(5237 S. K. m. 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık müdafi istinaf talepli dilekçesinde, sanığın aşamalarda istikrarlı şekilde suçlamayı reddettiğini, dinlenen tanıkların beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu, bu sebeple sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken cezalandırılması yönündeki kararın bozulmasını talep ettiklerini bildirmiştir.
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın soruşturma aşamasında dava konusu suçtan tutuklandığı, Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada iddianamenin tebliğ edildiği, sanığın SEGBİS yoluyla savunmasının alınması yönünde herhangi bir talebinin bulunmadığı, duruşmadan bağışık tutulma talebi de olmadığı halde aynı yargı çevresinde bulunan ceza infaz kurumunda müsnet suçtan tutuklu sanığın bizzat duruşmada hazır edilerek savunmasının alınması gerektiği halde buna uyulmadığı, Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 2015/21317 Esas, 2016/3827 Karar sayılı ilamında "Başka suçtan aynı yargı çevresindeki cezaevinde hükümlü olduğu anlaşılan sanığın savunması alınırken ve hükmün açıklandığı 11/11/2014 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan SEGBİS aracılığıyla savunması alınarak hüküm kurulması..." şeklindeki izahat göz önüne alındığında başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunsa dahi aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda bulunan sanığın duruşmada hazır edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu, bu nedenle;
Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden CMK'nın 289/1-h, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 14.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)