(5237 S. K. m. 58, 142) (5271 S. K. m. 230, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvuran sanık S. A. müdafii istinaf talepli dilekçesinde; verilen mahkumiyet kararlarının dosya içeriğine, usul ve yasaya aykırılık taşıdığından bozulmasına karar verilmesini talep etmiş, sanıklar M. B. K. ve O. Y. müdafii; gerekçede gösterilen delillerin hiçbirinin dosya konusu suç ile ilgisinin bulunmadığını, toptancı bir anlayışla faili belirsiz otuzu aşkın suçlama yöneltildiğini, dosyaların tümüne aynı tutanaklar, aynı görüntüler, aynı tanıklar ve aynı belgelerin konulduğunu, müvekkilleriyle ilgili bu şekildeki bir çok soruşturma dosyasının takipsizlikle ve kovuşturma dosyalarının da beraatle sonuçlandığını GPRS kayıtlarının hiçbir hukuki ve bilimsel incelemeden geçmediğini, bir bölgeden geçmenin benzer veya farklı tarihte, o bölgede işlenen suçun geçen kişi veya kişilerce işlendiğine dayanak olamayacağını, sanık M. B.'ın olay tarihinde Diyarbakır ilinde bulunduğunu, mahkumiyet için belirtilen gerekçelerin tamamen varsayıma dayalı olduğunu, kanun ve hukuka aykırı kararın bozulmasını talep ettiklerini bildirmiştir.
Cumhuriyet Savcısı M. C. A. istinaf talepli dilekçesinde; dosya kapsamına göre sanıklar O. Y. ve M. B. K.'ın üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediği halde mahkumiyetlerine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı görüldüğünden sanıklar lehine istinafen kaldırılması talebinde bulunulmuştur.
Başvuruların ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık M. B. K.'un aşamalarda olay tarihinde Diyarbakır ilinde olduğunu, suçu işlemediğini beyan ettiği, her üç sanığın sorguları sırasında olay tarihinde İzmir ilinde bulunmadıklarını Diyarbakır'da olduklarını öne sürdükleri, soruşturma aşamasında sanıklar O. ve S.'in bu şekilde beyanları bulunmadığı halde çelişkili savunma içeriğinin sebebinin sanıklara sorulmadığı, savunma olarak ileri sürülen hususun araştırılması gerektiği, bu kapsamda kolluk tarafından sanıklara ait kullanılan telefon numaralarının tespit edildiği, ifadeleri sırasında aynı telefon numaralarının sanıklarca belirtilmiş olduğu, yapılan telefon görüşmelerinden baz istasyonları kayıtlarının tespitinin mümkün bulunduğu, bu yönde araştırma yapılmasının savunmaların doğruluğunun tespiti bakımından önem arz ettiği, diğer taraftan sanıklar M. B. K. ve O. Y. müdafiinin duruşmadan 1 gün önce başka bir mahkemenin çakışan duruşma dosyasından söz ederek mazeret talebinde bulunduğu, mahkemece bir önceki oturum için mazeret verildiği belirtilerek mazeretin reddi yönünde karar verilmiş ise de, bu hususun kötüye kullanıldığı hususunda herhangi bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında, müdafilerinin yokluğunda, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olmasının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu, sanık O. hakkında TCK 58. Uygulamasına esas alınan ilamda doğum tarihinin 26/08/1991 olarak göründüğü, nüfus kaydı incelendiğinde 2012 yılında kesinleşen karar ile doğum tarihinin 26/08/1995 olarak düzeltilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu yönüyle hükmün tekerrüre esas alınıp alınamayacağının karar yerinde tartışılmadığı, bu şekilde;
Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması ve CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince yasal ve yeterli gerekçeyi içermemesi,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanıklar müdafilerinin ve o yer Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden, CMK'nın 289/1-h, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 20.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)