Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/8603 Esas 2019/11311 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 27.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 12. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/8603
Karar No: 2019/11311
Karar Tarihi: 27.06.2019


12. Hukuk Dairesi 2018/8603 E. , 2019/11311 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

    Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
    Alacaklı tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibine karşı borçlu ... icra mahkemesine başvurusunda, imza itirazında bulunarak takibin durdurulmasını talep etmiş, mahkemece alınan rapor gereğince imza itirazının reddine karar verilmiş, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 05.01.2018 tarih ve 2018/19 E. - 2018/6 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
    Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, o dava yönünden, hukuk düzenince, hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin ve her türlü kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere, "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir."
    Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde yer alan "Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
    Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 05.01.2018 tarih ve 2018/19 E. - 2018/6 K. sayılı kararının gerekçe kısmında, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda imzanın borçlunun eli ürünü olmadığının tespit edildiği ve mahkemece imza itirazının kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de; somut olayda, hükme esas alınan raporda, imzanın borçlunun eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve mahkemece imza itirazının da reddedildiği görülmektedir. Diğer taraftan, istinaf yoluna başvuran muteriz borçlu olmasına rağmen, bölge adliye mahkemesi kararının hüküm bölümün birinci paragrafında davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Bu durumda ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna uygun olarak itirazın reddi yönünde hüküm tesisi yerinde olup, bölge adliye mahkemesince somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle ve alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulmamasına rağmen hüküm kısmında borçlu yerine alacaklının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi isabetsizdir.
    Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, somut olaya uygun şekilde borçlunun istinaf başvurusu değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması maksadıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 05.01.2018 tarih ve 2018/19 E. - 2018/6 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca re’sen (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27/06/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın