Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
SSÇ M. A. hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
02/01/2015 tarihinde V. B. ve T. B. hakkında Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçu sebebiyle yürütülen soruşturma kapsamında SSÇ M. A.'nın, T. B.'a ait adresten birşey alıp çıktığı tespit edildikten sonra SSÇ M. A. durdurulduğunda üzerindeki uyuşturucu maddeyi rızaen teslim ettiği, İzmir KPL'nin 06/01/2015 tarihli raporuna göre SSÇ M. A.'nın teslim ettiği maddenin THC ihtiva eden bitki kırıntısı olduğunun belirtildiği, SSÇ M. A.'nın savcılıkta müdafii eşliğinde uyuşturucu madde aldığını doğruladığı, ancak bayan bir şahıstan almadığını ifade ettiği, 26/01/2015 tarihli KDAE kararının SSÇ M. A.'ya adresin mernis şerhi olduğuna dair meşruhat içeren davetiye ile tebliğe çıkarıldığı ve TK'nın 21/2 maddesi uyarınca 10/02/2015 tarihinde tebliğ olduğu, KDAE kararının SSÇ müdafiine 12/02/2015 tarihinde tebliğ edildiği, çağrı davetiyesinin SSÇ M. A.'ya adresin mernis şerhi olduğuna dair meşruhat içeren davetiye ile tebliğe çıkarıldığı ve TK'nın 21/2 maddesi uyarınca 17/04/2015 tarihinde tebliğ edildiği, 05/08/2015 tarihinde denetim dosyasının kapatıldığı, ihtarlı çağrı davetiyesinin SSÇ M. A.'ya adresin mernis şerhi olduğuna dair meşruhat içeren davetiye ile tebliğe çıkarıldığı ve TK'nın 21/2 maddesi uyarınca 21/08/2015 tarihinde tebliğ olduğu, her iki davetiyede de muhattap olarak SSÇ'nin velisi H. A.'nın adının elyazısı ile eklendiği, davetiyelerdeki adresin SSÇ'nin ifadesinde belirttiği adres olduğu, SSÇ'nin denetimli serbestlik sürecini ihlal ettiğinden bahisle iddianamenin tanzim edildiği, yapılan yargılama sırasında SSÇ'nin savunmasının tespit edildiği, mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu karara karşı yasal süresi içerisinde SSÇ tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, dosyanın Dairemize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin ve bu izahlar ışığında KDAE süreci içerisinde SSÇ adına çıkarılan (çıkarılması gereken) KDAE kararının tebliği, çağrı/uyarı/ihtarlı çağrı davetiyelerinin usul ve yasaya aykırı şekilde tebliğ edilmiş olması nedeniyle ısrar koşulunun oluşmadığı, bu itibarla durma kararı verilmesi gerektiği halde, mahkumiyet hükmü tesis edildiği anlaşılmakla, belirtilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Kovuşturma şartı olan ısrar koşulu oluşmadığından durma kararı yerine SSÇ'nin yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup, SSÇ'nin istinaf iddialarının bu itibarla yerinde olduğu görülmekle, 24/10/2019 tarih ve 7188 Sayılı kanunun 27. Maddesi ile değişik CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kabule göre, suç tarihi itibariyle atılı suç için öngörülen temel cezanın 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş olmasına rağmen inceleme konusu kararda temel ceza süresi 1 yıl hapis olarak belirlenmiş olmakla bu konuda SSÇ'nin kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 5271 Sayılı CMK'nın 284/1 Maddesi gereğince KESİN OLARAK, 27.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)