Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/1236 Esas 2019/12073 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 04.07.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 12. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/1236
Karar No: 2019/12073
Karar Tarihi: 04.07.2019


12. Hukuk Dairesi 2018/1236 E. , 2019/12073 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki temlik alacaklısı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
    Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; alacaklı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, tüm dosya borcuna, asıl ve ferileri ile birlikte itiraz ettiğini, ilgililer hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, takibe konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, bu nedenle imzaya vaki itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince, imzaya itirazın kabulüne, takibin davacı yönünden durdurulmasına, davalının tazminat ve para cezası ödemeye mahkum edilmesine karar verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 18/12/2017 tarih ve 2017/2103 E.-2017/2281 K. sayılı kararı ile; alacağı temlik alan davalı aleyhine şartları oluşmadığından tazminata ve para cezasına hükmedilmemesi gerektiğinden, davalının istinaf talebinin kısmen kabulü ile; HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne; takibin davacı yönünden durdurulmasına, davacının tazminat ve para cezası talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
    İİK. nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır” hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan“Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır" düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı Kanunun 211. maddesinde ise, imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.
    Vurgulamakta yarar vardır ki, anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir ( Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı).
    Özetlemek gerekir ise, imza incelemesinde öncelikle senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin borçlunun uygulamaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişice mukayeseye esas alınmalıdır. Senedin keşide tarihinden öncesine ilişkin belge bulunamazsa, daha sonraki tarihli belgeler, uygulamaya elverişli imza örneği taşıyan herhangi bir belge temin edilemez ise, borçlunun duruşmada alınan medari tatbik imza ve yazı örnekleri üzerinden inceleme yapılmalıdır.
    Somut olayda, borçlunun diğer itirazlarının yanında çekteki imzaya itirazı üzerine, bilirkişi tarafından düzenlenen 07/4/2014 tarihli raporda, toplam 22 adet mukayese belgenin incelendiği, ilk 5 sırada incelenen belgelerden yalnızca 1.sırada yer alan belgenin aslı üzerinde inceleme yapıldığı, diğer 4 belgenin fotokopi olduğu, 1. sırada yer alan noter belgesinin sahteliği ile ilgili, ... 4. Asliye Hukuk mahkemesinin 2017/196 esas numaralı dosyasında derdest davanın bulunduğu, bu emsal imzalardan 1-5 sıradakilere göre davacıya ait olduğu, diğer emsal belgelere göre de davacının eli mahsulü olmadığı sonucuna varıldığı, diğer 1-5 sıranın dışında kalan 17 belgeden 16 tanesinin belge aslı olduğu ve herhangi bir ihtilafa konu olmadıklarının tesbit edildiği, bu emsal imzalar dayanak alındığında da imzanın davacıya ait olmadığının bildirildiği görülmüştür.
    İmza incelemesine esas alınan raporda, 1-5 sıradaki grup içerisinde yer alan, ... 5. Noterliğinin 39800 yevmiye nolu 20/5/2005 tarihli imza beyannamesi aslına göre yapılan değerlendirmede, çekteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğu noktasında kesin kanaat bildirilmesine rağmen gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan incelemede; ... 5. Noterliğinde düzenlenmiş bulunan bu belge ile ilgili sahtelik davası açıldığı, bu belgeye dayalı olarak bildirilen bilirkişi kanaatinin karar vermeye yeterli görülmediği değerlendirilerek, mukayese belgelerden 1-5 sıranın dışında kalan diğer ihtilafsız noter belgelerine, bankalardan gelen belgelere dayanılarak imzanın davacıya ait olmadığına imzaya itirazın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, imza incelemesine esas belge ile ilgili kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile belirlenmiş bir sahtecilik tespitinin bulunmadığı anlaşılmakla, derdest davanın bu belgenin geçerliliğine etkisi bulunmayacağı, esasında da bilirkişinin imza örneklerini sınıflandırmasına da gerek bulunmadığı, mevcut imza örneklerine göre borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda kanaatini bildirmesinin yasal zorunluluk olduğu sabittir.
    O halde imzaya itirazın reddi ile borçlunun diğer itirazlarının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Temlik alacaklısının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 18/12/2017 tarih ve 2017/2103 E - 2017/2281 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre temlik alacaklısının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04/07/2019 gününde oy birliği ile karar verildi.






    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın