T.C.
İZMİR
FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/105 Esas
KARAR NO: 2023/122
DAVA: Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 08/09/2021
KARAR TARİHİ: 19/12/2023
Davacı vekili tarafından 08/09/2021 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin başta yazılım olmak üzere reklamcılık, inşaat, bilgisayar hizmetleri, eğitim ve öğretim hizmetleri gibi birçok alanda faaliyet gösteren köklü bir şirket olduğunu, müvekkilinin markasının; marka mutfağı markası ile danışmanlık hizmeti vermekte olduğunu, Müvekkili şirketin “...” Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... Tescil numaralı ile tescil edilmiş olduğunu, Müvekkili şirkete ait internet sitesinde 20 yılı aşkın süredir tecrübe ve emek ile gerek yurt içi gerekse yurtdışı marka oluşumları üzerine danışmanlık yapılmış ve markanın her geçen gün tanınırlığı artmış olduğunu, Müvekkili şirketin marka konumlandırma stratejisini belirleyerek marka danışmanlığı yapmaya devam etmekte olduğunu, alanında öncü firmalardan biri olmuş olduğunu, davalı tarafın marka mutfağı markasını kullandığı internet sitesinde de belirttiği markalar için pazarlama odaklı fikir ve kampanya geliştiren bir oluşum olduğunu, tarafların benzer sektörlerde çalışmakta olduğunu, bu bağlamda markalar arasında iltibası oluştuğunu belirterek davalının müvekkiline ait ticaret ünvanı ve markayı kullanmaya devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek telafisi güç ve hatta imkansız zararlar olduğunu, teminatlı veya teminatsız olarak “ davanın davalıya bildirilmesinden önce ihtiyati tedbir kararı verilerek davalının reklam ve tanıtımlarında, internette yahut sair mecralarda, her türlü tanıtım malzemesi ve basılı evrakta faturalar ve benzeriticari dökümanında, tabelasında ve sair bilumum iş evraklarında “... markasını kullanılmasının önlenmesini, internet sitesinin durdurulmasını, sosyal paylaşım sitelerindeki davalıya ait sayfaların durdurulmasını, ihtiyati tedbir kararının dava sonunda verilecek hüküm kesinleşene kadar devamına karar verilmesini, davalının eylemlerinin, müvekkilinin markasına haksız rekabet yarattığının tespitini, tespit edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, Davalının müvekkiline ait marka ile iltibas yaratan davalıya ait işyerlerinin tanıtımını sağlayan tabelalar, levhalar, dış camlar, kartvizitler, broşürler, reklam araçları, işyerinin içerisinde bulunan diğer unsurlar, davalının reklam ve tanıtımlarında, internette yahut sair mecralarda, her türlü tanıtım malzemesi ve basılı evrakta faturalar ve benzeri ticari dökümanında, tabelasında ve sair bilumum iş evraklarında kullanılmasının önlenmesini, el konulmasını, toplanmasının üzerinden müvekkilinin markası ile iltibasa sebep olacak unsurların kaldırılmasını, web sayfası ve sosyal paylaşım sitelerinin kapatılmasına, Fazlaya ilişkin maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00.-TL manevi tazminatına hükmedilmesini, belirlenecek tazminata tecavüzün gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiz uygulanmasını, Verilecek olan hükmün masrafı davalıya ait olmak üzere yurtiçinde yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı cevap dilekçesinde özetle; 2015 yılı Ocak ayında Hacettepe Üniversitesi Seçmeli Dersler Birimi altında Lisans düzeyinde, Markalaşma ve İtibar Yönetimi dersi sorumlu öğretim görevlisi olarak göreve başladığını verdiği derse o dönem farklı bölümlerden 70'e yakın öğrenci kayıt yaptırdığını, dersinde öğrencilere pazarlama sektörüne yönelik uygulamalı bir eğitim metodu uyguladıklarını. Tarih 2015, 2016 güz dönemine geldiğinde ders kapsamında öğrencileri gruplara ayırıp reklam ajansı gibi çalışma yaptıkları uygulamalı simülasyonlar gerçekleştirmiş olduklarını, 2016 yılı Ocak ayında ders uygulamaları kapsamında, final sınavı yerine geçmek üzere öğrencilerden yerel bir markanın reklam kampanyası çalışmalarını yapmalarını istediğini, “...” isimli gönüllü tecrübe platformunun ortaya çıktığını, 2016 yılı Ocak ayında platformlarına öğrenci arkadaşları ile birlikte “...” adını koymaya karar verdiklerini, O dönem ... ve benzeri arama motorları üzerinden bu ismin kullanılıp kullanılmadığına dair yaptıkları araştırmada, ismin kullanıldığını gösteren hiçbir sonuca rastlamadıklarını, 2016 yılı sonunda ... isimli internet sayfalarını oluşturduklarını ve faaliyetlerine orada yer vermeye başladıklarını, Marka Mutfağı Platformlarının Aralık 2016 tarihden bugüne değin gerçekleştirilen 59 aylık faaliyet süreci olduğunu, tüm bu süreç boyunca davacı tarafın bu kullanımlara ilişkin hiçbir itiraz ya da talepte bulunmamış olduğunu, davacının sessiz kalması sebebi ile “...” sözcük işaretinin kullanılmadığına dair duydukları kanaatin güçlenmiş, gönüllü arkadaşları tarafından bu ismin reklam ve tanıtım faaliyetlerinin artırılmış olduğunu, Platformlarının aylık ziyaretçi sayısının 40 bin kişinin üzerine çıktığını ve platformun herkes nazarında popüler hâle gelmeye başladığını, son günlerde ise davacının huzurdaki davayı açmasının iyiniyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, taraflarından yapılan araştırma sonucunda; davacı tarafından markanın kullanıldığına dair bir emareye rastlanılmamış olduğunu, 2014 yılında tescil edilen bir markanın 2021 tarihinde kullanılmaya karar verilmesi ne yazık ki mesnet markanın kullanılmama sebebi ile iptalini engellememekte olduğunu, davacının taraflarınca tanınır hâle getirilmiş “...” işaretinin yakaladığı popülariteyi adeta gasp etmek istemekte olduğunu, ... platformunun üniversite öğrencilerine ve yeni mezunlara reklam ve pazarlama alanında eğitim vermekte bu eğitimler vasıtası ile uygulama yapma, network yaratma ve iş bulma fırsatları yaratmakta olduğunu; Bu sebeplerle “...” işaretinin taraflarınca 41. sınıfta yer alan hizmetlerde faaliyet göstermekte olduğunu, davacının internet sitesinde yaptıkları araştırmada davacının Gastronomi alanında faaliyet gösteren işletmelere marka danışmanlık hizmeti verdiğinin görüldüğünü, bunun ise kabul anlamına gelmemekle birlikte 35. hizmet sınıfı kapsamına giren bir kullanım olduğunu belirterek davacı taraftan tescil tarihinden sonraki 5 yıl ve dava tarihinden önceki 5 yıllık süreler içerisinde markasının tescilli olduğu 35, 41 ve 42. sınıflar için kullanım ispatını talep ederek, davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı vekili, müvekkili adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli "..." ibareli marka bulunduğunu, müvekkilinin reklamcılık, inşaat, bilgisayar hizmetleri, eğitim, öğretim hizmetleri gibi bir çok alanda faaliyet yürüttüğünü, ayrıca marka danışmanlığı yaptığını, davalının "..." ibareli internet sitesinde kullanımlarının olduğunu, tarafların benzer sektörlerde faaliyet icra ettiğini, bu durumun müvekkiline ait tescilli markaya iltibas oluşturduğunu, marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, web adresi ve sosyal medya hesaplarının kapatılması ile müvekkili yararına 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, marka hakkına tecavüz amacının bulunmadığını, Hacettepe Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak çalıştığını, "Markalaşma ve İtibar Yönetimi" isimli ders kapsamında öğrencilerinden bir takım çalışmalar istediğini, bu kapsamda "..." isimli gönüllü bir platformun ortaya çıktığını, ... ve benzeri arama motorları üzerinden bu ismin kullanılıp kullanılmadığına dair araştırma yaptıklarını, ismin kullanılmadığını anladıklarını, daha sonra logo tasarlandığını ve ... isimli internet sayfası oluşturduklarını, Aralık 2016'dan itibaren bu şekilde kullanımlarının bulunduğunu, davacı tarafın herhangi bir itiraz ve talepte bulunmadığını, sessiz kaldığını, bu şekilde kullanımlar neticesinde logonun ve ibarelerin popüler hale geldiğini, davacının markayı kullanmadığını, tescil tarihinden itibaren ve dava tarihinden önce 5 yıllık süreler içinde kayıtlı olduğu sınıflarda markanın ciddi kullanılmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Dava, tescilli markadan kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6769 sayılı SMK'nun 29.maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. Maddede belirtilen şekillerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarma, ithal işlemine tabi tutma, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları 3. Kişilere devretmek şeklinde belirtilen eylemlerin marka hakkına tecavüz sayılacağı düzenlenmiştir. Yine kanunun 149.maddesinde sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin, fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini ve bu kararın ilanı hususlarında mahkemeden talepte bulunabileceği hususları düzenlenmiştir.
Yine 6769 sayılı SMK'nun 19/2. Maddesinde markanın Türkiye'de 5 yıllık süre içerisinde kullanılması gerektiği, kanunun 29/2. Maddesinde ise 19. Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen kullanmama iddiasının tecavüz davalarında def'i olarak ileri sürülebileceği, bu durumda kullanıma ilişkin 5 yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınacağı düzenlenmiştir.
Mahkememizce dosya marka uzmanı, bilişim uzmanı ve sektör uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor ve ek raporlar aldırılmıştır.
Söz konusu rapor ve ek raporlar dosya kapsamına, bilimsel ve teknik verilere uygun bulunarak mahkememizce hükme esas alınabilir kabul edilmiş ve benimsenmiştir.
Söz konusu rapor ve ek raporlarda, sessiz kalma ve kullanmamaya ilişkin sürenin TMK 2. Madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalının "..." ibaresinin 06/09/2016 tarihinde internet alan adı olarak markasal şekilde kullanmaya başladığı, davanın 08/09/2021 tarihinde açıldığı, davacının, davalının kullanımlarının bilebilecek durumda olup olmadığının veya kullanımları ne zaman öğrendiğini TMK 2 kapsamında mahkemece değerlendirilebileceğini, diğer yandan davacı adına tescilli ve davaya dayanak markanın ciddi bir şekilde ve dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde ciddi şekilde kullanıldığının tespit edilemediğinin, markanın kayıtlı olduğu 41. Sınıftaki hizmetler yönünden hiçbir kullanımının olmadığının tespit edildiği değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve somut olay hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın tescilli markadan kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabet iddiaları ile huzurdaki davayı açtığı, davalı tarafın sessiz kalma ve markanın dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde ciddi kullanılmama def'ine dayandığı, bilirkişi raporu ve ek raporları kapsamında davacının söz konusu markayı tescilli olduğu hizmet sınıfları kapsamında ciddi bir biçimde kullandığını ispat etmek zorunda olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı taraf, tescilli markasına dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde ve ciddi bir biçimde kayıtlı olduğu hizmet sınıflarında kullandığını ispat edememiştir. Bu konuya ilişkin davalının dayandığı def'inin davacı tarafça aksi ispat edilememiş ve mahkememizce davalı tarafın savunmasına itibar edilmiştir. Diğer yandan, dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamından davacı tarafın çeşitli hizmet ve sektörlerde faaliyet icra ettiği, ağırlıklı olarak marka danışmanlığı faaliyeti yürüttüğü ifade edilmektedir. Diğer yandan, davacı taraf Limited Şirket olup 6102 sayılı TTK anlamında mutlak olarak tacir sıfatı taşımaktadır. Bu itibarla da basiretli hareket etme külfeti altında bulunmaktadır. Somut olayda, Limited Şirket ve tacir olan, marka danışmanlığı hizmetini ağırlıklı olarak yürüttüğünü beyan eden davacı şirketin tescilli markasının internet ortamında 5 yıla varan bir süreden beri kullanıldığını bilmesi kendisinden beklenmelidir. Basiretli davranma yükümlülüğünün bir gereği de budur. Somut olayda, marka danışmanlığı hizmeti yapan ve tescilli markası bulunan davacı tarafın, basiretli davranmadığı, markasının kullanıldığını bilmesi gerektiği, bu durumun kendisinden beklenmesinin hayatın doğal akışına daha uygun olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Bu itibarla, davacının markasından kaynaklanan hakların ihlal edildiğini, ihlalden itibaren 5 yıllık bir süre içerisinde fark etmemesi mahkememizce makul bulunmamıştır. Bu itibarla, gerek yukarıda bahsedilen 5 yıl içinde ciddi kullanmama def'i ve gerekse de davalı kullanımlarına, davacının sessiz kalması nedenleriyle huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği hususunda mahkememizde vicdani kanaat oluşmuştur.
Mezkur nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Davanın REDDİNE,
Davalılar duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi davası yönünden) hesap ve takdir edilen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalılar duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (manevi tazminat talebi yönünden) hesap ve takdir edilen 20.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine,
Alınması gereken 269,85 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 341,55 TL harçtan mahsubu ile fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
Davalı tarafından yapılan 11,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 19/12/2023
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı