Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
Katılan vekili, yerel mahkemenin düşme kararı hatalı ve hukuka aykırı olup verilen kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak sanık hakkında ceza kararının tesis edilmesi gerekmekte olduğundan açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, usul ve yasaya aykırı olan, yerel mahkemenin sanık hakkında vermiş olduğu düşme kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılarak sanık hakkında ceza kararının verilmesini talep etmiştir. İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiştir. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Aynı suç yeriyle ilgili olarak düzenlenen 30/06/2015 tarihli tutanak için torbalı 2 asliye ceza mahkemesinin 2016/98 esasına kaydı yapılan davada sanığa ertelenmiş 10 ay cezasının verildiği, kararın temyiz aşamasında olup halen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyayla ilgili herhangi bir inceleme yapılmadığı, kamu davasına konu olayla ilgili olarak ise 22/04/2015 tarihinde düzenlenen tutanak sonrasında başlatılan ceza soruşturması ile ilgili olarak 25/07/2016 tarihinde düzenlenen iddianamenin sonrasında kabul edilmesi dolayısıyla arada hukuki kesinti bulunmaması karşısında, sanığın eylemlerinin sübutu halinde TCK 43 maddesinin uygulanmasının söz konusu olabileceği ve sanığın hukuki durumunun buna göre belirlenmesi gerekirken yargılamaya devam olunarak usul ve yasaya aykırı biçimde karar verilmiş ise de; mahkemesince Yargıtay'da bulunan dosyayla ilgili olarak Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesine bildirimde bulunulmak suretiyle fazla ceza tayini ya da sanığın karşılıksız yararlanma suçundan kaynaklanan zararı ödemesi sonrasında davanın düşürülmesine karar verilmesi ile ilgili olarak bir kez uygulama yapılabilecek olması gibi hususların zincirleme suç hükümlerine göre değerlendirme yapılmasının sağlanması da mümkün görüldüğü gibi ayrıca karşılıksız yararlanma suçundan verilen düşme kararının Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne henüz kesinleşmemiş kararın da takibi ile birlikte bildirilmesinin mahalli mahkemesince yerine getirilmesi mümkün görülmüş olmakla;
6352 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 Sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle "bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına" dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme karan verilmesi gerekeceği, nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması karşısında mahkemenin kabul ve gerekçesi göz önünde bulundurularak yazılı olduğu üzere karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
SONUÇ: Bu itibarla;
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
İstinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK 280/1-a MADDESİ UYARINCA ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kararın istinaf edene mahkemesince tebliğine, CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)