Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
Sanık istinaf dilekçesinde; lehine olan maddelerin uygulanmasını ve verilen üst sınır cezanın ertelenmesini istemiştir.
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Müştekinin 27/06/2016 tarihli hazırlık ifadesinde aracını sitenin otoparkına parkettiğini beyan ettiği, mahkemece TCK 142/2-h maddesinin kararda değerlendirilmediği, keşif yapılmadığı ancak bu hususta aleyhe istinaf olmadığı,
Mahkemece birleşen dava dosyasından dolayı CMK 223/7 maddesi gereğince davanın reddine karar vermesi gerekirken eylemin tek bir hırsızlık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hüküm kurmasının doğru olmadığı,
Sanığa iddianamenin tebliğ edilmediği, sanığın cezaevinde bulunması sebebiyle 14/12/2016 tarihli duruşma celsesinde SEGBİS yoluyla savunmasının alındığı, CMK 176/4 maddesi gereğince iddianamenin tebliği ile duruşma arasında bir haftalık sürenin bulunması ve bulunmadığı takdirde duruşmaya ara verme hakkının sanığa hatırlatılması gerekirken hatırlatılmayarak savunmasının alındığı, bu suretle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı, açıkça hukuka kesin aykırılık hali olduğu, hükmün bozulması gerektiği,
Anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri ile, CMK'nın 289/1-h, 280/1-b maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, DOSYANIN YENİDEN İNCELENMEK VE HÜKMOLUNMAK ÜZERE HÜKMÜ BOZULAN İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, CMK 284/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)