Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-3-249 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-16/183-70
Karar Tarihi : 11.2.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Kürşat ÜNLÜSOY, Ebru İNCE
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Gizlilik talebi bulunmaktadır.
20
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
İzmir Büyükşehir Belediyesi
Cumhuriyet Bulvarı No:1 Konak / İzmir
E. DOSYA KONUSU: İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği
uyarınca balık haline dışarıdan buz getirilememesinin tüketici aleyhine bir
uygulama olduğu iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle; İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri
Hali Yönetmeliği uyarınca balık haline dışarıdan buz getirilemediği, bu uygulama ile 30
teşebbüslerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (Bakanlık) onaylı buz üretim tesislerinden
aldıkları buzları dahi hal içerisinde kendi tezgâhlarında kullanmalarının engellendiği
ve anılan durumun tüketici aleyhine sonuçlar doğurduğu iddia edilerek, gereğinin
yapılması talep edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 25.11.2009 tarih ve 8429 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 23.12.2009 tarih ve 2009-3-249/İİ-09-KÜ sayılı İlk
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 30.12.2009 tarih ve 09-61/1503-M sayılı
toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, 40
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. İlgili
karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 4.2.2010 tarih ve 2009-3-
249/ÖA-10-KÜ sayılı Önaraştırma Raporu 5.2.2010 tarih ve REK.0.07.00.00-110/35
sayılı Başkanlık önergesi ile 10-16 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda;
1-Dosya konusu iddialara ilişkin olarak, 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına yer olmadığı,
10-16/183-70
2
2-Bununla birlikte, su ürünleri halinde kullanılacak buzun temininin satış tekelinin hal 50
içerisindeki buzculara münhasır hak olarak verilmesine ve bu itibarla hal
komisyoncularının hal dışındaki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ilgili mevzuatına
göre uygunluğu onaylı buz üretim tesislerinden buz temin etmelerinin engellenmesine
yol açan uygulamalardan kaçınılmasına yönelik olarak İzmir Büyükşehir
Belediyesi’ne görüş bildirilmesi gerektiği
sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Şikâyete Konu Eylem 60
Önaraştırmada incelenen eylemler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen
yönetmelik uyarınca su ürünleri haline dışarıdan buz getirilememesi, söz konusu
yönetmeliğin ilgili hükmü ile balık toptancılarının hal dışındaki onaylı buz üretim
tesislerinden temin ettikleri buzları kendi tezgâhlarında kullanmalarının engellenmesi,
tezgâhlarda kullanılacak buzların ancak hal içerisindeki buzculardan temin
edilebilmesinin tüketici aleyhine sonuçlar doğurduğu iddialarıdır.
I.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
I.2.1. İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin İlgili 70
Düzenlemeler Çerçevesinde Değerlendirilmesi
Büyükşehir belediyelerinin görev ve sorumluluklarının hukuki çerçevesi 5216 sayılı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216 sayılı Kanun) ile tayin edilmektedir. Bu
kapsamda, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toptancı hallerine yönelik düzenlemeleri
5216 sayılı Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde büyükşehir belediyelerine verilen
görev ve yetkiye dayanarak tesis ettiği görülmektedir. Söz konusu yetki 5216 sayılı
Kanun’un 7. maddesinin (t) bendinde düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca “Her
çeşit toptancı hallerini ve mezbahaları yapmak, yaptırmak, işletmek veya işlettirmek,
imar plânında gösterilen yerlerde yapılacak olan özel hal ve mezbahaları
ruhsatlandırmak ve denetlemek”, büyükşehir belediyelerinin görev ve sorumlulukları 80
arasında sayılmıştır.
5216 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen hükümler bakımından büyükşehir
belediyelerine her çeşit toptancı halinin kurulması ve işletilmesi ile ilgili genel bir
görev ve sorumluluk verdiği görülmektedir. Şikâyete konu su ürünleri hali ise her ne
kadar 5216 sayılı Kanun kapsamında bir tür toptancı hali olarak nitelendirilecek olsa
da, su ürünlerinin korunması, istihsali ve kontrolünde genel kamu yararı
bulunmasının ve bu paralelde su ürünlerinin tüketicilere ulaşmasında dağıtım
zincirinin önemli bir halkasını oluşturan toptan ve perakende satış yerlerinde yüksek
sağlık standartlarının sağlanması gerekliliğinin, bu noktalara yönelik özel yasal 90
düzenlemelerin önünü açtığı söylenebilecektir. Bu doğrultuda 1971 yılında yürürlüğe
giren ve halen yürürlükte olan 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu (1380 sayılı Kanun)
temel yasal düzenleme niteliğini haiz olup, anılan Kanun 1986 yılında 3288 sayılı
Kanun ve 2003 yılında 4950 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramıştır. 1380 sayılı
Kanun, su ürünlerinin tüketiciye sunulması sürecine yönelik ikincil düzenlemelerin
hazırlanması konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nı görevlendirmektedir. Bu
kapsamda su ürünleri satış noktalarına ilişkin düzenlemenin Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nce 1380 sayılı Kanun’un 3288 sayılı
Kanun ile değişik 23. ve 26. maddelerine dayanılarak tesis edilen Su Ürünleri Toptan
10-16/183-70
3
ve Perakende Satış Yerleri Yönetmeliği uyarınca yürütüldüğü görülmektedir. 100
Yönetmeliğin 4. maddesinde Su Ürünleri Hali “Belediyeler ya da gerçek veya tüzel
kişiler tarafından bu Yönetmelikte yer alan hususlara ve projesine uygun olarak
kurulan, su ürünlerinin açık artırma ile toptan satışının, muhafazasının, kalite, hijyen
ve sağlık kontrolünün ve dağıtımının yapıldığı, kapasitesi 10 ton/gün ve üzeri olan
yerler” olarak tanımlanmış, yönetmeliğin kapsamı ise 2. maddede “Belediyeler
ve/veya gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan yada kurulacak olan su ürünleri
toptan satış yerlerinde uyulması gereken asgari genel, teknik, hijyenik, fiziksel ve
altyapı şartları ile bu yerlerin kurulma, çalışma, yönetim ve işleyişine….ilişkin usul ve
esaslar, kontrol ve denetime ait hususlar” olarak tayin edilmiştir.
110
Yukarıda yer verilen hükümler itibarıyla gerek 5216 sayılı Kanun’un gerekse 1380
sayılı Kanun’u dayanak alarak oluşturulan ikincil düzenlemelerin, su ürünleri hali
kurulması ve işletilmesi ile ilgili olarak belediyeleri muhatap aldıkları görülmektedir.
Nitekim şikâyete konu İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin,
5216 sayılı Kanun’da tesis edilen genel yetki çerçevesinde 1380 sayılı Kanun’un ve
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Toptan ve Perakende Satış Yerleri
Yönetmeliği’nin yasal dayanak tayin edilmesi suretiyle oluşturulduğu görülmektedir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Toptan ve Perakende Satış Yerleri
Yönetmeliği, hallerde su ürünlerinin soğuk muhafazasında kullanılan ve şikâyete 120
konu edilen buza ilişkin hükümler de içermektedir. Yönetmeliğin su ürünleri hallerinde
kullanılacak buzun niteliğine ilişkin hükümleri; “Halde Bulunması Gereken Üniteler ve
Özellikleri” başlıklı 9. maddesinin (k) bendinde “Su ürünleri halinde su ürünlerinin
soğuk muhafazasında birim ürün ağırlığa karşılık 1/3 oranında buz kullanılması
gerektiğinden, uygun kapasitede, Bakanlıkça belirlenmiş olan kriterlere uygun su
veya deniz suyundan imal edilecek buz üretimine ve dağıtımına imkân sağlayan buz
üretim ünitesi olmalıdır. Buzun dışarıdan temin edilmesinin gerektiği durumlarda buz
Bakanlıkça onaylanan buz üretim yerlerinden alınmalıdır.” ve “Çalışma İzni” başlıklı
8. maddesinde “Su ürünleri hali kurmak üzere kuruluş izin belgesi alan belediyeler,
gerçek ve tüzel kişiler çalışma izni alabilmek için, kuruluş izin belgesi ve aşağıdaki 130
belgelerle birlikte ilgili Valiliğe müracaat etmek zorundadırlar. ….g) Bakanlıkça
belirlenmiş olan standartlara uygunluğu gösterir su, buz analiz raporları ve su
planı…” ifadeleriyle yer almaktadır. Yönetmeliğin 1. maddesinde “…su ürünlerinin
hijyen, kalite ve standartlara uygun olarak, serbest rekabet şartları içerisinde hızlı,
güvenilir biçimde tüketiciye sunulmasını sağlamak” şeklinde ifade edilen amaç ile
birlikte değerlendirildiğinde bu hükümlerin, su ürünlerinin muhafazasında özel önem
arz eden buzun kalitesinin sağlanmasına yönelik tedbirleri içerdiği görülmektedir.
Anılan hükümler bakımından su ürünleri halinde kullanılacak buzun Bakanlıkça
onaylanan buz imal üniteleri aracılığıyla hal içerisinde üretilmesi, hal dışından
tedarikin söz konusu olduğu durumlarda ise Bakanlık onaylı buz üretim tesislerinden 140
temin edilmesi şartı düzenlenmektedir. Su ürünleri halinde kullanılacak buzun üretim
ve tedarikine yönelik olarak düzenlemenin içerdiği bu kısıtlamanın mutlak bir
kısıtlama olmadığı, Bakanlık onaylı standarda sahip nitelikte buzun kullanılmasını
sağlama amacını taşıdığı görülmektedir. Rekabet mevzuatı açısından üzerinde
durulacak bu hükümlerin yanı sıra yönetmelik, buzun niteliğine ilişkin hükümlerin yanı
sıra buz imal üniteleri, buzun drenajı vb. konularda da düzenlemeler getirmektedir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından
hazırlanan Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin yasal dayanağını teşkil etmektedir.
10-16/183-70
4
“Hukuki Dayanak” başlıklı 3. maddesinde, Belediyece ilgili yönetmeliğin 1380 sayılı 150
Su Ürünleri Kanunu’nun 3288 sayılı Kanun ile değişik 23. ve 26. maddeleri ile Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı Su Ürünleri Toptan ve Perakende Satış Yerleri Yönetmeliği
gereğince hazırlandığı belirtilmektedir. Anılan düzenlemenin kapsamı ise
yönetmeliğin 2. maddesinde “İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan su
ürünleri halinde uyulması gereken şartlar ile tahsis, çalışma, yönetim ve işleyişine
ilişkin kurallar ve yöntemler, kontrol ve denetime ilişkin konular” olarak belirlenmiştir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin kapsamı dâhilinde
olmak üzere, halde kullanılacak buzun tedarikine ilişkin hükümler de düzenlemede
yer almaktadır. Bakanlığın yönetmeliğinde yer verilen “buz”a ilişkin hükümlerden
daha kısıtlayıcı şekilde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin 160
52. maddesinde “Su Ürünleri Hali içinde mevcut olan buzcuların dışında, yazıhane
sahibi dahi olsalar hiç kimse buz satamaz.” hükmü yer almakta olup, bu madde
hükmü ile buz satış işi hal içerisindeki buzculara münhasır hak olarak verilmektedir.
Bu hüküm ile her ne kadar hükmün lafzından tayin edilemese de, şikâyete de konu
edildiği üzere, hal içerisinde kendisine belediye tarafından yer tahsis edilen
komisyoncuların -balık toptancılarının- hal dışındaki ruhsatlı buz üretim tesislerinden
aldıkları buzları hal içerisinde kendi tezgâhlarında kullanmalarının da engellendiği
görülmektedir. Nitekim 26.1.2010 tarihinde Raportörlerce İzmir Büyükşehir Belediyesi
Balıkhane Müdür Yardımcısı ile yapılan telefon görüşmesinde de yönetmeliğin ilgili
maddesi dolayısıyla komisyoncuların tezgâhlarında kullanacakları buzu yalnızca hal 170
içerisindeki buzculardan temin edebildikleri, dolayısıyla komisyoncuların
tezgâhlarında hal dışındaki Bakanlık onaylı buz tesislerinden temin ettikleri buzu
kullanmalarının da yasaklanmakta olduğu ifade edilmiştir. İzmir Büyükşehir
Belediyesi Balıkhane Müdür Yardımcısı, hal içerisindeki buzculara tanınan bu
münhasır hakkın aşırı fiyat yoluyla kötüye kullanılmasının ise yönetmeliğin 51.
maddesinde öngörülen “Buzcuların buz satış tarifesi hakem kurulunun görüşü
alınarak belediye encümenince belirlenir.” hükmüyle engellendiğini, buz satış
tarifesinin azami fiyat hadlerini düzenlediğini belirtmiştir.
I.2.2. İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin 4054 sayılı 180
Kanun Kapsamında Değerlendirilmesi
Rekabet hukukunun amacının rekabetçi sürecin korunması yoluyla serbest piyasa
ekonomisine işlerlik kazandırmak olduğu noktasından hareketle, rekabet kurallarının
muhataplarının iktisadi hayat içerisinde faaliyet gösteren ekonomik birimler olduğu
açıktır. İktisadi hayatın içerisinde ise, kişi şirketlerinden holdinglere, kamu iktisadi
teşebbüslerinden belediyelere, serbest meslek çalışanlarından kooperatiflere kadar
çok farklı amaç ve kapsamda faaliyet gösteren çok sayıda kişi ve kuruluş yer
almaktadır. İktisadi hayatta etkinliğin sağlanabilmesini teminen sağlıklı rekabet
ortamının oluşturulması ve sürdürülmesi amacı doğrultusunda oluşturulan 4054 sayılı 190
Kanun çerçevesinde Rekabet Kurumu’nun görev alanı, Kanun’un “Kapsam” başlıklı
2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında
faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı
rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya
hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli
ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve
davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye
ilişkin işlemler” olarak belirlenmiştir. Kapsam maddesinde de öngörüldüğü üzere
4054 sayılı Kanun’da yer alan kuralların muhatabı olan ekonomik birimler, eş
10-16/183-70
5
anlatımla rekabet hukuku özneleri, “teşebbüs” kavramı altında toplanmıştır. 200
“Teşebbüs” 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “Piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” olarak tanımlanmakta olup, tanımda
teşebbüsün belirlenmesinde öne çıkan iki temel unsurun varlığı dikkat çekmektedir.
Bunlardan ilki “ekonomik faaliyeti yerine getirmek”, ikincisi ise anılan ekonomik
faaliyetin “bağımsız” olarak yürütülmesidir. 4054 sayılı Kanun ve gerekçesinde yer
alan hükümlerden söz konusu iki unsuru bünyesinde barındıran ekonomik birimin,
hukuki statüsünden bağımsız olarak, 4054 sayılı Kanun kapsamında teşebbüs olarak
kabul edileceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla 4054 sayılı Kanun’da teşebbüsler
arasında da bir ayrım yapılmadığı, Kanun’da kamu teşebbüslerinin rekabet 210
kurallarına muhatap olacaklarına veya olmayacaklarına ilişkin açık bir ifadeye yer
verilmediği görülmektedir. Ancak her ne kadar 4054 sayılı Kanun’da kamu
teşebbüslerinin muhatap sayılacağı açıkça yer bulmamış olsa da, Kanun’un 2.
maddesinin gerekçesinde rekabet kurallarının kamu teşebbüslerine de uygulanacağı
belirtilmektedir. Ancak bu noktada 4054 sayılı Kanun çerçevesinde kamu
teşebbüsünün tanımının yapılmadığı ve kapsamının belirlenmediği de belirtilmelidir.
4054 sayılı Kanun’un rekabet hukukunun amacı doğrultusunda çerçevesini çizdiği
teşebbüs tanımından hareketle, devletten ayrı bağımsız bir yasal kişiliğe sahip
olabilecekleri gibi, kamu teşebbüslerinin merkezi, bölgesel veya yerel idare içerisinde
yer alabilecekleri de kabul edilmelidir. 220
Şu ana kadar değinilen hususlardan hareketle 4054 sayılı Kanun’un, teşebbüs
unsurlarını barındıran ekonomik birimleri, hukuki statüsünden bağımsız olarak
muhatap alacağı açıktır. Bu noktada kamu teşebbüslerinin kamusal yetki kullanarak
yaptıkları işlemlerle, piyasada mal ve hizmet üretimi, dağıtımı, pazarlanması
faaliyetinin ayrılması önem kazanmaktadır. Zira, bu ayrım kamu kuruluşlarının 4054
sayılı Kanun kapsamında teşebbüs olarak kabul edilip edilmemesinde belirleyici
olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle, merkezi veya yerel kamu idarelerinin kendilerinin
ekonomik faaliyette bulunmaları durumunda teşebbüs kabul edilip edilmeyecekleri
hususunda, kamu otoritelerinin kamu yetkisini kullanarak yapmış olduğu işlemleri 230
ayrık tutarak, ayrı bir tüzelkişilik olmasa dahi sürdürülen ekonomik faaliyetler
bakımından kamu idarelerinin teşebbüs olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Yapılan başvuruda, hal içerisinde kullanılacak buza ilişkin İzmir Büyükşehir
Belediyesi’nin yönetmeliğindeki hüküm ve bu hüküm uyarınca ortaya çıkan uygulama
şikâyete konu edilmiştir. Bu noktada İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 4054 sayılı
Kanun kapsamında bir teşebbüs olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin
belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda da ifade edildiği üzere, su ürünleri hallerinin
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan Su Ürünleri Toptan ve Perakende
Satış Yerleri Yönetmeliği’nde belediyeler ya da gerçek veya tüzel kişiler tarafından 240
kurulabileceği belirlenmekte olup, anılan düzenleme itibarıyla söz konusu faaliyetin
ekonomik yönü ağır basmaktadır. Ancak, her ne kadar su halinin kurulması ve
işletilmesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik bir faaliyet içerisinde olduğu
görülse de, söz konusu faaliyetin belediyeye 5216 sayılı Kanun ile verilen “Her çeşit
toptancı hallerini ve mezbahaları yapmak, yaptırmak, işletmek veya işlettirmek, imar
plânında gösterilen yerlerde yapılacak olan özel hal ve mezbahaları ruhsatlandırmak
ve denetlemek” görev ve sorumluluğu çerçevesinde yapıldığının ve bu anlamda
belediye tarafından su ürünleri haline yönelik olarak yapılan düzenlemenin kamusal
yetki kullanılarak tesis edildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda, bir kamu
10-16/183-70
6
otoritesi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamusal yetki kullanarak düzenleme 250
yaptığı alanda 4054 sayılı Kanun kapsamında “teşebbüs” olarak değerlendirilmesi ve
4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir işlem tesis edilmesi mümkün gözükmemektedir.
Ancak bu noktada, kamu otoritelerinin kamusal yetki kullanarak yaptıkları düzenleyici
işlemlerle ilgili uyuşmazlıkların idari yargıda çözüme kavuşturulmasının mümkün
olabileceği de belirtilmelidir.
Diğer taraftan, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucu ilgili
kamu otoritesinin teşebbüs niteliğini haiz olmadığı ve bu itibarla konu bakımından
4054 sayılı Kanun’un uygulanma alanı dışında kaldığı belirlense de, kamu
otoritelerinin düzenleme, eylem ve kararları ile rekabeti bozucu sonuçlara sebebiyet 260
vermeleri halinde Rekabet Kurulu rekabet savunuculuğu görevi çerçevesinde, bu
uygulamalar hakkında ilgili mercilere gerekli tedbirlerin alınmasını teminen görüş
bildirebilir. Bu değerlendirmenin rekabet hukuku çerçevesinde yapılabilmesi için İzmir
Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin uygulanması ile ortaya
çıkması muhtemel etkinin, hükmün lafzı ve uygulanması paralelinde ikili bir ayrımda
ele alınması gerekmektedir. Zira İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Hali
Yönetmeliği ile hal içerisinde buz temininde ilgili Bakanlık düzenlemesinin ötesinde
etki yaratacak şekilde getirilen yasaklama, hükmün yorumlanması ile gelişen
uygulama sonucunda hükmün lafzının ötesinde bir etki oluşturabilecek, bu bağlamda
pazardaki nihai etkiyi uygulama belirleyecektir. 270
İzmir Büyükşehir Belediyesi düzenlemesinde yer alan ve şikâyete konu uygulamaya
dayanak teşkil eden hüküm itibarıyla, ilk olarak ifade edilmesi gereken husus, su
ürünlerine ilişkin temel ikincil düzenlemenin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve
Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’na dayanılarak
tesis edilen Su Ürünleri Toptan ve Perakende Satış Yerleri Yönetmeliği olduğudur.
Bu düzenlemenin yukarıda yer verilen hükümleri bakımından su ürünleri halinde
kullanılacak buzun niteliğine ilişkin bir takım kısıtlamalar getirdiği görülmekle beraber
getirilen sınırlamanın, kullanılacak buzun Bakanlık onayı ile tescil edilmiş kalitede
olması amacını taşıdığı, bu koşulun kamu yararının sağlanması için gerekli ve bu 280
anlamda getirilen standart ile elde edilen toplumsal refah artışının, rekabetin
kısıtlandığı varsayılsa bile kısıtlama sonucu oluşan refah kaybından daha büyük
olduğu kanaatine varılmıştır. Daha açık bir anlatımla, söz konusu hüküm hedeflenen
amaç bakımından rekabeti gereğinden fazla kısıtlamamaktadır. Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı’nın anılan Yönetmeliğine dayanılarak düzenlenen İzmir Büyükşehir
Belediyesi Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’nin 52. maddesinde yer verilen “Su Ürünleri
Hali içinde mevcut olan buzcuların dışında, yazıhane sahibi dahi olsalar hiç kimse
buz satamaz.” hükmü, haldeki buz satışını hal içindeki buzcuların tekeline bırakır
nitelikte olup, bu hüküm dolayısıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı düzenlemesinin
ötesinde bir rekabetin kısıtlanması sonucunu doğurmaktadır. Ancak, ilgili hükmün 290
lafzı bakımından komisyoncuların dışarıdan Bakanlık onaylı buz tesislerinden temin
ettikleri buzu kendi tezgâhlarında kullanmalarının engellenmediği de bu noktada
belirtilmelidir. Dolayısıyla her ne kadar ilgili hüküm rekabetin Bakanlık
düzenlemesinin ötesinde sınırlanması sonucunu doğuracak olsa da lafzına bağlı
kalınarak uygulandığı takdirde de yaratılacak rekabeti kısıtlayıcı etki, hal içerisinde
belirli sayıda yerin buzculara tahsis edildiği, dışarıdan gelen buzcuların hal içerisinde
satış yapmasının kargaşa ve düzensizlik yaratacağı gerekçeleri ile
meşrulaştırılabilecektir. Halin işletilmesinde karşılaşılacak söz konusu durumların
10-16/183-70
7
bertaraf edilmesi ile yaratılan faydanın rekabetin kısıtlanması sonucu oluşan refah
kaybı ile karşılaştırılması gerekmektedir. 300
Diğer taraftan, mevcut dosya bakımından pazarda yaratılan etkinin hükmün lafzı
paralelinde gelişmeyen uygulama ile oluştuğu iddiası yer almaktadır. Dolayısıyla
rekabet hukuku bakımından, düzenlemenin nasıl uygulandığının, ilgili maddenin nasıl
yorumlandığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim düzenlemenin ilgili
maddesinin yorumlanması ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hükmün lafzının
ötesinde bir uygulama ortaya koyduğu görülmektedir. Bu bağlamda, gerek
şikâyetçinin başvurusundan gerekse İzmir Balıkhane Müdür Yardımcısı ile yapılan
telefon görüşmesinden, ilgili hükmün mutlak bir yasaklama olarak uygulandığı
anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle, uygulamada bu hüküm ile hal içerisinde 310
kullanılacak buzun yalnızca hal içerisindeki buzculardan temin edilmesi sağlanmakta,
komisyoncular kullanacakları buzları yalnızca hal içerisindeki buzculardan temin
edebilmektedirler. Dolayısıyla hükmün uygulanması ile lafzını aşan düzeyde bir
rekabetin kısıtlanması etkisi yaratılmıştır. Söz konusu durumun ise rekabet hukuku
bağlamında meşrulaştırılması olanaklı değildir. Zira bu durumda akla gelen tek
meşrulaştırıcı açıklama; buzun hal içerisinde birebir belediyenin denetiminde
üretilmesi gerektiği olabilir ki, balıkhane müdür yardımcısı ile yapılan telefon
görüşmesinde hal içerisindeki buzcuların buzları Torbalı’da bulunan Bakanlık onaylı
bir buz üretim tesisinden temin ettikleri ve hal içerisinde bu buzları sattıkları
öğrenilmiştir. Dolayısıyla, halde faaliyette bulunan komisyoncuların da buzlarını, 320
buzcular gibi hal dışındaki Bakanlık onaylı bir buz üretim tesisinden temin ederek
kullanmalarının engellenmesi rekabeti her halükarda gereğinden fazla kısıtlayan ve
bu anlamda toplumsal refah kaybına yol açan bir uygulamadır. Bu hüküm ile haldeki
buzculara buz temininde tanınan münhasır hak sonucu oluşacak yüksek fiyat
seviyesinin Belediye encümenince buz satış tarifesinin belirlenmesi suretiyle
aşılmaya çalışılması ise serbest rekabet ortamında pazar güçlerinin etkileşimi ile elde
edilebilecek olan etkinliğe kıyasen ikincil niteliktedir.
Dolayısıyla, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Su Ürünleri Hali Yönetmeliği’ne
dayanarak hal içerisindeki komisyoncuların kullanacakları buzları yalnızca hal 330
içerisinde mevcut buzculardan temin etmeye zorlaması; bu konuya ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı düzenlemesinde öngörülen amaçlarla paralel olmayan, rekabet
ortamını zedeleyici, tekelci fiyatlamanın önünü açabilecek, su ürünlerinde daha
yüksek fiyatların oluşmasına neden olabilecek ve bu anlamda toplumsal refah kaybı
yaratacak bir uygulama olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle, söz konusu
uygulamanın 4054 sayılı Kanun’un sağlıklı ve etkin rekabet ortamının teşekkülü ve
korunması amacına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
340
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Dosya konusu iddialara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi
uyarınca soruşturma açılmasına yer olmadığına,
2- Bununla birlikte, su ürünleri halinde kullanılacak buzun temininin satış tekelinin
hal içerisindeki buzculara münhasır hak olarak verilmesine ve bu itibarla hal
komisyoncularının hal dışındaki Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ilgili
mevzuatına göre uygunluğu onaylı buz üretim tesislerinden buz temin
10-16/183-70
8
etmelerinin engellenmesine yol açan uygulamalardan kaçınılmasına yönelik
olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne görüş bildirilmesi hususunda 350
Başkanlığın görevlendirilmesine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy