T.C.
İZMİR
FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/32 Esas
KARAR NO : 2024/228
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/08/2022
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin su arıtma sektöründe ticaret yapmakta olduğunu, tüm hizmetlerine dayanak teşkil eden ... markası üzerinde inhisari kullanım hakkını bir sözleşme ile elde etmiş bulunduğunu, bu sözleşme ile birlikte yurt içindeki kullanım haklarının müvekkil şirkete geçtiğini, ... markası ise 2012 tarihinde ... tarafından Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... başvuru no ile tescil edilmiş olup dünyaca ünlü su arıtma piyasasında tutulan bir marka olduğunu, söz konusu markanın mevcut tanınırlığa ulaşabilmesi için 13 yıl süresince yüz binlerce TL reklam harcaması yapıldığını, müvekkilinin söz konusu markanın yurt içerisinde tüm haklarını inhisari olarak kullanmak için 5 yıl süre ile marka sahibi firmaya 10 bin dolar ücret ödediğini, 2017 yılında da "..." ismiyle başvuru ve tescil işlemlerinin yapıldığını, "..." şeklinde ve yine bu isimde bir marka kullanarak müvekkilinin marka üzerindeki hakkına tecavüz ettiğini, ayrıca şüpheli müşterilere verdiği teknik servis fişinde de ... logosunu kullandığını, buna karşılık şüphelinin markasını ... olarak tescil ettirdiğini, iki teşebbüsün de çalışma alanlarının aynı olduğunu, tüketicilerin markalarının birbirinden ayırt etmesini sağlayacak hiçbir tabela, fatura, internet sitesi kullanmadığını beyan ederek müvekkilinin kullanım hakkı olan ... markasına tecavüzün tespiti ve önlenmesini, davalının ... başvuru no ile tescilli ... markasının tedbiren ve öncelikle 3. şahıslara devrinin ve kullanımının önlenmesini, hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, ... internet sitesinin erişime kapatılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı vekilinin dava dilekçesi ile, davacının ... markası üzerinde inhisari kullanım hakkına dayalı olarak, müvekkili adına tescilli ... başvuru numaralı "..." markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve tecavüzün önlenmesini talep ettiğini, davada yetkili mahkemenin SMK hükümleri gereği müvekkilinin yerleşim yeri olan İzmir mahkemeleri olduğunu, dolayısıyla davanın yetkisiz mahkemede açıldığın, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, ayrıca davacının taraf sıfatının da bulunmadığını, Türkiye'de davacı adına tescili bulunmayan bir markaya ait olarak sadece yurt dışındaki dava dışı bir şirket üzerinden yapılan sözleşme ile Sınai Mülkiyet Hakkı sahibi olmaksızın müvekkili aleyhine açılan davanın usulden ve esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
TPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davalı adına tescilli markanın hükümsüzlük koşullarının bulunup bulunmadığı davacının davayı açıp açmada ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında yapılan yargılama sonucunda;
6100 sayılı HMK'nun 50. Maddesinde medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. Maddesinde fiil ehliyetine sahip olanın dava ehliyetine de sahip olacağı düzenlenmiştir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleri ile ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için ise pasif taraf sıfatı söz konusudur. Uygulamada ve yargıtay kararlarında sıfat yerine genellikle husumet terimi kullanılmaktadır. Taraf sıfatı dava şartı değil itirazdır. Çünkü gerçek veya tüzel bir kişinin hak sahibi veya borçlu bulunup bulunmadığı davanın esasına girildikten sonra anlaşılabilecek bir mahiyet arzetmektedir. Bu durumda mahiyetine göre davanın esastan reddi veya kabulü söz konusu olacaktır. Ancak dava şartlarının yokluğu veya eksikliği ise davanın esasına girilmesini engelleyecek niteliktedir. Bu durumda yani taraf sıfatının dava şartı olarak kabul edilmesi halinde davanın esası hakkında bir karar verilemeyecek ancak davanın usulden reddi kararı verilebilmesi söz konusu olabilecektir. Ancak taraf sıfatı veya husumet bir itiraz olduğundan hakim tarafından kendiliğinden nazara alınabilecektir. Bu kapsamda sıfat davada taraflardan birinin davaya konu subjektif hakka veya borca ilişkin bir hakkının veya borcunun bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Bir davada taraflardan birinin aktif veya pasif taraf sıfatı veya aktif ya da pasif husumet ehliyetinin olmadığı anlaşılırsa davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekmektedir. Bu hususta husumet yokluğu itirazının ileri sürülmesi yasada kabul edilen bir ilk itiraz değildir ve yine bir def'i de değildir. Bu husus yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemece resen gözetilmelidir.
SMK 7/2. Maddesi gereğince Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır.
SMK Madde 25- (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde
mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları
markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
Somut olayda TPMK kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ... nolu markanın dava dışı... Arıtma Sistemleri Sanayi A.Ş adına kayıtlı olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde apostil şerhli lisans yetkisi aldığını beyan ettiği ... İbareli şirketin bu markayla bağlantısının bulunmadığı İzmir CBS'nin 10/13/2023 tarihli Kyok kararında da davacının şikayet hakkına sahip olmadığı gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiği bu kararında kesinleştiği, davacının bu markada hak sahibi olmadığı gibi markada hak sahibi olduğunu belgeleyen devir, lisans vs. belgelerinin bulunmadığı, SMK'nin 25. maddesinde de düzenlenen menfaati bulunanlar kısmında da değerlendirilmeyeceği kanaati dosyada tüm bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporuyla anlaşılmış olup, davacının aktif dava açma ehliyeti bulunmadığından davasının reddine dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davacının aktif dava açma yetkisi bulunmadığından usulden reddine,
2-Alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu ile eksik 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT.' ne göre belirlenen miktar 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 49,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
7-Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili yanlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 22/10/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır