"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından, yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, kendisinden hile ile alınan vekaletname ile maliki 5 ve 7 parsel numaralı taşınmazların davalıya devredildiğini, vekalet görevinin de kötüye kullanıldığını ileri sürerek davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında, davacı ... ölmüş olup, dava dışı mirasçılarından ... vekalet vererek davaya devam etmişler ve miras bırakanların işlem tarihinde akıl zayıflığı içinde olduğunu belirtmişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ...’in vekaletnamenin düzenlendiği tarihte hukuki işlem ehliyetini haiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 322 ada 5 parsel ve 554 ada 3 parsel sayılı taşınmazların davacı miras bırakan tarafından verilen 20/10/2010 tarihli vekaletnameye istinaden dava dışı Hasan tarafından 05/05/2011 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik edildiği, davacı ...’in 25/08/2013 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak, ... dışındaki mriasçıların vekaletname vererek davaya devam ettikleri anlaşılmaktadır.
Davadaki asıl ve öncelikli talep terekeye iade biçimindedir. Davanın ve talebin niteliğine göre tüm mirasçıların davada yer almasında zorunluluk vardır.
Bilindiği üzere; elbirliği (İştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
T.M.K.nun 701-703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin ( ortaklığın ) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan herbirinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, M.K.nun 701 maddesinde "... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
T.M.K.'nun 702/2 maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, nevarki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.9
