T.C.
İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/124 Esas
KARAR NO : 2024/81
DAVA : Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : 17/08/2022
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
Davacı vekili tarafından 17/08/2022 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde... numarası ile tescilli tasarıma davalı tarafça tecavüz edilip edilmediği, tecavüz teşkil eden fiilerin durdurulmasının gerekip gerekmediği, ayrıca davacı yararına 5000 TL maddi ve 50000 TL manevi tazminat talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesi ile 5.000,00-TL olarak talep edilen maddi tazminatı 15.672,46-TL arttırarak 20.672,46-TL maddi tazminatı haksız fiil tarihinden (mümkün görülmezse delil tespiti davası tarihinden) itibaren işleyecek enflasyon oranında faizi (mümkün görülmez ise reeskont avans faizi oranında faizi) ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkil şirkete verilmesine, 50.000,00-TL manevi tazminata haksız fiil tarihinden (mümkün görülmezse delil tespiti davası tarihinden) işleyecek enflasyon oranında faizi (mümkün görülmez ise reeskont avans faizi oranında faizi) ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen... tasarım davacı adına tescilli olmadığını, Davacı dilekçesinde müvekkilinin...sayılı tasarım tescilinin 4.1 Nolu halı tasarımını,... sayılı tasarım Türk Patent Kurumu nezdinde davacı değil başka (...) birisi adına tescilli olduğunu, Müvekkili firmanın 07-10-2020 tarihinde kurulmuş olup, yakın tarihte ticari faaliyete başlamış olduğunu, Müvekkili kurulduktan sonra 14/10/2020 tarihinde ...le marka tescilini yaptırmış olduğunu, Müvekkili firmanın halı imalatçısı olmayıp müvekkilinin sipariş üzerine baskı işi yapmakta olduğunu, Hali hazırda müvekkilinin tasarımcıları olup, kendi baskı tasarımlarını kendisi çalışanları tasarlamakta olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davalının davacıya ait tasarımları ve markasına yapılan ihlalin olup olmadığı açılan davanın zorunlu arabuluculuk şartına tabii olup olmadığı davalı tarafınca ihlalin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ihlal sonucuna TTK'de düzenlenen haksız rekabete ilişkin hükümlerininde ihlal edilip edilmediği maddi ve manevi tazminat taleplerin yerinde ve haklı bir talep olup olmadığına ilişkin yargılaması yapılmıştır.
Tasarım, ürünün görünümüdür. Bu bir ürünün veya ürün parçasının, ürün üzerindeki süslemenin çizgilerinin, renklerinin, dokunun, malzemenin, esnekliğin ve bunun gibi insan duyularıyla algılanabilen unsur ve özelliklerin, bunların tamamının veya bir kısmının bileşiminin ya da takımının görünümüdür. “Ürün” tasarımın tanım unsurudur. Kanuni tanım“ürün süz tasarımı, yani soyut olarak tasarımı korunan tasarım olarak kabul etmemiştir. Tanıma, sadece biçim, renkli biçim, çizgi ile belirlenmemiş renk görünümleri değil; ışıltı, ışık etkileri, janjan, pırıltı, parlaklık görünümleri de girer. Bir elmasın veya pırlantanın kesiminin, bir restoranın ışıklandırılmasının, bir kumaşın dokumasının, bir halının ışığa veya taramaya göre görünümü tasarımdır". Sınai Mülkiyet Kanunu 55. Maddesinde Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin Çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür denilmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanunu 56. Maddesinde Tasarımın yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunacağı; bir tasarımın aynısının tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce; Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması koşulu ile o tasarımın yeni kabul edileceği, tasarımların sadece küçük ayrıntılarda farklılık göstermesi halinde tasarımların aynı kabul edileceği; Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenimin Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce; Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı olması halinde bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğunun kabul edileceği; Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınacağı belirtilmiştir.
SMK'nın 58. Maddesinde; Tasarım sahibinin, kendi tasarımına kıyasla ayırt edici niteliğe sahip olmayan tasarımlara karşı bu Kanundan doğan haklarını kullanabileceği ancak Koruma kapsamının değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınması gerektiği ayrıca Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı tasarımların, Ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerinin, Tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün, başka bir ürüne mekanik olarak monte edilmesi veya bağlanması için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu ürünlerin görünüm özelliklerinin, Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. Maddesi kapsamında yer alan hükümranlık alametleri ile bu kapsam dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren, dini, tarihi ve kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği işaretlerin, armaların, nişanların veya adlandırmaların uygunsuz kullanımını içeren tasarımların koruma kapsamı dışında kaldığı belirtilmiştir. SMK'nın 59. Maddesinde; Tasarımdan doğan hakların münhasıran tasarım sahibine ait olduğu, Üçüncü kişilerin, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemeyip, piyasaya sunamayıp, satamayıp, ithal edemeyip, ticari amaçlı kullanamayıp veya bu amaçlarla elde bulunduramayıp ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamayacağı; Tescilsiz tasarımın, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verdiği, korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğunun kabul edilmeyeceği ve tasarım hakkının kapsamı dışında kalan haller iş bu maddede belirtilmiştir.
SMK'nın "Hükümsüzlük Halleri" başlıklı 77. Maddesinde tasarımın, SMK'nın 55 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56 ncı ve 57 nci maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58 inci maddenin dördüncü fıkrası ve 64 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse, Hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere ait olduğu ispat edilmişse, Sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihidir, tasarımın başvuru tarihinden önce ise tasarımın hükümsüz sayılmasına mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiştir. SMK'nın "Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller” başlıklı 81. Maddesinde ; Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak; tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek; tasarım hakkını gasp etmek tasarım hakkına tecavüz olarak sayılmıştır.
SMK'nın 149.maddesinde "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c)Tecavüz fiillerinin durdurulması.
ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.
e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması
f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yine 6769 sayılı SMK'nın "Önceki tarihli hakların etkisi" başlıklı 155. Maddesine göre "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez." hükümlerine amirdir.
Marka hakkına tecavüz, bir marka hakkının, sahibinin izni olmaksızın Sınai Mülkiyet Kanununda belirtilen şekillerde kullanılması olarak tanımlanabilir. Marka hakkına tecavüz oluşturan fiiller 556 S.lı KHK'nin 61.Maddesinde sınırlı sayıda belirtilmiştir. (Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesi de aynı düzenlemeyi içermektedir.) Dolayısıyla, bir fiilin, marka hakkına tecavüz teşkil edebilmesi için Sınai Mülkiyet Kanunu Mad. 29 da (mülga 556 S.lı KHK Mad.6i'de) sayılan durumlardan birisine girmesi gerekmektedir. Bu konuda da temel tecavüz şekli anılan kanunun Mad.7'ye aykırılık olduğu görülmektedir. Sınai Mülkiyet Kanununun 29/1-a (Mülga 556 sayılı KHK'nin, 5833 sayılı yasa ile değişik, Mad.G1/a) fıkrasında “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı Z nci maddede (Mülga 9. Madde) belirtilen biçimlerde kullanmak.", marka hakkına tecavüz olarak kabul edilmiştir. Anılan maddenin atıf yaptığı 7. Maddenin 2. Fıkrasında (Mülga KHK 9.Madde'nin 1.fık.sında) ise markanın haksız kullanım biçimleri belirtilmiştir. Burada belirtilen kullanımlar, Sınai Mülkiyet Kanunu 30/1 (Mülga KHK Mad.61/a) hükmü uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil eder.
Dava konusu olayla ilgili olabilecek Kanunun 7/2a-b(Mülga KHK Mad.9/1.a ve b fık.) hükümleri aşağıdaki gibidir :
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
Yukarıdaki fıkralarda bahsi geçen markaların aynı veya benzer olması, aynı zamanda, Sınai Mülkiyet Kanunu 30/1 (Mülga KHK Mad.6I/A.1. fik. hükmünde geçen iktibas ve iltibas kavramlarıyla ilişkilidir. Zira, Sınai Mülkiyet Kanunu 30/1 (Mülga KHK Mad.GI/A 1.fık.'nın) metninden de geçen “iktibas ve iltibas” kavramları yasada tanımlanmamıştır. Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler 30/1 deki (Mülga KHK “Ceza hükümleri” başlıklı madde(Mad.61/A)) tecavüz eylemlerini düzenleyen hükümlere Madde 29 (KHK Mad.61) yollama yapmamış olmakla birlikte, Kanun Madde 30/ideki (Mülga KHK Mad.61/A) suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti bakımından, yasada tanımlanmamış “iktibas/iltbas” kavramları yönünden yapılacak değerlendirmede bu hükümlerden yararlanılması gerektiği öğretide ve Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir.*
Buna göre, Sınai Mülkiyet Kanununun Mad. 7/2.a-b (Mülga 556 S.lı KHK'nin Mad.9/1.a-b) fıkralarında yer alan markaların aynı ve ayırd edilemeyecek kadar benzer olması ile ilgili olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/11-3127 Esas, 2016/114 Kar: “Aynı marka"dan kasıt, bir markada kullanılan işaretlerin diğerine tıpa tıp benzemesi ve müşteriler nezdinde tamamen aynı şeyi ifade etmeleridir. Aynı marka, bir diğer markanın "...”dı; yani onun. "özdeşi", "aynen kopyası”, " taklidi”dir. Aralarında en küçük fark olan markalar ayniyet arz etmezler. Bir markanın bir başka marka ile ayırt edilmeyecek derecede benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir başka markanın tıpkısı olmayan bir markaya, orta düzeydeki müşterileri tarafından sahip olduğu farklılıkların önemsizliğinden dolayı sanki diğerinin aynısıymış gibi muamele ediliyorsa, ek kadar benzer" bir markadan söz edilir. Markalar karşılaştırılırken onların piyasaya sürülüş biçimlerine, kullanılış şekillerine bakılarak orta düzeydeki alıcı nezdinde bıraktığı toplu intiba dikkate alınır." Haksız rekabet, bir kısım menfaatleri, aralarında paylaşamayarak yarışmak isteyen kişilerin karşılıklı durumudur”. Haksız Rekabet ise aldatıcı hareket veya dürüstlük kurallarına aykırı başkaca suretle ekonomik rekabetin her türlü kötüye kullanılmasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54- 63 maddeleri arasında haksız rekabet hükümleri düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 6762 sayılı Kanun'un aksine, haksız rekabetin genel olarak düzenlendiği 54. Maddede haksız rekabet kavramının tanımı yapılmamış, haksız rekabete ilişkin amaç ve ilkenin belirlenmesi ile yetinilmiştir. Söz konusu madde de, "Haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kurallarına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmiştir. dürüstlük kuralına aykırı davranışlar Türk Ticaret Kanunu'nun 55. Maddesinde sayılmış olup iş bu aykırı davranışları kasten işleyenler hakkında verilecek cezai müeyyidelere ise 62. Maddenin birinci fıkrasının a bendinde yer verilmiştir.
Somut olayda davacı adına kayıt ve tescilli olan tasarıma davalı tarafça tecavüz teşkil edecek şekilde kullanım olup olmadığı bu fiile bağlı olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin haklı yerinde bir talep olup olmadığına ilişkin yapılan yargılama sonucunda; davacı adına... nolu tasarımın kayıtlı olduğu anlaşılmış olup davalı tarafınca davacıya ait tasarımların aynı ve benzerlerinin piyasaya sürüldüğü iddiasıyla İzmir Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi... D.İş sayılı dosyasıyla tespitin yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacının tasarımlarının tasarım ürünleri olan halıların SMK'nın 55 ve 56 Maddelerinde düzenlenen aranan şartlardan yenilik ve ayırt edicilik kriterlerinin yerine getirildiği ve tasarım niteliği taşıdığı davacı ve davalıya ait ürünler olan halıların karşılaştırılmasında, davacıya ait üründe büyük benzerlik gösterdiği, genel izlenim itibariyle de benzer olduğu davalının ürününü ayırt edici niteliğin sahip olmadığı dolayısıyla görsel ve biçimsel özellik biçimiyle benzer olan bu ürünün hitap edilen tüketici kitlesi nazarında ortalama tüketiciyi yanıltıcı olduğu, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporuyla anlaşılmış olup davacının seçtiği yöntem kapsamında SMK'daki tazminata ilişkin yasal düzenlemeler kapsamında maddi zarar olarak 20.672,46 TL'nin zararı olduğu anlaşılmıştır. Davalının zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmeden açılan davanın usulden reddine ilişkin ise yerinde bir talep olmadığı davacının tasarıma ve markasının ihlalin tespiti ve önlenmesiyle birlikte açılan tazminat davalarında Yargıtay'ın yerleşik kararları kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabii olmadığından davalının bu talebi yerinde görülmemiş olup davacının davasının kabulüyle davalının davacıya ait tasarıma tecavüz teşkil eden fiilin tespitine, bu ürünlerin üretilmesine kullanılmasına ve eşyaya üretmeye makine ve araç gibi vasıtalara el konulmasına ve imhasına, davacının manevi tazminata ilişkin talebinin ise manevi tazminat talebinin ise davalının kusur derecesi, davacının markasının tanınmışlığı, davaya konu markaların kullanıldığı ürünlerin nitelikleri kriterleri bir bütün olarak değerlendirilmiş olup manevi tazminatın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; davalının tasarım ve markasına tecavüz fiilinin tespitine ve önlenmesine,
2-Davacının maddi tazminat talebinin 20.672,46 TL'nin haksız fiil tarihi olan 26/04/2021 tarihinden itibaren ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000 TL'nin haksız fiil tarihi olan 26/04/2021 ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gereken 2.436 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.206 TL harçtan mahsubuyla, eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.206 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 20.672,46 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan toplam 24.511 TL (...D.iş Dahil) yargılama giderinin kabul/ret oranına göre 23.285 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, kalan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından yapılan toplam 11,50 TL yargılama giderinin kabul/ret oranına göre 0,57 TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine, kalan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
10-Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 14/05/2024
Katip ...
eimza
Hakim ...¸
eimza