(5237 S. K. m. 165) (5271 S. K. m. 48, 223, 230, 280, 284, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesiyle: SSÇ H. N. A. hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçundan yapılan yargılama neticesinde SSÇ'nin atılı suçu işlediğine dair kesin delil elde edilemediğinden bahisle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ise de, SSÇ ile eşinin olay tarihinde müştekinin evine gittikleri, müştekinin yanlarından bir süreliğine ayrıldığı sırada, "biz gidiyoruz" diyerek müştekinin yanlarına dönmesini beklemeksizin ikametten ayrıldıkları, akabinde telefoncuya eşi ile birlikte giderek müştekiye ait telefonu sattıkları, satış işlemi sırasında da SSÇ'nin kimliğini telefoncuya ibraz ettikleri, telefoncunun tanık olarak ifadesinde her ikisinin de birlikte hareket ettiklerini söylediği, bu halde SSÇ'nin, eşinin böyle bir telefonu olmadığını bilmesinin bekleneceği, aksinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ikamet sahibi olan müştekinin yanlarında olmadığı bir sırada ikametten ayrılıp, arkasından da (olay tarihi olan 28/01/2016 ile yakalandıkları tarih olan 30/01/2016 arasındaki bir zaman diliminde) telefoncuya gidip telefonu satmış olmaları ve satış işlemi sırasında da birlikte hareket etmiş olmaları gözetildiğinde SSÇ'nin başından beri eşi ile hareket ettiği, savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, eşi M. A.'nın aynı suçtan yargılanıp mahkumiyetine karar verilmiş olması karşısında SSÇ hakkında da mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraatine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle mahkeme hükmü usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı bulunduğundan SSÇ aleyhine kararın istinâfen kaldırılması talebinde bulunduğu görülmekle,
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Öncelikle suça sürüklenen çocuğun eşi olan M. A. hakkında açılan dava ile bu davanın birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği halde bu yola tevessül edilmemesi usul ve yasaya aykırı ise de M. A. hakkında açılan davada karar verilmesi ve UYAP ortamından yapılan kontrolde 6/3/2017 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması nedeniyle bu aşamada istinaf incelemesi açısından yapılacak bir işlem olmadığı,
M. hakkında açılan davada suça inkar etmesine karşın bu kere tanık sıfatıyla ve CMK 48 maddesi uyarınca tanıklıktan çekilme hakkı hatırlatılmaksızın alınan ifadesinde eylemi kabul eder tarzda beyanda bulunması ve suça sürüklenen çocuk H. N. A.'nın olayla bir ilişkisinin olmadığını ifade etmesine ve suça sürüklenen çocuğun savunmasına itibar edilerek beraat kararı verildiği görülmekte ise de;
Müştekiden suça konu telefonun bulunduğu yer ile suça sürüklenen çocuk ve istinaf dışı sanık M. A.'nın oturdukları yerin aynı yer olup olmadığının tereddütsüz biçimde tespiti bakımından sorulmasının gerekmesine rağmen sorulmadığı görülmüş ise de, aynı yerde bulunmaları halinde dahi M. A.'nın suça sürüklenen çocuktan ayrı biçimde hareketi ile suça konu telefonu alması ve suçun tamamlanmasından sonra iştirak söz konusu olmayacak ise de telefonun satışının suça sürüklenen çocuk tarafından yapılmış olması nedeniyle; eylemin bu haliyle TCK 165 maddesine uyan suçu oluşturma ihtimalinin bulunmasına göre ek savunma hakkının verilmesi suretiyle işlem yapılması, bu hususun gerekçede tartışılması gerektiği ve bu konuda öncelikle 6673 Sayılı Kanuna göre uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine rağmen aksine bir değerlendirmeyle istinaf olunan hükmün verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirildiğinden,
Hükmün CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince açıklanan suretle eksik soruşturmaya bağlı olarak yasal ve yeterli gerekçeyi içermemesi yanında savunma hakkını kısıtlar biçimde uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden CMK'nın 289/1-g-h, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere HÜKMÜ BOZULAN İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, CMK 284/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 28.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)