(5237 S. K. m. 7, 51, 149)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanların istinaf dilekçeleri içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Katılan sanıklar H. A. ve M. Ş.'ın karşılıklı birbirlerine yönelik basit yaralama suçlarına ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildiği, söz konusu hükümlerin istinaf incelemesine tabi olmadığı görülmekle,
Dosyada yargılama gideri olarak gösterilen adli tıp faturasının sadece sanık H.'in M.'a yönelik eylemine ilişkin olduğu halde 3 sanıktan eşit şekilde alınmasına karar verilen giderlere dahil edilmesinin usule uygun olmadığı, yağma suçuna ilişkin olarak sanıklar U. Ş. ve M. Ş. hakkında verilen ceza miktarı dikkate alındığında uygulama imkanı bulunmamakla birlikte davranışları olumlu değerlendirilip yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanık M. hakkında yağma suçundaki hükmün sonuna TCK 51. maddesinin uygulanmaması gerekçesi olarak olumsuz kişiliğinden söz edilerek hükmün karıştırılması, katılan sanıklar H. ve M.'un kendilerini vekil vasıtasıyla temsil ettirdikleri dikkate alınarak vekalet ücretine ilişkin karar verilmesi gerekirken bu yönde karar verilmediği görülmüş,
Sanıklar U. ve M.'a yönelik olarak Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararında TCK 149/1-c maddesine ilişkin sevk maddesi gösterildiği halde ek savunma alınmadan TCK 149/1-h maddesinin de uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı,
İddianamede şüpheliye yüklenen suç hakkında suç teşkil eden fiil, zamanı ve işlendiği yer konusunda açıklama gerektiği gibi olay öyküsünde isnat edilen fiilin hangi fiil olduğu açıkça anlatılmalıdır. Hakim fiilin niteliğini tayin ve takdirde iddianamedeki hukuki görüş ile bağlı değildir. Ancak iddianamede bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermeyeceği, iddianame ile açılan ve yürütülen yargılama sonucu değişen suç vasfı ile bir görevsizlik kararı verilmesi halinde öncelikle açılan davanın dönüşen suç niteliğine uygun olup olmadığı değerlendirilip olanaklı değilse usulünce kamu davası açılması zorunludur. Şayet iddianamede suç teşkil eden eylem açıkça anlatılmış, ancak suçun vasıflandırılması hatalı ise bu halde bir görevsizlik kararı verilmesi mümkündür.
Somut olayda iddianamede katılan sanık H. A.'ın aracının zorla alınması eyleminin sevk maddesi olarak belirtilmediği, bu yönde herhangi bir suç tanımı yapılmadığı, bu fiil öncesi gerçekleşen olayın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu olarak gösterildiği, aracın alınıp başka bir yere götürülüp yakılması olayı yakarak nitelikli mala zarar verme olarak vasıflandırıldığı, aradaki alma olgusunun iddianamede tariflenmediği, Ceza Genel Kurulunun 16/04/2013 tarih ve 2012/6-1307 esas 2013/151 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesinin o olay hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği, bu nedenle bahsedilen eyleme ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunularak sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılan ve yeni esasa kayıt yapılan dosya derdest ise gerektiğinde birleştirilerek dosyanın tekemmülü yoluna gidilmesi gerektiği halde yargılamaya devamla hüküm kurulduğu, savunma hakkının kısıtlandığı,
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. Maddesi ile değişik CMK.nın 253/1 maddesi uyarınca istinaf incelemesine konu ve TCK.nın 106/1-1. cümle maddesinde tanımı yapılan katılan sanık H.'e yönelik sanık İ. H. Ş.'a isnat edilen ve istinafa tabi tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması karşısında; TCK.nın 7/2 maddesindeki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek anılan kanunun 35 maddesi ile değişik CMK.nın 254 maddesi gereğince sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş olup istinaf başvurusunda bulunan katılan sanıklar müdafiileri ve sanık müdafiinin istinaf talepleri bu nedenle uygun görülmekle başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, CMK'nın 280/-1-b maddesi uyarınca kesin olarak 10.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)