Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/7951 Esas 2019/4360 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 04.07.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/7951
Karar No: 2019/4360
Karar Tarihi: 04.07.2019


1. Hukuk Dairesi 2016/7951 E. , 2019/4360 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - ECRİMİSİL

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

    -KARAR-
    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, ecrimisil isteklerine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakanları ...’ın 18, 118, 151, 784 ve 785 parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğulları ... ve ... ile üvey oğlu ...’e satış yoluyla devrettiğini, temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, anılan taşınmazlar yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla son 5 yıl için 2.000,00-TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında davacılardan Şehriban davadan feragat etmiştir.
    Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece, davacılardan Şehriban'ın davasının feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden ise 08.02.2002 tarihli miras hakkından feragat başlıklı sözleşme gözetildiğinde dava açmalarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğu ve dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 1906 doğumlu mirasbırakan ...’ın 10.10.2000 tarihinde ölümü ile geride mirasçı olarak davacı çocukları ... ve ... ile davalı çocukları ... ve ...’in kaldıkları mirasbırakanın 118 ve 151 parsel sayılı taşınmazlarını 19.10.1967 tarihinde davalı oğulları ... ve ... ile üvey oğlu ...’e, 784 ve 785 parsellerin (dava dışı 782 ve 783 parsellerin) geldisi olan 419 ve 420 parsel sayılı taşınmazlarını ise 08.05.1998 tarihinde dava dışı ...’a satış yoluyla devrettiği, 419 ve 420 parsellerin 06.02.2002 tarihinde tevhidi ile 781 nolu parselin oluştuğu, onun da aynı tarihte ifrazı ile 782, 783, 784 ve 785 parsel sayılı taşınmazları oluşturduğu anlaşılmaktadır.
    Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olaya gelince; mahkemece, 08.02.2002 tarihli miras hakkından feragat başlıklı belgede, davacılar ... ve ...’nin tüm miras haklarını aldıklarını ve muris tarafından yapılan devirlerden haberdar olup bu taşınmazların kardeşlerine devrine rıza gösterdiklerini bildirip, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra temliklerin yeniden dava konusu yapmalarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, anılan belgede belirtilen 782 ve 783 parsel sayılı taşınmazların dava dışı ... tarafından 08.02.2002 tarihinde davacılar ... ve ...’ye satış suretiyle devredilmiş olmasına karşın, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/115 Esas, 2008/299 Karar sayılı, tasarrufun iptali istekli dava dosyasında, ... ve...'in borçlu ...'dan ... 6.İcra Müdürlüğünün 2004/8249 E. ve ... 7.İcra Müdürlüğünün 2004/8488 E. sayılı takiplerine konu alacaklarının, ... ... ... ve ... adına kayıtlı, 782 ve 783 nolu parsellerden cebir ve icra yoluyla tahsil etmeleri konusunda İİK’nun 277 ve 283/1 maddeleri uyarınca ... ve...'e alacak haklarının tahsil etmeleri yetkisi verilmesine karar verildiği, anılan kararın temyiz denetiminden geçerek kesinleştiği, eldeki davanın davacılarının ise ... tarafından yapılan temliklerin davalılarla danışıklı olarak yapıldığını, 782 ve 783 parsel sayılı taşınmazları temlik almalarına engel olmak amacıyla ... tarafından gerçekte olmayan borç için önceden düzenlenen bonoya dayalı başlatılan icra takibi sonrası açılan tasarrufun iptali davasında verilen karar ile 782 ve 783 nolu parsellerin cebir ve icra yoluyla satışının amaçlandığını, muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı temliklere karşı açılan davada sonuca varılmasının bu yolla engellenmeye çalışıdığını bildirdikleri anlaşılmaktadır.
    Ne var ki mahkemece hükme yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
    Hal böyle olunca; öncelikle mirasbırakan ...’a ait veraset ilamının ibrazının sağlanması, çekişme konusu taşınmazların devirlerine ilişkin akit tablolarının ve tüm devirleri gösterir şekilde tedavüllü tapu kayıtlarının merciinden getirtilmesi, mirasbırakanın temlik tarihinde terekesindeki mal varlığının tespit edilmesi, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/115 Esas, 2008/299 Karar sayılı dava dosyasının mahkemesinden temini ile dosyaya sunulan 08.02.2002 tarihli miras hakkından feragat başlıklı belgenin anılan dosyaki deliller ışığında değerlendirilmesi, tarafların bildirdikleri tanıkların dinlenilmesi ve dayandıkları diğer delillerin toplanması, yukarıdaki ilkeler uyarınca inceleme yapılması, toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilip miras bırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermiyecek şekilde saptandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacıların değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.07.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
















    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın