(4721 S. K. m. 561, 563, 564, 565, 570, 706) (6098 S. K. m. 237) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (4722 S. K. m. 17) (YİBK 01.04.1974 T. 1974/1 E. 1974/2 K.) (YİBK 11.11.1994 T. 1994/4 E. 1994/4 K.)
Dava: Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafın yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi Şükrü Hanlı Baydın'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal tescil; olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, işlemin muvazaalı olduğu gerekçesi ile iptal tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakanın dava konusu 322 ada 64 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payının tamamını davalıya bağış yoluyla temlik ettiği, 01.12.2006 tarihinde öldüğü, geriye kızı olan davacı B. ile dava dışı evlatları E. ve N.'yı mirasçı olarak bıraktığı, davalı M.'un ise oğlu E.'den olma torunu olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince, miras bırakanın dava konusu taşınmazı bağış yoluyla davalıya temlik ettiğine göre, olayda 1.4.1974 gün 1/2 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığ