma tutanakları Zabıt Katibi tarafından elektronik imza ve/veya ıslak imza ile imzalanmayarak CMK 219/1 maddesine muhalefet edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
(4) ve (5) nolu bendler eleştiri konusu yapılarak, (1),(2) ve (3) nolu bendlerden dolayı ise, CMK 289/1-g,h ve CMK 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA; dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
CMK 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)