Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2017/7642 Esas 2017/13962 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 09.11.2017Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 12. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/7642
Karar No: 2017/13962
Karar Tarihi: 09.11.2017


12. Hukuk Dairesi         2017/7642 E.  ,  2017/13962 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 01/12/2016 tarih, 2016/5376 E. - 2016/24731 K. sayılı Daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
    Borçlunun, geçimini çiftçilikle sağladığını ileri sürerek taşınmazları üzerine konulan hacizlerin kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, 27.10.2015 tarihli ek rapor gereğince şikayetin kısmen kabulü ile bir kısım taşınmaz yönünden hacizlerin kaldırılmasına, bir kısım taşınmaz yönünden de istemin reddine karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyizi üzerine Dairemizce, şikayetin sürede olmadığı gerekçesiyle süreden reddi gerektiği belirtilerek bozulduğu anlaşılmıştır.
    Başvuru bu hali ile, İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendine dayalı haczedilmezlik şikayeti olup, aynı Kanun'un 16/1. maddesi gereğince haczin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük sürede şikayet konusu yapılmalıdır.
    Şikayet konusu işlem şikayette bulunana tebliğ edilmiş ise süre tebliğ tarihinden başlar. Ancak şikayetçi tebliğ tarihinden daha önce şikayete konu işlemi öğrenmiş ise, şikayetin öğrenme tarihinden başlayacağı tabiidir. Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanı ile isbat edilemez.
    Somut olayda, şikayete konu taşınmazlara son haczin 26.06.2014 tarihinde konulduğu, 103 davetiyesinin borçluya 04.8.2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak alacaklının 27.8.2014 tarihli talebi ile borçluya yeniden 103 davetiyesi tebligatı çıkarıldığı ve 04.9.2014'te tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, borçlu tarafa aynı hacizle ilgili, alacaklının talebi üzerine, farklı tarihlerde iki adet 103 davetiyesi tebliğe çıkartıldığı görülmekte olup, borçluya son 103 davetiyesi tebliğ tarihi olan 04.9.2014 tarihinden itibaren İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen 7 günlük yeni bir şikayet hakkı daha verilmiş olduğunun kabulü gerekir. O halde, mahkemece 08.09.2014 tarihinde yapılan şikayetin sürede olduğunun kabulü ile şikayetin esasının incelenmesi yerinde olup Dairemizin bu yöne ilişkin bozma gerekçesi maddi hataya müstenittir.
    Öte yandan; mahkemece hükme esas alınan 27.10.2015 tarihli bilirkişi ek raporuna dosyada ve uyap kayıtlarında rastlanmaması nedeniyle, Dairemizin 19.4.2017 tarih ve 2017/2028 E. – 2017/6139 K. sayılı geri çevirme ilamı ile söz konusu raporun gönderilmesi istenmiş ise de; mahkemenin 10.7.2017 tarihli tutanak başlıklı yazısı ile; mahkeme kaleminde
    yapılan araştırma sonucunda ek bilirkişi raporuna rastlanılmadığı, uyap sorgusunda da kayıtlı olmadığının görüldüğü, raporu düzenleyen bilirkişilerle de irtibata geçildiği ancak raporun bilirkişiler nezdinde de bulunmadığı, aynı zamanda taraf vekilleri ile yapılan görüşmelerde de raporun avukatlarda olmadığının bildirildiği, sonuç olarak söz konusu ek raporun dava dosyasına temin edilemediğinin tespit edildiği görülmüştür.
    İİK’nun 82/1-4. maddesinde; borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletlerinin haczedilemeyeceği öngörülmüş, aynı Kanun'un 82/3. maddesinde ise, bu malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmının, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
    Bu durumda, mahkemece, İİK'nun 82/1-4. maddesine dayalı haczedilmezlik şikayetinin çözümlenmesi, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda mahallinde yapılacak keşif ve düzenlenecek bilirkişi raporu ile mümkün olacağından ve dosyada mahkemece hükme esas alınan ek rapor mevcut olmadığından, Dairemizin bozma kararından önce alacaklı tarafından verilen temyiz dilekçesindeki iddiaların incelenmesi olanağı yoktur. Bu nedenle, mahkemece gerektiğinde yeniden keşif yapılarak ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilirkişilerden rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesis etmek gerekirken, dosyada mevcut olmayan ek rapora dayanılarak sonuca gidilmesi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu gerekçeyle bozulması gerekirken maddi hataya müstenit olarak başka bir gerekçeyle bozulduğu anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
    SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 01.12.2016 tarih ve 2016/5376 E. - 2016/24731 K. sayılı bozma kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın