Zoltai / Macaristan ve İrlanda – 61946/12 - 29.9.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuran, İrlanda vatandaşı T.’nin 2000 yılında Macaristan’da araba ile çarptığı ve bu nedenle hayatlarını kaybeden iki genç çocuğun babasıdır. Olaydan birkaç ay sonra, T’nin Macaristan’daki hizmet akdinin sona ermesi üzerine İrlanda’ya geri dönmesine izin verilmiştir. T., Macar yetkililere bir miktar kefalet yatırmış ve gıyabında gerçekleşecek duruşmasında kendisini temsil etmek üzere bir avukat görevlendirmiştir. T. daha sonra kusurlu araç kullanarak ölüme yol açtığı gerekçesiyle Macaristan mahkemeleri tarafından suçlu bulunmuş ve hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
Macaristan’ın Avrupa Birliğine (AB) katılması üzerine, İrlandalı yetkililer 2005 yılının Haziran ayında Avrupa tutuklama emri almış ve T. yakalanmıştır. Ancak İrlanda mahkemeleri, T.’nin Macaristan’dan “kaçtığının” söylenemeyeceğine ve bu nedenle, Avrupa tutuklama emri ve teslim etme usullerine dair Avrupa Birliği Konseyi Çerçeve Kararını İrlanda hukukuna aktaran 2003 tarihli Avrupa Tutuklama Emri Yasası’nın koşulları kapsamında yer almadığına hükmetmiştir. 2010 yılında, 2003 tarihli yasada yer alan “kaçan kişi” ifadesine yapılan atıf kaldırılmış ve Macar yetkililer T.’nin yakalanması için yeni bir karar düzenlemişlerdir. Ancak İrlanda Yüksek Mahkemesi, değişikliğin T’nin önceki yargılamalardan doğan teslim edilmeme hakkını engellemediğini veya uzun yıllar sonra teslim edilmesinin sağlanmasına yönelik yenilenen girişimin usulün kötüye kullanımını teşkil ettiği gerekçesiyle T.’nin teslim edilmemesine karar vermiştir. Sonuç olarak, T. İrlanda’ya dönmeden cezasının başlatılıp tamamlanması için kendi isteğiyle Macaristan’a gitmiştir.
Hukuki değerlendirme – Madde 2 (esas yönünden)
(a) Macaristan’a ilişkin şikayet – Macar yetkililer T. hakkında kovuşturma gerçekleştirmiş ve ceza yargılamaları T.’nin mahkum edilip ceza almasıyla sonuçlanmış ve bu karar olaydan yaklaşık iki buçuk yıl sonra temyiz sürecinde onanmıştır. Kazanın koşullarının ve can kaybı yaşanmasından sorumlu kişinin tespit edilmesine yönelik yükümlülük böylece yerine getirilmiştir. Ayrıca, Macar yetkililerce atılan adımlar ışığında, başvuranın, T.’nin mahkûm edilmesi sonrasında yaşanan olaylara ilişkin şikayet etmesi için herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır. Macar yetkililer, AB hukuku çerçevesinde T.’nin iadesini sağlamak üzere kararlılık göstermiş ve T.’nin iade edilmesine yönelik engelin 2010 yılında İrlanda mevzuatından kaldırılması üzerine, cezasının infazına başlamak üzere T.’nin teslim edilmesine dair talebi derhal yinelemişlerdir. Kısacası, Macaristan’ın 2. madde kapsamındaki usule ilişkin yükümlülüklerinin ihlal edildiğine karar verilmesi bakımından herhangi bir dayanak bulunmamaktadır.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
(b) İrlanda’ya ilişkin şikayet – Mahkeme, başvuranın İrlanda’da yürütülen yargılamalara dâhil edilmediği yönündeki şikayetiyle ilgili olarak, 2. maddenin, Devletlerin hayatını kaybeden kişilere ilişkin yargılamalara bu kişilerin akrabalarının katılımını sağlamalarını gerektirmesine karşın, bu durumun İrlanda mahkemeleri önünde gerçekleşen yargılamalara uygulanmadığını değerlendirmiştir. İlgili yargılamalarda ele alınan hususlar, kazanın nedenleri veya T.’nin ölümlere ilişkin yükümlülüğüyle ilgili değil, İrlanda hukukunun ilgili hüküm ve ilkeleri ile Çerçeve Kararının İrlanda’da uygulanmasıyla ilgilidir. Söz konusu yargılamaların niteliği göz önünde bulundurulduğunda, başvuran, 2. madde kapsamında ilgili davada yer almasına yönelik herhangi bir hak çıkaramaz.
Mahkeme başvuranın, İrlanda’nın Çerçeve Kararını doğru bir şekilde aktaramadığına ilişkin şikayetiyle ilgili olarak öncelikle, Sözleşme’nin 19. maddesinde belirlenen yetkisinin, bir Sözleşmeci Devletin diğer uluslararası yasal yükümlülüklerini doğru bir şekilde yerine getirip getirmediğine ilişkin bir değerlendirme yapmasına imkan verecek ölçüde geniş olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, İrlandalı yetkililer, ilk davada konuyu İrlanda Yüksek Mahkemesine taşıyarak ve daha sonra usulü hemen başlatmadan ve T.’yi gözaltına almadan önce gerekli yasal değişiklikleri gerçekleştirerek, Avrupa Tutuklama Emri usulünün işlemesi için özenli ve samimi bir şekilde çabalamışlardır. İkinci davada İrlanda hukukuna ilişkin karışık meseleler yer almıştır. Yüksek Mahkemenin kararı sonrasında T.’nin Macaristan’a iadesinin zorunlu kılınmasının yasal olarak mümkün olmamasına karşın, Macar ve İrlandalı yetkililer, T.’nin cezasının ağırlıklı olarak İrlanda’da infaz edilebilmesi konusunda anlaşabilmişlerdir. Sonuç olarak, can kaybı konusunda hesap verilebilirlik ilkesi yerine getirilmiştir. Dolayısıyla, İrlanda’nın kazadan kaynaklanan, usule ilişkin herhangi bir yükümlülüğü yerine getiremediği söylenemez.
Full & Egal Universal Law Academy