(5271 S. K. m. 230, 280, 284, 289) (5237 S. K. m. 109, 149)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
Katılan vekilinin istinaf dilekçesiyle sanığın üzerine atılı suçları işlediği sabit olmadığından istinaf olunan hükümler verilmiş ise de mevcut kanıt durumuna göre sanığın tüm suçlardan cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle kararın bozulmasına ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmekle,
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mağdurun tıbbi raporuyla btm ile giderilemez ve birinci derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı sabittir. Mahkeme bu eylemin mağdur F.'nin babası tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini kabul etmiştir.
Mahkeme kasten yaralama suçuna ilişkin yukarıda açıklanan gerekçe dışında sanığa isnat edilen nitelikli yağma, hürriyeti kısıtlamaya teşebbüs suçlarının işlendiğinin şüphede kaldığını belirterek sanığın beraatine karar vermiştir.
Ancak mahkemenin soruşturma aşamasında suça konu telefonun mağdurenin annesinden alıp sanığa verdiğini beyan eden tanık S.'in duruşma sırasında aynı yolda beyanda bulunmasına rağmen bu kere soruşturma aşamasında farklı beyanda bulunan A. ve N.’in duruşma sırasında suça konu telefonun N.. tarafından mağdurenin annesinden alınarak sanığa verildiği yolunda beyanda bulundukları, bu farklılıkların giderilmediği görülmektedir,
Mağdurenin babası tarafından dövüldüğü yolundaki savunma yanında mağdure ile sanık ve ailesinin karşılaşma tarihi ve saati açısından farklı anlatımların söz konusu olduğu, bu hususların aydınlığa kavuşturulması bakımından sanığın savunmasına göre mağdurenin ailesi ile birlikte kaldığı konuta gittikleri sırada orada bulunduğu ileri sürülen M. C., N. C. ve S. Ç.'in hem hadisenin tümüyle meydana geliş biçimine ilişkin hem de mağdurenin sanık ve ailesi geldiğinde yaralı vaziyette konutunda yatar durumda olup olmadığı hususunda beyanlarının alınmamış olmasının savunma hakkını kısıtlar nitelikte olduğu, keza beyanı alınan tüm şahıslara savunmayla ilgili bu hususun sorulması gerektiği halde sorulmadığı görülmektedir.
Mahkemece genel açıklamalar sonrasında; sanık F. ile mağdur F.'nin nişanlı oldukları, sanık F..'ın İzmir İlinde yaşadığı, sanık ile mağdurun akraba oldukları, yılbaşı günü sanık F.. ve ailesinin ziyaret amaçlı olarak mağdur F.'nin evine geldikleri, mağdur F. ifadelerinde yılbaşı akşamı aileleri ile hep birlikte oturdukları esnada sanığın kendisini dışarıya çağırdığını, saat 01.30 sularında sanık F..'ın kendisini sokakta dövdüğünü, sanığın boğazını sıktığını ve yumruk attığını, vurma etkisi ile yere düştüğünü, fırsatını bularak olay yerinden kaçtığını, kaçtığı esnada sanığın hediye ettiği Samsung marka cep telefonu zorla aldığını beyan etmekle soruşturmanın başlatıldığı, sanık F. savunmalarında mağdur F. ile nişanlandığını, nişanlısının kendisini aldattığını çevresinden öğrendiğini, babasının mağdurenin babasını aradığını ve nişanı bozarak takılar ile hediyeleri almaya geleceklerini söylediğini, mağdurenin babasının bazı olaylar duyduğunu ve mağdure F.’yi dövdüğünü söylediğini, olay günü yılbaşı gecesinde mağdurelerin evine gittiklerini, mağdurenin kendisi ve ailesi ile hiç görüşmediğini, nişanı bozarak ayrıldıklarını ve kavga olmadığını, olay günü evde bulunan ortak akrabaları tanık S.'in cep telefonunu alarak kendisine getirdiğini beyan ettiği, her ne kadar mağdur F. ile mağdurun annesi ve babası olan müştekiler N. ve H.. aksini beyan etmiş ise; sanık F.. ile mağdur F. ve aileleri arasında nişanın bozulmasından dolayı suç isnat edebilecek bir husumetin hasıl olduğu, sanık F.. ve mağdure F.nin ortak akrabası olan ve mahkememizce de tarafsız olduğu kanaati edinilen tanık S.'in aşamalarda suça konu cep telefonunu müşteki N.den alarak sanık F..'a verdiğini ve olay günü herhangi bir kavganın yaşanmadığını beyan ettiği, sanığın yargılama süresince sanığın istikrarlı olarak aşamalarda atılı suçlamayı kabul etmediği ve tarafsız tanık S.''in sanığın savunmasını doğruladığı, mağdurun olayın üzerinden iki gün geçtikten sonra alınan adli raporunda gözüken yaralamanın sanığın iddia ettiği gibi mağdurenin babasının eylemi ile oluşmuş olabileceği, tüm bu anlatılanlar ışığında sanığın mağdur F.'yi yağmaladığına, hürriyetinden yoksun kıldığına ve yaraladığına ilişkin mahkumiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunamadığından beraatine karar verildiği belirtilmiş ise de;
Sanığa isnat olunan tüm suçlar açısından soruşturma aşamasında toplanan kanıtlara, duruşma sürecinde alınan beyanlara göre ifadeler arasında farklılıklar bulunması, sanığın savunmasında bahsi geçen M. C., N. C. ve S. Ç.'in mağdurenin yaralanmış veya hasta halde yattığı, bu nedenle sanığın onunla herhangi bir temasının olmadığı yolundaki savunmaya göre beyanlarının alınması gerektiği halde savunma hakkını kısıtlar tarzda bu kişilerin dinlenmemesi , beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, tüm suçlar açısından olay yerinde bulunduğunu belirten ve fakat kendi beyanları arasında ve diğerlerinin ifadeleri arasında bulunan farklılıklar bulunanların beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiği halde , eksik soruşturmaya ve buna bağlı zaafiyet içeren gerekçeye göre hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup;
Hükmün CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince yasal ve yeterli gerekçeyi içermemesi, açıklanan sebeplere göre beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmemesi ve ayrıca savunma hakkı kapsamında bildirilen tanıkların beyanlarının alınmaması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden CMK'nın 289/1-h, 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Gece Vakti Yağma, Yaralama suçlarından kurulan HÜKÜMLERİN AYRI AYRI BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve açıklanan hususlara göre kovuşturmanın yürütülmesi, kanıtların toplanması suretiyle oluşacak yeni duruma göre hükmolunmak üzere HÜKMÜ BOZULAN İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, CMK 284/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 21.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)