Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2258 Esas 2019/4982 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 27.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 11. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/2258
Karar No: 2019/4982
Karar Tarihi: 27.06.2019


11. Hukuk Dairesi 2018/2258 E. , 2019/4982 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRÎ VE SINAÎ
    HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

    TÜRK MİLLETİ ADINA

    Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 06/03/2018 tarih ve 2015/57-2018/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 26.647, TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra
    dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
    Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 02.01.2006 tarihinde “Nokta, Üniversite Otomasyon Sistemi Kullanım ve Uyarlama Sözleşmesi” imzalandığını, davalı şirketin yazılım sistemini üniversitenin öğrenci işleriyle ilgili işlerini otomasyonlaştırmak üzere üniversite sistemine yüklemeyi ve işler bir vaziyette teslim etmeyi taahhüt ettiğini, fakat davalı çalışmalarının istenilen düzeyde olmadığını, elemanlarının yetersiz olduğunu, sistemi kurup çalıştıramadıklarını belirterek sözleşmenin feshine, davalı şirketin sözleşmeyi ihlal eden davranışı nedeniyle şimdilik 1.000 TL tazminat ile davalı şirkete ödenen 32.775 Euro +KDV'den şimdilik 10.000 Euro karşılığı 17.200 TL'nin 31.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacıdan kaynaklanan bir takım sorunlar sebebiyle sürecin uzadığını, bilgilerin davacının eski veritabanında ihtiyaç duyulan detayda yer almaması, elektronik olmayan verilerin sisteme girilmemesi, veri eksikliğinden kaynaklanan sorunlar ve yönetmelik değişikliklerinin sisteme etkilerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, talep edilen faiz başlangıç tarihinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece Dairemiz tarafından verilen bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin her iki tarafa da edimler yüklediği, davacı Üniversitenin verileri, davalı şirkete teslim edeceği, elektronik ortamda transfer edilecek mevcut verilerin doğruluğundan davacı Üniversite, transfer işleminin doğru gerçekleştirilmesinden ise davalı şirketin sorumlu olduğu sözleşmeden anlaşıldığı, davalı şirketin edimlerini kısmi olarak yerine getirdiği, modüler bazlı otomasyon sisteminin çalıştığının tespit edildiği, uyuşmazlığın, üniversitenin daha önce kullandığı veri tabanı bilgilerinin yeni sisteme aktarılmasından kaynaklandığı, davalının sözleşmenin 4.1 maddesinde tanımlanan elektronik ortamda yer alan yapısal verileri veri tabanına transfer etmesine rağmen veri tabanı modellemesi farkından dolayı
    sistemin sağlıklı çalışmadığı, davalının bu konuyu çözüme kavuşturmak için çaba harcadığı ancak Üniversitenin bu konuda gerekli desteği vermediğinin tespit edildiği, davalı şirketin bir takım veriler ve eksikliklerin tamamlanması gerektiği hususunda ihtarname çekmesine rağmen davacının gerekli desteği sağlamadığı, kısmi ifa nedeniyle sözleşmenin 10.000 Euroluk kısmına denk gelen 17.200,00 TL'yi davacı üniversitenin davalıdan talep edebileceği ancak taraf defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı üniversitenin bu iş nedeniyle 10.494,00 Euro fatura bedelini davalı şirkete ödememiş olduğunun görüldüğü, davacının fazlaya dair zararını da ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
    Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı yanca yapılan ve yapılmayan iş miktarı gözetildiğinde kendisine ödenmesi ve ödenmemesi gereken bedelin kadri maruf olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 27/06/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY
    1- Dava, otomasyon sistemi uyarlama, yazılım, kurulum ve eğitim sözleşmesinin feshi ve önceden ödenen meblağın istirdadı istemlerine ilişkindir.
    2- Bozma ilamından önce yerel mahkemece, sözleşmenin feshinde yazılım sistemini kurmayan davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, ancak bu karar Dairemizin 25.11.2014 tarih ve 2014/8999-18286 sayılı ilamı ile, davacı üniversiteye otomasyon yazılımı hazırlamak ve kurmakla görevli davalının en azından bazı fakülteler için yazılımı tamamlayarak teslim edip etmediğinin yerinde keşif suretiyle tespiti ve sözleşmenin feshinde davacının da kusurlu olup olmadığı noktasında bozulmuş, sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir.
    3- Bozma ilamından sonra, mahallinde keşif yapılmış ve davalının üniversiteye dahil her hangi bir birime veya fakülteye Sözleşmeye uygun şekilde kurduğu ve kullanılmaya başlandığı bir otomasyon yazılımının bulunmadığı tespit edilmiş, ancak bilirkişi raporunda, yazılım programının tamamlanabilmesi için davacının kendisinden istenilen bazı bilgilerin davalı tarafa iletilmediği gerekçesiyle davacı tarafın da kusurlu olduğu, davacının yapmış olduğu 17.000 TL’lik ödemenin, yapması gereken toplam ödeme miktarından daha düşük olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar Daire çoğunluğu tarafından onanmıştır.
    4- Alınan bilirkişi raporunda da ittifakla belirlendiği üzere, davalı şirketin hazırladığı bilgisayar otomasyon sistemi yazılımının ihtiyaca cevap verecek ölçüde ve sözleşmede vaadedilen teknik yeterliliği sağlayamadığı ve ayıplı olarak edimini ifa ettiği anlaşılmaktadır. 03.02.2017 tarihli raporda, davacı taraf gönderdiği ihtarnameler ile ayıp ihbarında bulunmuş ve programın düzeltilmesini talep etmiş ise de davalı tarafın verilen süre içerisinde bu ayıpları gidermediği bu nedenle davacının sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin tamamının iadesini isteme hakkı bulunduğu ifade edilmiştir.
    5- Taraflar arasında imzalanmış olan 02.01.2006 tarihli Otomasyon Sistemi Kullanım ve Uyarlama Sözleşmesi uyarınca, davalı tarafın, davacı üniversitede var olan mevcut otomasyon sistemini mevcut ihtiyaçlara uyarlama, kurma, üniversiteye ait akademik bilgilerin veri transferlerini sağlama ve sistemin eksiksiz kullanımı ve yöntemin öğretilmesi için eğitim çalışması yükümlülüklerini üstlendiği, Sözleşmenin 3.5.3 maddesi uyarınca ürünün kabulünden sonraki 1 yıl içerisinde, ortaya çıkacak sorunlarda davalı OPUS’a görev verildiği halde çözüm elde edilemediği takdirde, ürünün iadesi yoluna gidilebileceği ve davacının kullanım lisans bedeli için ödediği meblağı, ödeme tarihindeki Euro karşılığını talep edebileceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin 4.maddesinde ise veri transferini sağlama ve test edilen hataların düzeltilmesi yükümlülüğü davalı tarafa verilmiştir.
    6- Somut olayda, davalının Sözleşmeye uygun şekilde hataları düzeltilmiş otomasyon sistemini davalı tarafa teslim ettiğini kanıtlayamadığı, kendisine gönderilen ihtarlara ve verilen sürelere rağmen bu eksiklikleri tamamlayamadığı ve hiçbir otomasyon sistemi teslimi ve davalı tarafından kullanımı ispatlanamadığı halde, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, Sözleşmenin 4.maddesi uyarınca veri transferi yükümü davalıya ait olduğu ve bu işin 2 yazılımcı tarafından toplam 2x60 işgünü çalışarak tamamlanabileceği halde davalı tarafça bu tamamlanmadığı için, Sözleşmeden dönülmesi eyleminde tüm kusur davalıya ait olduğu halde ve ilk Bozma ile davalının kusurlu olduğu usulü müktesep hale geldiği gözetilmeksizin, Sözleşme ile üstlenilen davalı edimlerinin hangi oranda yerine getirildiği dahi tespit edilmeksizin, kusur isnadı mümkün olmadığı halde tüm kusur davacı tarafta imişcesine davanın kabul verilmesini doğru bulmadığımdan Daire çoğunluk görüşüne katılmıyorum.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın