Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Müdafiinin öncelikle süre tutum talebinde bulunduğu, sonrasında usul ve yasaya aykırı olan hükmün hakkaniyete de aykırı olduğunu, müştekilerin duruşma sürecinde davaya konu olayın yaşanmadığı yolundaki beyanlarının nazara alınmadığını belirterek, hükmün ortadan kaldırılmasına ve beraate hükmedilmesini talep ettiği,
Cumhuriyet savcısının, müştekilerin yakınları olan sanığın para istediği sırada tehdit içeren bir söz söylemediğini, sadece para verilmediği için sövdüğünü beyan etmeleri karşısında sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi sebebiyle kararı sanık lehine istinaf ettiği görülmekle;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın mahkemede kabul ettiği soruşturma aşamasında kolluk tarafından alınan ifadesinde halasının evine harçlık istemek için gittiğini, kapıyı açmadıklarını, korkuluk demirlerinden tırmanarak 3. kata çıktığını, oradan 2. kattaki evlerinin kapısını çaldığını, kapıyı açtıklarını sadece harçlık istediğini, kendisine 2 TL verdiklerini, daha sonra evden çıktığında polis ekibinin geldiğini, mahkemede alınan savunmasında da olay günü alkollü olduğunu, kendisine kapıyı açmadıkları için korkuluklara tırmandığını, korktukları için kapı açtıklarını, alkollü olması sebebiyle küfür etmiş olabileceğini ancak hatırlamadığını, para istediğini, "enişten gelsin veririz" dediklerini, tartışma olduğunu ve polislerin geldiğini beyan ettiği, alkollü olduğu için detayını hatırlamadığını beyan ederek kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik savunma yaptığı, bu savunmasının kaçamaklı ikrar içerdiği, müştekilerin kolluk tarafından alınan ifadelerinin kısmen sanık savunmaları ile doğrulandığı, sanık ile yakın akraba olan müştekilerin sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olarak mahkemede ifadelerini değiştirdikleri ancak kolluk tarafından olayın hemen akabinde alınan samimi beyanlarına itibar edilmesine engel bir durumun bulunmadığı, itibar edilen kolluk ifadelerinde sanığın sadece harçlık istediğine dair herhangi bir beyanlarının olmadığı; kaldı ki, sanığın müşteki halasından para istemesi ve halasının "enişten gelsin veririz" demesi üzerine sadece "senin ananı avradını sinkaf ederim" dediği kabul edilse dahi bu sözlerin de TCK'nın 106. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen "Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit" kapsamında olduğu ve para verilmesine zorlamak amacıyla söylenmesi halinde de yağma suçunu oluşturduğu; sanığın olay günü müştekilerin konutunda halası olan müştekiden para istediği ve "para vermezseniz sizi öldürürüm" dediği, kabul edilen oluş itibariyle sanığın konutta yağmaya teşebbüs suçunu işlediği yolundaki mahkeme kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu olduğu;
Tüm dosya kapsamına göre, mağdurların soruşturma aşamasında alınan ilk beyanlarına, sanığın aynı süreçte alınan kaçamaklı savunmasına, polisin olay yerine geldiğinde sanığın orada bulunduğuna dair şüphe olmamasına nazaran duruşma sürecinde sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik beyanlarda bulunan mağdurların bu beyanlarına itibar edilmeyerek atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığından;
Ayrıca hadisenin gelişimine ve iddiaya göre, her iki mağdura yönelik iki ayrı suçun oluştuğunun anlaşılmasına rağmen, eylemin tek bir suç olarak kabul edilip buna göre ek savunma da verilmeyerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı ise de;
SONUÇ: Mahkemenin kararında usule ve esasa dair herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kararın istinaf edenlere mahkemesince tebliğine, CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, 20.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)