Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 4. Daire 2001/75535 Esas 2009/ Karar
Karar Dilini Çevir:
(AİHS m. 2, 3, 6, 13, 14, 34, 35, 41, 44) (2709 S. K. m. 125) (ABDULLAH YILMAZ - TÜRKİYE DAVASI) (KILINÇ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ATAMAN - TÜRKİYE DAVASI) (SELİM YILDIRIM VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (AVŞAR - TÜRKİYE DAVASI) (SALMAN - TÜRKİYE DAVASI) (TANRIKULU - TÜRKİYE DAVASI) (ALİ VE AYŞE DURAN - TÜRKİYE DAVASI) (SEVTAP VEZNEDAROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (BULDAN - TÜRKİYE DAVASI)

(Başvuru no. 75535/01)

KARAR

STRAZBURG

26 Mayıs 2009

İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Bu dava, Esat Bayram (“başvuran”) adlı T.C. vatandaşı tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 19 Şubat 2001 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS”) 34. maddesi uyarınca yapılan 75535/01 numaralı başvuru sonucu görülmektedir.

Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından D. Bayır ve M. Tepe tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I.DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran, 1973 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir.

Başvuranın Kürt kökenli Türk vatandaşı olan kardeşi Halim Bayram, 1998 yılında, 20 yaşında iken askere çağrılmıştır.

Halim Bayram, 23 Mayıs 1998 tarihinde iki aylık acemi eğitimine İzmir’de başlamıştır. 10 Ağustos 1998 tarihinde, kendisine on beş günlük izin verilmiştir. Döndüğünde, kendisine Çanakkale’de görevlendirileceği bildirilmiştir. 28 Ağustos 1998 tarihinde, Halim Bayram, birliğine katılmak üzere Çanakkale’ye gitmiştir. Komutanı, Hüseyin Arabacı idi.

Birkaç gün sonra, kardeşi başvurana telefon etmiş ve komutanının kendine baskı yaptığını söylemiştir. Başvurana, Hüseyin Arabacı tarafından ölümle tehdit edildiğini söylemiştir.

7 Eylül 1998 tarihinde, başvuranın kardeşi, nöbete gönderilmiştir. Yaklaşık olarak 12.30’da, bir kurşunla ciddi olarak yaralanmış ve derhal Çanakkale Askeri Hastanesi’ne kaldırılarak burada ameliyat edilmiştir. Aynı gün saat 17.00’de, Hüseyin Arabacı başvuranı aramış ve kendisine bir kazanın meydana geldiğini ve kardeşinin kendini vurduğunu bildirmiştir. Başvuran derhal Çanakkale Askeri Hastanesi’ne gitmiştir. Hüseyin Arabacı ve başka bir asker, başvuranı hastaneye götürmüştür. Başvuranın kardeşi, yoğun bakım ünitesinde bilinci kapalı olarak yatmakta idi. Başvuran, Hüseyin Arabacı’ya olayın nasıl meydana geldiğini sorduğunda, Hüseyin Arabacı, başvurana, Halim Bayram’ın silahı kendisine doğrultup ateş ettiği sırada Halim Bayram’a 20-30 metre mesafede olduğunu anlatmıştır. Halim Bayram’ın derhal hastaneye kaldırıldığını ve ameliyata alındığını izah etmiştir.

8 Eylül 1998 tarihinde, başvuran, kardeşiyle kısa süre konuşma imkânı bulmuştur. İddia edildiği üzere, Halim Bayram başvurana şöyle demiştir:

“Hüseyin Arabacı’nın bana yaklaştığını gördüm ve ölüm tehditlerini hatırladım. Beni vuracağını sandım. Ne olduğunu hatırlamıyorum ama kendimi vurmadığımdan eminim.”

Başvuranın kardeşi, başvurana İstanbul’a gönderilmek istediğini söylemiştir. Ayrıca, bir mektup yazıp bunu yine bir asker olan arkadaşı Kazım Ağın’a verdiğini de söylemiştir.

Bu sırada, olayın tanıkları olan Barış Tulpar, Celal Elbir ve Kazım Ağın’ın ifadeleri alınmıştır.

Barış Tulpar ifadesinde, öğle yemeğinden sonra dolaşırken bir el silah sesi duyduğunu belirtmiştir. Ne olduğunu görmek için gittiğinde, Halim Bayram’ı yerde ağır yaralı olarak yatarken görmüştür. Halim Bayram, “Yaktın beni Emrah, yanıyorum. Acı çekiyorum” diyerek mırıldanmıştır. Barış Tulpar, Halim Bayram’ın tüfeğinin bacaklarının arasında olduğunu söylemiştir.

Celal Elbir ifadesinde, silah sesini duyduğunda, derhal olay yerine gittiğini söylemiştir. Halim Bayram yerde yatmakta idi. Hala hayattaydı fakat ağır kanaması vardı. Tüfeği bacaklarının arasında idi.

Kazım Ağın ifadesinde, Halim Bayram’ın kendisine, intihar edeceğini çünkü sevdiği kızın bir başkasıyla evleneceğini anlattığını söylemiştir. Ayrıca, Halim Bayram’ın, eğer kendisine bir şey olursa, kendisine ailesine gönderilmek üzere bir mektup verdiğini söylemiştir.

Aynı tarihte, başvuran Kazım Ağın’la da konuşmuş ve Ağın, iddiaya göre başvurana Halim Bayram’ın komutanı tarafından baskı gördüğünü anlatmıştır. Başvurana, ayrıca, askerlerin Halim Bayram’la konuşmamaları için zorlandıklarını söylemiş ve Halim Bayram’ın yatağının bulunmadığını, yerde uyuduğunu anlatmıştır. Ağın, Halim’in kendisine bir mektup verdiğini teyit etmiş, ancak birisinin bunu çantasından aldığını söylemiştir.

Başvuran, kardeşini başka bir hastaneye yatırmak istemiş fakat doktorlar buna itiraz etmiştir. Başvuran, İstanbul’a geri dönmüştür.

14 Eylül 1998 tarihinde, başvuranın kardeşinde, disemine intravasküler koagülasyon (yaygın damariçi pıhtılaşması) gelişmiş ve doktorlar kendisinin İstanbul GATA Askeri Hastanesi’ne sevkine karar vermiştir. Sevk esnasında ambulansta iç kanamadan hayatını kaybetmiştir.

15 Eylül 1998 tarihinde, başvuran, kardeşinin ölümüne dair koşulların açıklığa kavuşturulması amacıyla Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe yazmıştır. Kardeşinin kendisini vurduğuna dair şüpheleri bulunduğunu belirtmiş ve otopsi talebinde bulunmuştur.

15 Eylül 1998 tarihli ölü muayenesi ve otopsi tutanağına göre:

“Her iki meme hattının orta kısmının altından başlayarak göbek altına kadar tahminen 30 cm uzunlukta dikilmiş bir yara görülmüştür. Her iki omuz arasında ve dirseklerde çok sayıda jiletle yapılmış eski yara izleri izlenmiştir. Sol kol dış kısmında jilet veya başka bir kesici objeyle yazılmış “Emrah” ismi görülmüştür. Sırt kısmında sol böğür bölgesinde 1 cm çapında kurşun çıkış deliği saptanmıştır. Göğüs bölgesindeki yara izi üzerinde bir kurşun deliği giriş izi gözlenmiştir.”

Başvuran da bu muayeneye katılmıştır. Kardeşinin ölümüne dair şüphelerinin bulunduğunu belirtmiş ve ikinci bir otopsi talebinde bulunmuştur.

15 Eylül 1998 tarihinde, Çanakkale Cumhuriyet Savcısı, olay mahallinde inceleme yapmıştır.

16 Eylül 1998 tarihinde, askeri soruşturma heyeti, Halim Bayram’ın ölümüne ilişkin bir soruşturma başlatmıştır. 18 Eylül 1998 tarihinde, heyet, Hüseyin Arabacı’nın ifadesini almıştır. Arabacı, başvuranın kardeşinin kendisini vurduğunu duyduğunda derhal ne olduğunu görmek için gittiğini ve ambulans çağırdığını anlatmıştır. Halim Bayram’ın batın bölgesinde kan olduğunu görmüştür.

22 Eylül 1998 tarihinde, askeri soruşturma heyeti raporunu sunmuş ve Arabacı’ya ya da hastaneye atfedilecek bir hata bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Bu sırada, 17 Eylül 1998 tarihinde, Halim Bayram’ın cesedi üzerinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi tarafından ikinci bir otopsi yapılmıştır. Raporda, ceset üzerinde herhangi bir kurşuna rastlanmadığı ve detaylı raporun ileri bir tarihte açıklanacağı belirtilmiştir. Ksifoit1 ve sırttaki yaradan alınan örnekler, daha ileri kimyasal tetkike gönderilmiştir.

18 Eylül 1998 tarihinde, Adli Tıp Kurumu, bu iki cilt örneğine ilişkin kimyasal tetkik sonuçlarını içeren raporunu sunmuştur. Halim Bayram’ın sırtından alınan cilt örneğinde, yüksek miktarlarda nitrit-nitrat iyonlarına rastlanırken, ksifoitten alınan cilt örneğinde bu iyonlara rastlanmamıştır.

28 Eylül 1998 tarihinde, Çanakkale Cumhuriyet Savcısı, görevsizlik kararı vermiş ve dosyayı Gölcük Askeri Savcısı’na iletmiştir.

Askeri savcının talebi üzerine, 11 Kasım 1998 tarihinde, olay mahallinde bulunan kovan üzerinde bir bilirkişi incelemesi yapılmıştır. İncelemeyi yaparken, bilirkişi, Halim Bayram tarafından kullanılan tüfekle iki el ateş etmiştir. 13 Kasım 1998 tarihinde, kullanılmış üç mermi kovanı, yani, olay mahallinde bulunan bir kovan ile bilirkişinin elde ettiği iki kovan, İstanbul Kriminal Polis Laboratuarı’nda incelenmiş ve aynı tüfekten çıktıkları sonucuna varılmıştır.

16 Kasım 1998 tarihinde, Emrah Baynal jandarmaya ifade vermiştir. Halim Bayram’ın intiharı kendisine sorulduğunda, Baynal, Halim Bayram’la yaklaşık iki seneden beri arkadaşlıklarının olduğunu söylemiştir. Birbirlerini sevdiklerini belirtmiş ve başka biriyle nişanlandığını inkâr etmiştir.

9 Aralık 1998 tarihinde, başvuran, askeri savcıya ifade vermiştir. Kardeşi Halim Bayram’ın Hüseyin Arabacı tarafından ölümle tehdit edildiğini anlatmıştır.

26 Şubat 1999 tarihinde, Adli Tıp Kurumu, sağlık raporunu sunmuştur. 17 ve 18 Eylül 1998 tarihli incelemelerine atıfta bulunarak, Halim Bayram’ın arkadan vurulduğu sonucuna varmıştır. Raporda, bir kurşunun sırtından girdiği ve ksifoitin sağ altından çıktığı belirtilmiştir. Ateşin tam olarak hangi mesafeden edildiğini tespit etmek amacıyla, Halim Bayram’ın giysilerinin üzerinde yapılacak bir kimyasal tetkik talep edilmiştir.

25 Ekim 1999 tarihli bir raporda, Fizik İncelemeler İhtisas Dairesi bünyesinde bulunan Balistik Şubesi, Halim Bayram’ın ne gömleğinde ne atletinde ateş izine rastlandığını belirtilmiştir. Raporlarda ayrıca, gömleğin arka kısmında 1x 0.5 cm ebatlarında bir delik olduğu belirtilmiştir.

Ksifoitin tanımı: göğüs kemiği/sternumun ucundaki sivri uçlu kıkırdak, sternumun en küçük ve en alttaki kısmı.

21 Ocak 2000 tarihinde, Adli Tıp Kurumu, nihai raporunu açıklamıştır. Bu raporda, önceden yapılmış olan tüm adli tıp incelemelerine atıfta bulunulmuştur. Kurşun giriş ve çıkış delikleri incelendiğinde, genellikle küçük deliklerin giriş delikleri, büyüklerin ise çıkış delikleri olduğu anlaşılmakla birlikte, tersi durumların görülmesinin de tıbben mümkün olduğu belirtilmiştir. Raporda, 26 Şubat 1999 tarihli raporda, Halim Bayram’ın giysilerinde yapılan kimyasal tetkiklerde nitrit ve nitrat iyonlarına rastlanmamasına göre, giriş deliğinin arkada olduğu sonucuna varılmış olmasına rağmen, bu, kurşunun ksifoitten giriş yaptığına işaret etmelidir. Raporda ayrıca, atışın yakın mesafeden veya bitişiğe yakın mesafeden yapıldığının tespitine yönelik hiçbir iz bulunmadığı da belirtilmiştir:

“…; ön yüzde ksifoidin sol yan alt kısmından vücuda giren mermi çekirdeğinin cilt altı kas geçişiyle batın boşluğuna girdiği, önden arkaya ve hafif yana seyirle sol lomber bölge üst kısımdan çıkmış olduğu, kişiler hareketli olduklarından kurşunun vücutta izlediği trajesinin atışın yapıldığı yön ve seviyeyi tayine medar olamayacağından, atışın hangi yön ve seviyeden yapıldığının tıbben tayininin mümkün olmadığı oybirliği ile mütalaa olunur.”

Sonuç olarak, raporda, kurşunun batın boşluğundan girdiği oybirliğiyle kabul edilmiştir.

30 Mart 2000 tarihinde, askeri savcı, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvuran, bu karara itiraz etmiştir. 9 Ağustos 2000 tarihinde, askeri mahkeme, başvuranın itirazını reddetmiş ve bu karar başvurana 22 Ağustos 2000 tarihinde bildirilmiştir.

20 Temmuz 2001 tarihinde, başvuran, Adli Tıp Profesörü ve İngiltere İçişleri Bakanlığı Danışman Patologu Christopher Milroy’dan tıbbi rapor almıştır. Christopher Milroy mevcut belgeler üzerinde inceleme yaparak s

Üyelik Paketleri

Dünyanın en kapsamlı hukuk programları için hazır mısınız? Tüm dünyanın hukuk verilerine 9 adet programla tek bir yerden sınırsız ulaş!

Paket Özellikleri

Programların tamamı sınırsız olarak açılır. Toplam 9 program ve Fullegal AI Yapay Zekalı Hukukçu dahildir. Herhangi bir ek ücret gerektirmez.
7 gün boyunca herhangi bir ücret alınmaz ve sınırsız olarak kullanılabilir.
Veri tabanı yeni özellik güncellemeleri otomatik olarak yüklenir ve işlem gerektirmez. Tüm güncellemeler pakete dahildir.
Ek kullanıcılarda paket fiyatı üzerinden % 30 indirim sağlanır. Çalışanların hesaplarına tanımlanabilir ve kullanıcısı değiştirilebilir.
Sınırsız Destek Talebine anlık olarak dönüş sağlanır.
Paket otomatik olarak aylık yenilenir. Otomatik yenilenme özelliğinin iptal işlemi tek butonla istenilen zamanda yapılabilir. İptalden sonra kalan zaman kullanılabilir.
Sadece kredi kartları ile işlem yapılabilir. Banka kartı (debit kart) kullanılamaz.

Tüm Programlar Aylık Paket

9 Program + Full&Egal AI
Ek Kullanıcılarda %30 İndirim
Sınırsız Destek
350 TL
199 TL/AY
Kazancınız ₺151
Ücretsiz Aboneliği Başlat