T.C.
İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/34 Esas
KARAR NO : 2024/92
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/02/2022
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
Davacı vekili tarafından 09/02/2022 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin adına tescilli ... numaralı ve "çamsakızı + şekil" şeklindeki markalara davalı tarafça tecavüzde bulunulup bulunulmadığı, davalının müvekkiline bu markalarını taklit suretiyle üretim ve satış yapıp yapmadığı, bu kapsamda davalıya ait marka ile tecavüzün tespiti, giderilmesi, durdurulması, internet erişiminin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda her iki markanın karıştırılma ihtimali olduğu, iltibas tehlikesi yarattığı, benzer oldukları gibi aleyhe tespitlerin kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, Öncelikle davacı ve davalı müvekkile ait markalar ve tespite konu ürünlerin, aynı sınıfta ve aynı ürünler için kullanıldığı kabul edilse dahi; davacı yana ait markaların esaslı unsuru ile davalı müvekkile ait tescilli markanın unsurların benzer değildir. Bu nedenle bir iltibas durumunun söz konusu olmadığı tartışmasızdır. Bu husus davacı tarafından açılmış olan İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile de ispatlanmıştır. Arama motorlarında yapılan arama sonuçlarında; satılan tüm ağdaların farklı markalar altında fakat aynı renkte fıçı içinde satıldığı görülmektedir. Yani davacıya ait markalarının fıçı şeklinde ambalajları, kullanım sonucu piyasada standart haline gelmiş bulunan ve ilgili piyasada genel ve yaygın kullanıma sahip olan ambalajlardır. Dolayısıyla markaların hiçbir şekilde ayırt edici niteliği bulunmadığı ortadadır. Davacı markaları üzerinde çam sakızı yazı ve çam ağacı görseli yer almaktadır. Ağda, çam reçinesinden üretilen bir üründür. Çam sakızı yazı ve çam ağacı görseli, el ağdası için ürünün niteliğini belirtmekte olup ayırtedici özelliği yoktur.Arama motorlarında yapılan arama sonuçlarında sayfalarca ilerlendiğinde dahi davacı markasına ait görsele ulaşılamadığı halde davalı müvekkile ait marka en üst sıralarda yer bulmaktadır. Buradan çıkan sonuçlardan biri de şudur ki; davacının markasından ise müvekkilin markası ve ürünü daha tanınmıştır. Yapılan tüm açıklamalar dikkate alındığında davacıya ait markaların esaslı unsuru ile müvekkile ait markanın unsurları benzer olmayıp, davacının markalarının gerek şekil gerek yazı itibariyle de hiçbir ayırt ediciliğinin olmadığı, iltibasın gerçekleşmediği, davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
DELİL DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı adına kayıtlı markaların "..." davalı tarafınca ihlal edilip edilmediği bu markaları taklit etmek suretiyle piyasaya sürüp sürmediği, davacının markaları üzerinde yazılan Çam Sakızı ve Çam Ağacı görselinin, el ağdası için ürünün niteliğini belirtip belirtmediği ayırt edici özelliğinin taşıyıp taşımadığını fıçı şeklindeki ambalajının piyasada standart halini alıp almadığı, marka hakkına ihlalin tespiti, giderilmesi ve durdurulması yönündeki davanın haklı yerinde bir dava olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Marka mevzuatı açısından: 6769 sı SMK. “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7.maddesinin 1.fıkrası: “Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir” hükmünü amirdir. 6769 sı SMK. “Marka Tescilinden Doğan Hakların Kapsamı ve İstisnaları” başlıklı 7.maddesinin 2.,3. Ve 4. fıkrası:(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir. İşaretin kullanılması. Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir. sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
c) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
0) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
6769 s.lı SMK. "Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlıklı 29.maddesi-(7) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
6769 s.lı SMK. “Sınai Mülkiyet Hakkı Tecavüze Uğrayan Hak Sahibinin İleri Sürebileceği Talepler” başlıklı 149.maddesinin 1.fıkrası: Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.
Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran
kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin
üretimini engellemeyecek şekilde el konulması. (d) bendi uyarınca el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre el konulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesidir.
Tescilli bir marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanması iltibastır. İltibas için markanın aynı, tescil kapsamına giren mal ve hizmetlerinde aynı olması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde ise ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması olarak ifade edilmektedir, doktrinde ise bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vesair sebeplerle aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırma tehlikesi olarak tanımlanmaktadır. CJEU ise halkın söz konusu mal ve hizmetin aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesi olarak tanımlamaktadır.
Bir markayı oluşturan unsur o markanın başka markalardan ayırt edilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil ve benzeri işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa asıl unsurun markanın bütünü ile bıraktığı izlenim tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak gerekmektedir.
Başkasının hak sahibi olduğu markanın toplumda karıştırmaya neden olacak kadar aynı veya benzer sınıflardaki ürün ve hizmetlerde kullanılması durumunda iltibas oluşmaktadır, markalardaki benzerlik incelendiğinde markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, çağrıştırma, bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, malı veya hizmeti alıcı durumu, toplumsal düzey ve durumu, markayı taşıyan mal ve hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman, kriterlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde her iki grup mallarının aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği birbirine alternatif olup olmadığı aynı dağıtım ve dolaşım yollarına sahip olup olmadığı aynı mağazada ve aynı raflarda satışa sunulup sunulamadığı ham madde mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı birbirlerini bütünleyici tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının bir bütün olarak ortalama tüketici kitlesi özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı şirket adına... numaralı "..."...ı" ve 129/003 numaralı markaların (... ürünler) emtiasında yer aldığı 03 sınıfta tescilli olduğu dava açılma tarihi itibariyle de tescilden kaynaklı SMK'deki düzenleme kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin ise internet sitesinde, internet satış sitelerinde ve dosya kapsamındaki sunulan belgelerdeki görselerin de 03 sınıfı içerisinde yer alıp "... (Kozmetik Ürünler)" emtiası için markası olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.
Davacının markasının, ülkemizde ağda ürünü konusunda bilinen markalardan olup özellikle fıçı formundaki yapısıyla tüketiciler tarafınca bilinen ayırt edici, esas, asli unsurunun "..." ibaresi ve fıçı şeklindeki ürün kabı olması şeklindeki özelliği de ön plandadır, davalının ise markasal kullanımı genel olarak bir kutu dizaynı olduğu ve ürün üzerinde yer alan görselin ürün içeriğiyle ilgili olduğu anlaşılmakta olup ürünlerde kullanılan işaretteki ayırt edici, esas, asli unsurunun ürün markası olan "..." ibaresi olup ürün kabının ise genel olarak piyasada yer alan ayırt ediciliği bulunmayan bir kap niteliği taşıdığı anlaşılmakta olup bütün bu durumlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ürün görselleri üzerinde ayırt edici unsurlar incelendiğinde tüketici nezdinde de dava konusu markalar ve görseller arasında ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığı kanaati hasıl olmakla dosyadaki tüm mevcut bilgi ve belgeler alınan kök ve ek bilirkişi raporları kapsamında davacının davasının reddine dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacının davasının Reddine,
2-Alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu ile eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 25.500 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan toplam 6.011,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
6-Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili yanlara iadesine,
7-Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 16/05/2024
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza