T.C.
İZMİR
FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/93 Esas
KARAR NO: 2024/152
DAVA: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/06/2023
KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin 2015 yılından beri kendi markası adı altında izolasyon işleri yaptığını; Ticaret Sicil Kayıtlarına göre davacı müvekkilinin “... ... Mobil İzolasyon” unvanını 04.08.2015 tarihinde tescil ettirdiğini; müvekkilinin ... adlı markayı 556 sayılı KHK'ye göre 31.07.2015 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle ... marka numarasıyla 01.06.2016 yılında tescil ettirdiğini; müvekkili ve firmasının kurulduğu yıldan günümüze kadar ürün ve müşteri yelpazesini genişletmek suretiyle çalışmalarına devam ettiğini; davalı ...'ın kurucusu olduğu ... Sistemleri İzolasyon Rek. Dan. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarına göre 14.12.2018 tarihinde tescil edildiğini; davacı müvekkiline davalı ... tarafından gönderilen İzmir .... Noterliği'nin 26.05.2023 tarihli ... numaralı ihtarnamede belirtildiği üzere “...” markasının davalı ... adına 26.08.2021 tarihinde 11.02.2020 tarihinden itibaren ... marka numarasıyla tescil edildiğini ve yine davalının sahibi olduğu ... Sistemleri İzolasyon Rek. Dan. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kullanıldığını öğrendiklerini; davalı tarafından 11.02.2020 tarihinden itibaren ... marka numarasıyla tescil edilen “...” markasının, davacı müvekkili tarafından 31.07.2015 tarihinden itibaren ... marka numarasıyla tescil edilen “...” markasının birebir aynısı olarak kullanıldığı için işbu tecavüzün önlenmesi gerektiğini; müvekkiline ait sosyal medya ve resmi internet sayfaları ... isimli sitenin davacı müvekkili tarafından 2015 yılından beri faal olarak kullanıldığını, müvekkiline ait ... markasının Türkiye'de TPE nezdinde 17. Ve 37. Sınıfta 31.07.2025 kayıt tarihi ve ... tescil numarasıyla müvekkili adına koruma altında olduğunu; davalıya ait “...” isimli markanın müvekkilinin daha önceki tarihte koruma altına alınmış “...” markasından iltibas edilerek oluşturulduğunu, bu durumun markanın hükümsüzlüğünü düzenleyen Markaların Korunması Hakkında KHK madde 8'de sayılan şartların tamamını kapsadığını, Yargıtay Kararlarının da iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu; uzun yıllardır faaliyet gösteren sektörde ve tüketici nezdinde yerleşik ve itibarlı bir firma olan müvekkili firmanın hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde kullanarak tanıttığı “...” markasının müvekkili firma ile tamamen özdeşleştiğini, müvekkilinin markasını hiç ara vermeden kullandığını ve yoğun bir reklamla markasını ayırt edici ve sektörde tanınan bir marka haline getirdiğini, davalının haksız kullanımı “...” markasına ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini, müvekkilinin markasının ayırt iliğini olumsuz yönde etkilediğini; davalının “...” şeklindeki markasını ekkilinden sonra tescil edilmesinin yanında müvekkilinin markası ile birebir aynı şekilde “...” ifadesinin öne çıkarıldığını, davalının müvekkiline gönderdiği ihtarnamede de bu durumun açıkça görüldüğünü; Yargıtay kararlarında da tescilli bir markanın kullanım şeklinin değiştirilip tescilli başka bir markaya yaklaştırılıp iltibas oluşturacak müşteri gözünde karıştırılmaya sebep olacak şekilde kullanımının tecavüz oluşturduğunun kabul edildiğini, buna göre tecavüzün men” ine yönelik önlemlerin tescilli bir markanın sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin tecavüzün önlenmesine rağmen pazarlanması, stoklanması, satış için teklif edilmesi, ihracı, ithali yada tecavüzün önlenmesine rağmen © malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılmasının tecavüz olarak tanımlandığını, 556 sayılı KHK'nin 61. maddesi hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını açıkladığını; marka sahibinin markasının tescil kapsamına giren bir işaretin markanın tescil edildiği aynı mal ve hizmetler için kullanılmasını önleyebileceğini, marka sahibinin tescilli marka ile aynı veya benzer olan tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını men edebileceğini, 556 sayılı KHK'nin 42. Maddesinde hükümsüzlük hallerinin süresinin açıklandığını, müvekkili firmanın marka tecavüzünü içeren eylemleri yeni öğrenmiş olup, gerek 556 sayılı KHK'deki maddeye gerekse TBK'nda düzenlenen haksız fiillere ilişkin zaman aşımı süreleri gözetilerek süresi içerisinde kanuna uygun olarak davalarının ikame edildiğini, davalı tarafın müvekkilinden daha sonraki tarihte müvekkilinin “...” markasıyla aynı marka ismini tescil ettirdiğini, bu markayı “...” ifadesini çıkaracak ve
müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanması sebebiyle işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, Yargıtay 11. HD'nin içtihatlarına göre 6102 sayılı TTK'nun 55/2 maddesi uyarınca başkasına ait markayı ticaret unvanı olarak tescil ettirmenin haksız rekabet oluşturup ticaret unvanının terkinini gerektirmekte ise de davacının/davalının ticaret unvanını davacıdan davalıdan önce
kullandığının kanıtlanması durumlarında haksız rekabetin söz konusu olacağını, buradaki kıstasın
ticaret unvanının kim tarafından daha önce fiilen kullanılmaya başlamış olduğunun tespiti olduğunu,
davacı müvekkilinin “...” unvanını hem davalı taraftan önce kullanmaya başladığını hem
de “...” markasını davalılardan önce tescil ettirdiğini; bu nedenlerle davalı ... adına tescil edilmiş “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesine, davalıların müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, “..., ...” ibaresi içeren her türlü internet sitesi, reklam afiş, ambalajın ve ibareyi içeren her türlü aracın gerecin kullanılmasının engellenmesine, üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına, gerekçeli kararın hüküm fıkrasının ülke çapında yayın yapan bir gazetede masrafları davalıya ait olmak üzere ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın haksız ve kötü niyetli taleplerinin tümden reddine karar verilmesi gerekti; müvekkillerinden ... adına tescil edilen ... isimli markanın hükümsüzlüğü ile tecavüzün önlenmesi talepli açılan işbu davanın marka sahibi müvekkili ... ile birlikte ... Sistemleri İzolasyon Rek. Dan. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine de açıldığını, bu durumun kanuna aykırı olduğunu; SMK 25/3. Maddesine göre marka hükümsüzlük davasının dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya haleflerine karşı açılabileceğini, sicilde marka sahibi olarak ...'ın kayıtlı olduğunu, işbu davanın yalnızca marka sahibi olarak kayıtlı kişilere açılacağı belirtildiğinden müvekkillerinden ... Şirketine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini; davacı tarafça açılan işbu markanın hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün önlenmesi davasında SMK m 157 uyarınca marka hakkına tecavüz iddialarında tecavüz fiilinin ve tecavüz edenin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde dava hakkının kullanılması gerektiğini; davacı tarafın kuruma yapmış olduğu 17.4.2020 tarihli başvuru dilekçesinden de görüleceği üzere Nisan/2020 tarihinde iddia edilen fiili öğrenmiş olduğunu, süresi içerisinde dava açılmamış olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilleri aleyhine açılan işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili ...'ın Türk Patent ve Marka Kurumu'na 2020 yılında yapmış olduğu marka tescil başvurusu ile marka ve logosunu 11.02.2020 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescil ettirdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen tescil belgesinden de görüleceği üzere markanın emtiası 17, 19,21, 35, 40 ve 42 olduğunu, dava dilekçesi ile “...” markasının müvekkilince kullanıldığının kendilerine gönderilen İzmir .... Notcı in 26.5.2023 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile öğrenildiğinin iddia edildiğini, ancak bu iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin marka başvurusu akabinde markanın 27.02.2020 tarihli 343 sayılı Bültende yayınlanması sonrası, davacı ... tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu'na 17.04.2020 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, bu açıdan müvekkili üzerine kayıt ve tescil edilen markadan ve markaya bağlı logodan davacı tarafın 2020 yılından bu yana haberdar olduğunu, davacı tarafça yapılan itiraz başvurusunda markalar arasındaki benzerlik nedeniyle tüm emtialar bakımından marka başvurusunun reddinin talep olunduğunu, ne var ki Markalar Dairesi Başkanlığı'nın ... sayı ... karar numaralı kararı ile müvekkilinin tescil başvurusundan ... ve ... numaralı emtialarda yalnızca bir kısım emtiaların çıkarıldığını, geri kalan mal ve hizmetler için tescil işlemlerinin devam ettirilmesine karar verildiğini, çıkarılan mal ve hizmetlerin davacının markasının tescil edildiği emtialar ile aynı kategorideki mal ve hizmetler olduğunu bu hususta kurum kararı ile gerekli tedbirlerin zaten alınmış olduğunu; sınıfsal ayniyetin önüne geçilmiş olduğunu, böylelikle davacının markası ile iltibas yaratacak kullanımların önlenmiş ve müvekkilinin tescil belgesi kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerden bir kısmının (davacı ile aynı olan) sicildeki koruma kapsamından çıkarılmış olduğunu; bu noktada davacının buna rağmen kötü niyetli kullanımı ispat etmesi gerektiğini; Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen ve müvekkilinin markasına ait Marka Tescil Belgesinden de ayrıntılı olarak görüleceği üzere, müvekkilinin markasının emtiası ve davacının markasının emtiası arasında hiçbir benzerlik ve aynılık bulunmadığını, tescil işlemleri sırasında davacı yanın bu itirazının Kurum tarafından kabul edildiğini ve aynı emtiaların müvekkilinin kaydından çıkarıldığını; Marka Dairesi Başkanlığı'nın bu kararı sonrası davacıya Kanunun 20. Maddesi gereğince Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na itiraz hakkı sunulmuş ise de davacı tarafça bu karara itiraz edilmediğini ve müvekkilinin markasının bu hali ile tescil edildiğini; davacı tarafça müvekkilinin tescil ettirdiği marka ile logosundan 2020/Nisan ayından bu yana haberdar olduğunu, buna rağmen 3 sene boyunca markanın iptali için hiçbir girişimde bulunmadığını, aradan geçen bunca zaman sonunda kendi marka emtiası ile alakası olmayan müvekkilinin markasının iptalini isteyen davacının tamamen kötü niyetli olduğunu ve TMK 2. Maddesi anlamında da dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, somut olayda markanın iddia edildiği gibi karışıklık yaratacak şekilde kullanıldığına dair iddianın kabulü anlamına gelmemek kaydı ile davacının TTK 42. Maddesi hükmünde ifadesini bulan basiretli bir işadamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı davranmakta olduğunu, aradan geçen süre zarfında sessiz kalmış olmasının ardından işbu davayı açmış olmasının da Kanunlar nezdinde korunmayacağının açık olduğunu; müvekkilinin markasının “... şekil” olup davacının ise yalnızca “...” olduğunu, bu anlamda müvekkili üzerine tescilli logoyu haksız kullananın bizzat davacı olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilmemiş ise de davacıya ait işletmede, dükkan ve tabelalarda, araçları üzerindeki kaplamalarda, ... internet sayfası ile ... ve ... da dahil olmak üzere bilumum sosyal medya hesaplarında bu logonun kullanıldığını, ancak logonun marka hakkının yalnızca müvekkilinde olduğunu, davacının yalnızca “...” adlı ismi kendi üzerine tescil ettirdiğini, ancak logoya ait bir başvurusunun olmadığını, tüm bu nedenlerle logoya ilişkin resmi bir hakkı olmayan davacının, bu logo ve markaya dair iptal isteminin hukuka aykırı olduğunu, takdir edileceği üzere marka hakkı sahibinin kanunda belirtilen hukuki korumalardan yararlanabilmesi için markanın tescil edilmiş olmasının gerektiğini, ancak davacının tescil edilen Markası ile müvekkilinin logolu markası arasında ciddi bir fark bulunduğunu; üstelik tersine müvekkilinin tescilli markasını kullananın bizzat davacı taraf olduğunu ve işbu davayı açma hakkının bulunmadığını; müvekkili marka sahibi ... tarafından keşide edilen İzmir .... Noterliği'nin 26.05.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin de davacının hiçbir şekilde yasal olarak hakkı olmayan bir markayı kullanmasının önüne geçmek için gönderildiğini; davacı yanın da bu ihtarnameye dayanarak markanın birebir aynısı olduğunu ve müvekkilince kullanıldığı iddiası ile tecavüzün önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğini; ancak taleplerinin somut dayanaklarının bulunmadığını; davacının markasının koruma sağladığı mal ve hizmetler ile müvekkilinin markasının mal veya hizmetlerinin aynı ve benzer olmadığını; müvekkilinin tescilli markasını davacının kullandığı mal veya hizmetler ile benzer veya iltibaslı kullanmadığını, bunun ispatına ilişkin olarak dava dilekçesinde hiçbir somut delilin bulunmadığını, örneğin diğer davalı ... Sistemleri İzolasyon Şirketi'nin veya davalı Havva'nın bu markayı iltibaslı olarak kullandığına dair ciddi kullanımı ispat edecek somut bir örneğin bulunmadığını; yalnızca müvekkili Havva tarafından keşide edilen ihtarnameye dayanarak, kötü niyetli kullanımın ispatının mümkün olmadığını; bu anlamda müvekkilin markasının tescilli olduğu mal veya hizmetler dışında davalının markası ile iltibaslı olacak ve marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde ciddi bir şekilde kullanıldığının ispatının davacıda olduğunu, ancak buna ilişkin somut bir delil bulunmadığını; dava dilekçesinde öne sürülen iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının markasının tanınmış bir marka olmadığını, tüketicinin her iki marka arasında irtibat kurmasına imkan bulunmadığını, keza markaların karıştırıldığına dair herhangi bir izlenimin veya tespitin de bulunmadığını, davacının markasının bir görseli veya logosunun bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin markasının logo olarak tescil edildiğini, bu anlamda müvekkilinin markasının esas unsurunun görselden oluştuğunu, davacının markasından görsel olarak tamamen farklı olan markanın bir bütün olarak algılanmasının gerektiğini, orta derecede tüketiciler nezdinde dahi karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını; markaların tescil edildiği sınıflar bazında da bir ayniyet bulunmakta olup, tamamen başka mal ve hizmetler sınıfında tescilli olduklarını, üstelik davacının 2020 tarihindeki itirazı nedeniyle Kurum denetiminden geçmiş bir markaya sahip olan müvekkilinin kötü niyetinden de söz edilemeyeceğini; işbu dava ile ayrıca marka hakkına tecavüzün önlenmesinin de talep edildiğini böyle bir talebin hükümsüzlük talebi ile birlikte öne sürülmesinin mümkün olmadığını; kaldı ki bu davada tecavüzün önlenmesi talebinin
koşullarının da oluşmadığını; SMK'nda marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin madde 29'da
sayıldığını; madde metninden anlaşılacağı üzere marka hakkının ihlalinden eş deyişle marka hakkına
tecavüzden söz edebilmenin ön koşulu geçerli ve üstün bir hakka sahip bir markanın varlığı ve markanın koruma alanında gerçekleştirilen bir kullanım olduğunu; somut olayda müvekkili ... markasının davacının markasının tescilli mal ve hizmet grubu ile iltibas ve tecavüz oluşturacak şekilde kullanılmadığını, yargılama sırasında ortaya çıkacağını, bu nedenlerle davanın tüm talepler yönünden
reddinin gerektiğini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davalılardan ... adına ... nolu "..." markasının davacıya ait olan "... ... Mobilya İzolasyon" unvanı ile iltibaslı kullanımın oluşup oluşmadığı zamanaşımı defininin yerinde defi olup olmadığı markanın kötü niyetle tescil ettirilip ettirilmediği marka hakkına ihlalin bulunup bulunmadığı ve hükümsüzlük koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin yapılan yargılama sonucu;
Marka mevzuatı açısından: 6769 sı SMK. “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7.maddesinin 1.fıkrası: “Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir” hükmünü amirdir. 6769 sı SMK. “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7.maddesinin 2.,3. Ve 4. fıkrası:(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir. İşaretin kullanılması. Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir. sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif
edilmesi.
İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
c) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. 6769 s.lı SMK. "Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlıklı 29.maddesi-(7) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 s.lı SMK. “Sınai Mülkiyet Hakkı Tecavüze Uğrayan Hak Sahibinin İleri Sürebileceği Talepler” başlıklı 149.maddesinin 1.fıkrası: Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması. (d) bendi uyarınca el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.
Tescilli bir marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanması iltibastır. İltibas için markanın aynı, tescil kapsamına giren mal ve hizmetlerinde aynı olması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde ise ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması olarak ifade edilmektedir, doktrinde ise bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vesair sebeplerle aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırma tehlikesi olarak tanımlanmaktadır. CJEU ise halkın söz konusu mal ve hizmetin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesi olarak tanımlamaktadır.
Somut olayda; Davacı adına ... nolu "..." markasının 2016 tarihinde tescil edildiği bu ticaret unvanını 04/08/2015 tarihinden itibaren kullandığı, davalılardan ... adına ... nolu "..." markasının tescil edildiği anlaşılmış olup iki markanın da emtialar bakımından plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı-inşaat vb. amaçlı malzemeler ile davacının iştigal alanında olan emtiası lastikten plastikten veya kauçuktan mamül bükülebilir boruların benzer sınıfta yer aldığı anlaşılmıştır.
11.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun “marka tescilinde nispi ret nedenler taşıyan 6. maddesinin 9. fıkrasına göre “kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiri reddedilir”. Kötü niyetle tescilin belirlenmesinde, marka sahibinin davranış biçimi, markanın özelliği ve kompozisyonu, markanın sahip olduğu bilinirlik, markanın başkasına aidiyetinin önceden biliniyor olması, gerçek marka sahibi ile önceden var olan bir ticari bağlantının varlığı, hizmet ilişkisinden kaynaklanan bağlantılar gibi çeşitli etkenler dikkate alınmalıdır. Marka başvurusu ve tescilin kötü niyetle yapıldığı iddiası kanıtlanmalıdır. Bu konuda ispat yükü iddia sahibine düşmektedir'. Kötü niyetli tescil hali, mal ve/veya hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden salt kötü niyetli tescil iddiasıyla açılan hükümsüzlük davalarında eğer mahkeme davalının markasını kötü niyetli olarak tescil ettirdiği kanaatine varırsa, davacının hukuki yararını da gözeterek kısmi değil tam hükümsüzlük kararı verebilecektir”. 11. HD'nin 17.10.2011 tarihli 2010/2319 E.-2011/14059 K. sayılı kararı, “başkasının özel ismi, ticaret unvanı, markalı ürününün aynı ibarelerini tescil ettirmenin niyetin karinesi olduğu, davaya konu markanın tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden tükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği” yönündedir.
Davacı ve davalının kullandığı ... ibaresinin şekil, görünüş ve anlamsal bakımından aynı olduğu davanın markayı bu şekilde kullanmasının tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu, davacının gerek marka tescil gerekse ticaret unvanı olarakta davalıdan önce kullandığı anlaşılmış olup her ne kadar davacı davalı Havva'nın hükümsüzlüğe konu edilen markayı kötü niyetle tescil ettiğine ilişkin iddiasının yukarıda belirtilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesince aranan şartları taşımadığı ve bu şartları taşıyan bilgi ve belgelerin dosya kapsamında yer almadığı ancak davacının öncelik hakkına sahip olması ve markayı daha önce tescil ettirmesi davalının kullandığı markanın davacının kullandığı markayı iltibaslı olarak kullandığı SMK'nin 6/1 ve 3'teki yasal şartları oluştuğu dosyadaki tüm bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporuyla anlaşılmış olup davalı ... adına kayıtlı markanın hükümsüzlüğü sicilden terkinine davalı ...ın tek hissedar olarak sahibi olduğu davalı şirketin, hükümsüzlüğe konu edilen markayı davalı Havva ile birlikte kullandığı anlaşıldığından marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine ihlalin önlenmesine ortadan kaldırılmasına hükümsüzlüğe karar verilen bu ibarenin her türlü fiziki ortam ve sosyal ortamlarda kullanmasının engellenmesine dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacının davasının kabulü ile, davalı ... adına ... numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
2-Davalıların, davacıya ait marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, ihlalin önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, davalının hükümsüzlüğüne karar verilen ibareyi her türlü fiziki ortam, internet ortamlarında kullanılmasının engellenmesine, gerekçeli karar kesinleştiğinde talep halinde mahkeme ilamının gazetede ilanına,
3-Alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harçtan mahsubu ile, 247,70 eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harcın davalılardan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 25.500 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 7841,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili yanlara iadesine,
8-Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 12/09/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim...
e-imzalı