T.C.
İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/35 Esas
KARAR NO : 2024/72
DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli), Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 30/04/2024
Davacı vekili tarafından 19/01/2023 tarihinde davalı aleyhine açılan dava, mahkememizin esas defterine kaydedilmiş olup, yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı dava dilekçesini özetle; müvekkilinin şirketi 6102 sayılı ttk gereğince ‘’...‘’ ibaresi üzerinde tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde açıkça görülmüş olduğunu, müvekkilinin şirketi 1997 yılında kurulmuş olduğunu o tarihten bu yana “...” ibaresini nizasız ve fasılasız bir şekilde ticaret unvanı olarak kullanmakta olduğunu, bilindiği üzere ticaret unvanı hukukunca tanıtıcı işaretler çatısı altında bulunmakta olduğunu bir işletmeyi ve taciri diğer işletme ve tacirlerden ayırt etme fonksiyonunu yerine getirmekte olduğunu, bu nedenle ayırt ediciliği sağlamada önemli bir rol üstlenen ticaret unvanını korumak amacıyla Türk Ticaret Kanunu 45. Maddesi ile bir ticaret unvanı tescil edilirken kendisinden daha önce tescil edilmiş bir unvan mevcutsa ayırt edici ek getirilmesi zorunluluğu düzenlenmiş olduğunu, nitekim aksi halde tacirler ve işletmeler tüketiciler nezdinde birbirine karıştırılabilecek ve haksız rekabet meydana gelecek olduğunu, türk ticaret kanunu’nun 52. Maddesi “Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebileceğini, maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.” hükmünü havi olup ticaret unvanının korunması gerektiğini hüküm altına almakta olduğunu, somut olaya baktığımızda müvekkilinin şirketi ticaret unvanının asli unsurunun “...” ibaresi olduğu açıkça görülmekte olduğunu, Davalı taraf ise müvekkilinin şirketten çok sonra “...” esas unsurunu kullanarak dava konusu ticaret unvanını kötü niyetli olarak tescil ettirmiş olduğunu, bu durumda davalı tescilinin 1997 yılından bu yana ... ibaresini ticaret unvanı olarak kullanana müvekkilinin şirketinin haklarına tecavüz ettiği sübut bulmakta olduğunu, Yargıtay ...Hukuk Dairesi’nin...K. 17.04.2006 Tarihli İlamı: “Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, ticaret sicili kayıtlarına göre davacının “...” ibaresini 1.11.1991 yılından beri, davalının ise 2001 yılından beri kullanmakta olduğunu, davalının eyleminin davacı markasına ve ticaret unvanına tecavüz teşkil etmiş olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespit etmiş olduğuna ve tecavüzün önlenmesine, davalı unvanından “ITD” ibaresinin terkinine, hükmün ilanına ve diğer istemlerin ise reddine karar verilmiş olduğunu, Kararı, davalı vekili temyiz etmiş olduğunu, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.” Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ...hli İlamı “TTK'nun 52. maddesi uyarınca, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı, münhasıran sahibine ait olduğunu, tarafların aynı Ticaret Siciline kayıtlı oldukları kuşkusuz olduğunu, kaldı ki, TTK'nun 47/2. madde ve fıkrasında, Türkiye'nin herhangi bir yerinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırd edilmesi için gerekli olduğu takdirde, lüzumlu ilavelerin yapılmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmış olduğunu, burada unvanın korunması yurt geneline yayılmış olduğunu, aynı yasanın 54. maddesi ise, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimsenin, bunun menini, tescilli unvanın değiştirilmesi veya silinmesini, varsa zararının tazminini ve hükmün gazetede yayınlanmasını isteyebileceğini öngörmekte olduğunu, açıklanan hükümlerden anlaşılacağı üzere, ticaret unvanının korunmasında, tescilli unvanın varlığı ve önceliği asıl ve yeterli olup, ayrıca işletmelerin faaliyet sahalarının aynı olması zorunluluğu aranmamakta olduğunu, hal böyle olunca, mahkemece, açıklanan hususlar ve davacı unvanının önceliği ile taraf unvanlarında yer alan "Federal" ibarelerinin unvanlardaki niteliği nazara alınarak, bu ibare yönünden davacı ticaret unvanına tecavüzün varlığının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olduğunu, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.” Yukarıda sunmuş oldukları Yargıtay içtihatlarında da hüküm altına alındığı üzere ticaret unvanlarındaki benzerlik müşteriler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açabilecek olduğunu, somut olayda her iki ticaret unvanının da asli unsurunun ... ibaresi olduğu, her iki unvanda da .../... ibaresinin unvanın ilk ve dikkat çekici kelimesi olduğu göz önünde alındığında müşteriler nezdinde karıştırılmaya yol açacağı aşikar olduğunu, davanın kabulü gerekmekte olduğunu, davalı taraf ticaret unvanı tescili tamamıyla kötü niyetli olup müvekkili şirketinin tanınmışlığından faydalanma gayesi gerçekleştirilmiş olduğunu, yukarıdaki detaylı olarak izah ettiğimiz ve delillerimiz sunulduğunda tamamıyla sabit hale geleceği üzere müvekkili şirketinin tüm Türkiye çapında tanınan ofis koltukları üreten tanınmış bir firma olduğunu, davalı taraf sırf müvekkili şirketinin emeğinden haksız yararlanmak ve bu bağlamda haksız kazanç sağlamak saikiyla hareket etmiş ve seçebileceği binlerce ticaret unvanı varken müvekkili şirketinin ticaret unvanı ile ayniyet arz eden bir ticaret unvanını tescil ettirmiş olduğunu, müvekkili şirketine ait "..." markası, 22/04/2005 tarihinden beri, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde müvekkili şirketi adına tescilli olduğunu ve markanın koruması devam etmekte olduğunu, davalı şirketinin, müvekkili şirketi adına kayıtlı "..." markasına ticaret unvanına yer vermesi aynı zamanda müvekkili şirketinin marka hakkına da tecavüz niteliğinde olduğunu, (Tescil No... Yukarıda açıkladığımız hususlar ve davalı tarafın tacir olduğu da göz önünde bulundurulduğunda; davalının basiretli bir tacir gibi davranması gerekirken Türk Ticaret Kanununun açık hükümlerine aykırı hareket ederek davaya konu tescili kötü niyetle gerçekleştirmiş olması sebebiyle davaya konu tescilin terkinine karar verilmesi ve yargılama süresince ticaret unvanının kullanımının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi için işbu davanın açılması zarureti hasıl olmuş olduğunu, talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketi... ticaret sicil numarası ile 19/07/2022 tarihinde izmir ticaret sicili'ne tescil edilmiş olduğunu, şirketi unvanı ... e-ticaret pazarlama mobilya dekorasyon kimya sanayi ticaret limited şirketi olduğunu, şirketinin amaç ve konusu e-ticaret, mobilya ve kimya olduğunu bu kapsamda mal üretmekte ve hizmet vermekte olduğunu, marka ibareleri arasındaki benzerlik ve iltibas açısından: sınai mülkiyet kanunu’nun 6. maddesine göre, markalar bülteninde ilan edilen marka tescil başvurularına yapılan itirazlar neticesinde marka tescil başvurusunun reddedilebilmesi için iki şartın bir arada gerçekleşmesi gerekli olduğunu, bunlar; önceki ve sonraki markaların aynı veya aynı türdeki mal / hizmetleri kapsaması ve önceki ve sonraki markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaları olduğunu, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer markadan kastedilen bir marka ibaresi içerisinde yer alan tüm esas ve yan unsurların diğerine tıpa tıp benzemesi ve alıcıları nezdinde karıştırılmaları ile birinin yerine diğerinin tercih edilmesi olduğunu, davacı markası ile müvekkilinin ticaret unvanının asli ve yan unsurları benzer olmamakla birlikte müvekkilinin şirketinin kuruluş amacı incelendiğinde; e-ticaret, kimya ve mobilya olduğu açık bir şekilde görülmekte olduğunu, davacının dayanak gösterdiği tescilli markasının 20,21 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmakta olduğunu, bu bakımdan davacı şirket ile karıştırılmaları, birbirlerinin yerine tercih edilmeleri söz konusu olmadığın, zira hedef tüketici kitlesinin aynı olması mümkün olmadığın, hal böyle iken bu şekilde bir karıştırılmadan bahsedilemeyecek olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığına dair: görülmekte olan dava, davacı şirketinin; kendi adına tescilli ... ibareli markası ile müvekkilinin şirketinin “... e-ticaret paz. mob. dek. kim. san. tic. ltd. şti.” ibareli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve karıştırılması ihtimalinin bulunduğu iddiasına dayanmakta olduğunu, bir markada esas unsurlar markanın ayırt edici nitelik taşıyan özgün, karakteristik unsurları olduğunu, markanın ayırt ediciliğini sağlayan unsurunun tespitinde markanın hangi unsurunun toplum açısından dikkat çekici ve toplumda kalıcı bir etki bırakan unsur olduğu önem taşıdığını, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine müvekkilinin markasındaki esas ve en ayırt edici unsur ... ibaresi olmadığını, müvekkilinin markasının ... e-ticaret pazarlama mobilya dekarosyan kimya sanayi ibaresi, mal ve hizmet kapsamı ile bir bütün olduğunu, yukarıda da bahsedildiği üzere davacının dayanak gösterdiği markanın tescilli olduğu sınıf ile müvekkilinin iştigal alanı tamamen farklı olduğunu, bunun yanında davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte basit bir google araması ile müvekkilinin kimya ürün satışı yaptığı açık bir şekilde görülmekte olduğunu, (ek/ekran görüntüsü) davacı şirket casella ismiyle internet sitesine sahip olmakla beraber ofis koltukları için kullandığı anlaşılmakta olduğunu, mal ve hizmet bakımından markaların karıştırılması mümkün olmadığını, davacı şirketin tanınır olduğu ve kullandığı isim casella olup davalı müvekkilinin şirketi adı ile hem yazılış farklılıkları hem telaffuz farklılıkları bulunduğu, aynı türdeki mal ve hizmetleri de karşılamadıkları da aşikar olduğunu, dolayısıyla ... ibaresinin kullanımının iltibas yaratacağı iddiası hem marka hukuku ilkelerine hem de ortalama tüketici gözüyle bakıldığında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumda iki markanın unsurları arasında halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunmamakta olduğunu, markaların tescil edilebilirlik kriterleri değerlendirilirken her unsurun ayrı ayrı irdelenmesi gerekmekte olduğunu, zira tek bir unsurun dahi farklı olması markalara ayırt edici nitelik kazandırabilmekte olduğunu, nitekim yargıtay 11. hd’nin bu yönde verilmiş bazı kararları şöyledir; “bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.’den oluşan şekil olup marka birden fazla unsuru ihtiva ediyorsa asıl unsuru markanın bütünü itibari ile bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazım olduğunu, 2.yargıtay .... h.d ..2.11.1999 tarih ve e. ...k. sayılı kararında "..." ve "..." markaları, anlamsal, görsel ve işitsel farklılıklarının yanında içerdikleri emtialar bakımından da benzer olmadığını, bu nedenle iltibas doğurabilecek derecede benzeştikleri kabul edilemez, olduğunu, markalar arasında semantik ve fonetik bakımlardan kesin bir farklılık bulunduğunun kabulü zorunlu olduğunu, anlamsal, görsel ve işitsel bu farklılıkların yanında söz konusu markaların içerdiği emtialar da büyük ölçüde farklılık taşımakta olduğun, yüksek mahkemenin de kararlarında belirttiği gibi markalar incelenirken sadece kendisini oluşturan sözcükler dikkate alınmamalıdır ona ayırt edici nitelik katan her unsur dikkate alınmalıdır, özellikle birden çok kelimeden ve logodan oluşan markalarda bunlardan sadece birinin dikkate alınarak benzerlik kurulmasının yanlış olacağı hususu olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle işbu dilekçenin kabulü ile müvekkili şirketi aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep olunur.
DELİLLER:
Tpmk kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin davacının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresiyle karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunulmadığı bu unvanın kötü niyetle tescil edilip edilmediği davacının marka hakkına ihlal edip etmediği ticaret sicilden terkini şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği davacının davasının haklı bir talep ve yerinde bir talep olup olmadığı için yapılan yargılama sonucunda; ticaret unvanı marka, coğrafi işaret işletme adı ve diğer sınai mülkiyet hakları gibi ticari faaliyet sırası kullanılan işaretlerden birisi olduğu kısacası unvan taciri tanıtan ve diğer tacirlerden ayırt eden işaret olarak kabul edilmektedir.
Ticaret unvanı çekirdek ve eklerden oluşur, çekirdek zorunlu kısım olup kanuna uygun şekilde oluşturması gerekir, ek ise ihtiyari bir durumdur. Kullanılacak ticaret unvanı ve eklerinin yanıltıcı olmaması gerekir. Eklerin ayırt ediciliği sağlaması ve önceki tescil unvanından karıştırılmayı önlemesi şarttır, Usulüne uygun olarak tescil ve ilan edilen ticaret unvanı kullanma hakkı sadece sahibine ait olup, ülke çapında unvanını kullanma tekeline sahip olacaktır.
TTK 52. Maddesinde ticari dürüstlüğe aykırı olarak tescil edilen kaydın silinmesi imkanı tanımaktadır ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde bir başkası tarafından kullanılan unvanın aynısını veya iltibaslı derecede benzerinin bir başkası tarafından kullanılmasıdır. Ekteki amaç ticaret unvanlarının birbirleriyle karışılmasını engel olunmasıdır, ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi üzerine davacı şirketin kaydının davalı şirketten daha önce kayıt edildiği anlaşılmıştır. Davacının davalıdan önce kaydının bulunması, faaliyetlerine ilişkin ana sözleşmelerinin de mobilya mobilyacılık faaliyetleri yönleriyle de benzer olduğu davacının ticaret unvanında "..." davalıda ise "..." ibarelerinin yer aldığı unvan bakımından da benzer olması sebebiyle de ortalama seviyedeki tüketiciler bakımından davalı şirket ile davacı şirket arasında idari ekonomik bir bağlantı bulunduğu düşüncesine kapılabileceği ihtimalinin bulunduğu gibi karıştırılma iltibas oluştuğu anlaşılmıştır. Marka bakımından yapılan incelemede de davacının "..." ibareli markasının ... no'su ile tescil ettirdiği davalının kullandığı "..." ibaresinin ise işitsel, görsel, benzerlik bulunduğu ortalama tüketici nazarında karıştırılmak ihtimalinin bulunduğu dolayısıyla davacının marka ve öncelikli ticaret ünvanına, davalı tarafınca kullanılan "..." ibaresinin ticaret unvanına ve marka hakkına ihlal oluşturduğu dosyadaki tüm bilgi ve belgeler alınan bilirkişi raporuyla anlaşılmış olup davacının davasına kabulüne, her ne kadar kısa kararda sehven davacı ticaret şirketinden ... ibaresinin çıkartılması şeklinde yazıldığı bu ibarenin davalı şirketten çıkartılması yönünde olduğuna dair aşağıda belirtir şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kabulüyle davalı ticaret şirketinin ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin çıkartılmasına bu ibarenin gerek fiziki gerek sosyal internet ortamlarında kullanılmasının önlenmesine
2-Alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 179,60 harçtan mahsubu ile 248 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,60 TL peşin harcın davalıdan alınarak, davacı tarafa ödenmesine,
3-Davacı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre hesap ve takdir edilen 25.500 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan toplam 4.505,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacı tarafa verilmesine,
TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine,
7-Karar kesinleştiğinde davalıdaki ticaret ünvanında ki "..." ibaresinin çıkartılması için İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ve gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa açık olmak üzere, mahkememizce yapılan açık yargılama neticesinde verilen karar usulen okunup anlatıldı. 30/04/2024
Katip...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır