"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... ile davalı ... AŞ vekili avukat ....ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, murisinin 15.09 2010 tarihinde davalı bankadan konut kredisi kullandığını, tarafların kullanılan krediyi güvence altına almak maksadıyla sözleşmenin 15. maddesine göre hayat sigortası ve diğer ihtiyari sigortaların yapılması husunda anlaştıklarını, hatta murislerinden bu sigortaların yapılmasına yönelik 'talimattır' adlı belgenin alındığını, buna rağmen bankanın hayat sigortası hiç akdetmeyerek sözleşme ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranmak suretiyle taraflarını zarara uğrattığını ileri sürerek murisin ölüm tarihi itibariyle mirasçıların borçlu olmadıklarının tespitine, emsal uygulamalar çerçevesinde kredi miktarı da dikkate alınmak suretiyle, asgari hayat sigortası miktarının tayin ve tespiti ile belirlenecek sigorta limitinden kredinin kalan taksitleri ve taraflarına istirdadına karar verilecek tutar toplamı takas-mahsup edildikten sonra, artacak hayat sigortası miktarı bakiyesinin şimdilik 500, 00 TL sinin vefat tarihi olan 09.03.2013 tan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödedikleri 500 Tl'nin avans faizi ile birlikte tahsiline, karar verilmesini istemiş, ödediği miktar yönünden davasını ıslah ile alacak miktarını 10.000 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı, talimat adlı belgenin alınmasının ve sözleşmede ihtiyari sigortalara ilişkin hüküm bulunmasının bankanın rutin uygulamalarından olduğunu, ilgili maddelerin sigorta yaptırma zorunluluğu yüklemediğini, davacılar murisininde bankalarından bu sigortanın yapılmasına yönelik talepte bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki 2. bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacıların murisinin davalı bankadan konut kredisi sözleşmesine istinaden 15.09.2010 tarihinde 55 ay geri ödemeli 61.500,00 TL bedelli konut kredisi kullandığı, borcun 24. taksitini ödedikten sonra 09.03.2013 tarihinde öldüğü, bedelin faiziyle davacılar tarafından bankaya ödenmeye başlandığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi borçlusunun hayat sigortası ile sigortalanması hususunu düzenleyen kredi sözleşmesinin 15.2 maddesi ve talimat adlı belgedeki düzenleme karşısında davacıları borçtan kurtaran bir davalı kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kredinin kullanıldığı sırada yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasada kredinin sigorta teminatı altına alınmasıyla ilgili tarafları bağlayıcı bir düzenleme bulunmadığı için uygulamada bankalar tarafından kredi verilmesi, yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılması şartına bağlanmakta, bu sigortaları yaptırmayan tüketicilere kredi kullandırılmamaktadır. Esasen kredi borcunu teminat altına alan hayat sigortasının yaptırılmasında hem tüketicinin hem de bankanın menfaati olduğu için taraflar sözleşme hükümlerine göre bu edimi yerine getirmektedirler. O yüzden kredi sözleşmelerinde bankaya getirilen sigorta yaptırma yükümlülüğüne ilişkin hükümler haksız şart olarak değerlendirilmemiştir. Buna karşın olayda uygulama yeri olmayan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı TKHK.na göre artık kredi verilmesi sigorta yaptırılması şartına bağlanamayacaktır. Yeni düzenlemeye göre tüketicinin açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamayacağı, zorunlu sigortalarda veya tüketicinin sigorta yaptırmak istemesi halinde ise istediği sigorta şirketi ile imzaladığı poliçenin kredi veren tarafından kabul edileceği öngörülmüştür. (6502 sk m.29 ve m.38). Fakat bilgilendirme yükümlülüğü
