T.C.
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
8. Hukuk Dairesi
ESAS NO: 2026/1095
KARAR NO: 2026/1462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11.03.2026
NUMARASI: 2026/263 Esas, 2026/265 Karar
MAHKEMESİ: SARIGÖL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 08.10.2025
NUMARASI: 2025/180 Esas, 2025/390 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 16.06.2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 25.06.2026
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmekle dosya kapsamı incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; karşı taraf ....'ya ait .... plaka sayılı aracın 30.07.2021-30.07.2022 tarihleri arasında müvekkili şirketçe karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile poliçede yer alan teminatlar kapsamında poliçe limitleri miktarınca sigorta güvencesi altına alındığını, .... plaka sayılı araç sürücüsü ....'in KTK 57/1b-4 maddesini ihlal ederek .... SK ... plakalı araçla çarpışması sonucu yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda sigortalının anacındaki yolcunun vefat etmesi sonucu müvekkili şirket tarafından 331.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, araç sürücüsünün kaza esnasında ehliyetsiz olduğunun kaza tespit tutanağı ve raporları ile sabit olduğunu, sigortalının ehliyetsiz şekilde kullanmasının sigortalı araç işleteni konumunda bulunan borçlu sigortalı taraftan rücuen tazmini gerektiğini, müvekkili şirketçe sigortalı bulunan aracın işletenine rücu hakkının bulunduğu hususunda tereddüt olmadığını, Sarıgöl İcra Müdürlüğünün 2024/297 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu beyanla, davanın kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın davacı sigorta şirketinin kazaya karışan anacı işleten sigortalıya karşı zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında yaptığı ödemenin rücuen tahsili amacı ile açıldığını, davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olmayıp asliye ticaret mahkemesi olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olmayıp sigorta sözleşmesine dayalı rücu işlemi olduğunu, davanın görev yönünden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da sigorta şirketinin ödemesinin müvekkilinin kusuru sabit olmadan yapıldığını, ödemeye esas kusur oranı ve illiyet bağının taraflarına bildirilmediğini, müvekkili ...'nın .... plaka sayılı aracın sahibi olduğunu, kusur oranını kabul etmemekle birlikte Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2022/927 Esas sayılı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda .... plaka sayılı kamyon sürücüsü ....'in tali kusurlu olduğu,.... plakalı otomobil sürücüsü ....' in ise asli oranda kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiğini, bilirkişi heyet raporuna göre müvekkilinin sadece %75 oranında kusurlu olduğunu, İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusura ilişkin kati rapor alınması talepleri olduğunu, ehliyetsizlik iddiasının ispatlanamadığını, bu hususa ilişkin kesinleşmiş bir ceza kararı ya da resmi bir belge bulunmadığını, davacının tazminat talebinin yersiz olduğunu beyanla, davanın öncelikle görev nedeni ile usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 08.10.2025 tarih, 2025/180 Esas, 2025/390 Karar sayılı ilamı ile " uyuşmazlığın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinden kaynaklandığı, zorunlu sigortaların 6102 Sayılı TTK'de düzenlenmesine ve aynı yasanın 4. maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen işlerden kaynaklanan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğunun kabul edilmesine göre, ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir (aynı yönde bkz. Yargıtay 17. HD, 2014/9615 Esas, 2014/8821 Karar sayılı ilamı)" gerekçesi ile "6100 sayılı HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması sebebiyle davanın usulden reddine, davaya bakmaya Manisa Nöbetçi Asliye Ticret Mahkemesi'nin görevli olduğuna, karar kesinleştiğinde ve süresinde başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş, karar 26.02.2026 tarihinde kesinleşmiştir.
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/263 Esas, 2026/265 Karar sayılı 11.03.2026 tarihli ilamı ile de "Somut olayda, davaya dayanak sigorta ilişkisinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinden kaynaklandığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, sigortalı aracın hususi nitelikte olduğu, poliçede aracın “özel otomobil” olarak geçtiği, aracın .... marka.... model bir araç olduğu, davalının bu sözleşmede ticari veya mesleki amaçla hareket ettiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı sigortalının, somut sigorta ilişkisi bakımından tüketici konumunda bulunduğunun kabulü gerekir. Nitekim 6502 sayılı Kanun’un sistematiğinde sigorta sözleşmeleri açıkça tüketici işlemi kavramı içinde sayılmış olup, sigortalının tüketici sıfatını taşıdığı hallerde, sigortacı ile sigortalı arasındaki uyuşmazlığın sırf sigorta hukukundan kaynaklanması nedeniyle tüketici mahkemesi görev alanı dışına çıkarılması isabetli değildir. Burada esas alınması gereken, uyuşmazlığın dayanağını oluşturan hukuki ilişkinin niteliği ve tarafların bu ilişkideki sıfatıdır. Somut olayda da davalı, hususi araca ilişkin poliçenin tarafı olan sigortalı olup, dosya kapsamı itibariyle tüketici sıfatıyla hareket etmektedir. Her ne kadar Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verdiği görevsizlik kararında, zorunlu sigortaların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olması ve TTK m.4 kapsamında ticari dava niteliği bulunduğu gerekçesine dayanılmış ise de, bu değerlendirme somut olayın tüketici hukuku boyutunu yeterince karşılamamaktadır. Zira TTK’da düzenlenen bir sözleşme ilişkisinin bulunması, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki tüketici işlemi niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle 6502 sayılı Kanun’un 3. maddesinde sigorta sözleşmelerinin açıkça tüketici işlemi kapsamında sayılması ve 73. maddede de bu işlemlerden kaynaklanan davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun düzenlenmiş bulunması karşısında, hususi araca ilişkin ve tüketici sıfatıyla akdedilen poliçeden doğan bu uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesi gerekir. Ayrıca emsal niteliğindeki Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2017/67 Esas, 2018/1271 Karar sayılı, 22.02.2018 tarihli ilamında da; davacı sigortacı ile davalı sigortalı arasındaki ZMMS poliçesinden kaynaklanan, sigortacının üçüncü kişiye ödediği bedelin sigortalıdan rücuen tahsiline ilişkin uyuşmazlıkta, sigortalı aracın hususi oto olması ve davalının tüketici konumunda bulunması halinde, uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olduğu ve davaya tüketici mahkemesince bakılması gerektiği açıkça kabul edilmiştir. Mahkememizce de somut olayın maddi ve hukuki özelliklerinin anılan emsal kararla örtüştüğü değerlendirilmiştir. Şu halde, Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla görevsizlik kararı vermesi yerinde görülmemiş; aksine, eldeki uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Tüketici Mahkemesi sıfatıyla olduğu sonucuna varılmıştır. " gerekçesi ile davanın, 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, görevli mahkemenin Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi 'Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) olduğunun tespitine, mahkeme ile Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından, karar kesinleştiğinde merci tayini için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Satıcı; “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”; sağlayıcı; “Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”; tüketici ise; “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade etmektedir. Aynı Kanunun 3.maddesinde de tüketici işlemi; “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu Kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 Sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukukî işlemin olması gerekir. Bu nedenle vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 6502 sayılı yasa kapsamında olması için mutlak surette taraflardan en az birisinin tüketici vasfını taşıması gerekir.
Somut olayda, davaya konu sigorta ilişkisinin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden kaynaklandığı açıktır. Dosya kapsamındaki belgelerden sigortalı aracın hususi nitelikte olduğu, poliçede aracın özel otomobil olarak geçtiği, aracın .... marka ... model olduğu, davalının bu sözleşmede ticari veya mesleki amaçla hareket ettiğine ilişkin bir hususa yer verilmediği, bu yönde bir iddia ve delil olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı sigortalının somut sigorta ilişkisi bakımından tüketici konumunda olduğunun ve taraflar arasında 6502 Sayılı Kanun'da belirtilen şekilde tüketici işlemi bulunduğu anlaşılmaktadır.
6502 Sayılı Kanun'un 3/1-K maddesi gereğince davalının tüketici sıfatını taşıması ve taraflar arasındaki işlemin 6502 Sayılı Kanun'un 3/1-L maddesi gereğince tüketici işlemi niteliğinde olması nedeniyle, davaya bakma görevi 6502 Sayılı Kanun'un 73. maddesi gereğince Tüketici Mahkemesine aittir.
Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) belirlenmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi açıklandığı üzere;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Sarıgöl Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16.06.2026
5070 Sayılı Yasa gereğince e-imza ile imzalanmıştır