Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2018/29 Esas 2019/7878 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 27.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/29
Karar No: 2019/7878
Karar Tarihi: 27.06.2019


13. Hukuk Dairesi 2018/29 E. , 2019/7878 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

    ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının davalı tarafından murafaa talepli olarak temyiz edilmesi üzerine murafaa için belirlenen günde davacı .... Dan. ve Tic. Ltd. Şti. vekili avukat ... hazır olup, davalı ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti. için çıkartılan tebligata verilen cevapta adresten taşındığı gerekçesi ile tebliğ edilememesi ve yeni adresin de bildirilmemesi nedeniyle hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra yapılan incelemede temyiz dilekçesinin süresinde verildiğinin anlaşılması üzerine gereği konuşulup düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı, davalı ile aralarında davalı şirkete ait taşınmazın satışı hususunda 18.01.2014 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme kapsamında yürütülen aracılık faaliyetleri kapsamında taşınmazın birçok kişiye gösterildiğini, taşınmazın en son 15.02.2014 tarihinde dava dışı ... Gemi İnşa...Ltd. Şti. yetkilisine gösterildiğini ve satış konusunda anlaşma sağlanarak davalı şirkete bilgi verildiğini, davalı şirketin ise 02.05.2014 tarihinde gönderdiği mail ile sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirdiğini ve aynı beyanın 16.05.2014 tarihli yazı ile yinelendiğini, bunun üzerine taşınmazın gösterildiği kişiler bildirilerek sözleşmenin 5.6 maddesi uyarınca söz konusu kişiler ile sözleşme süresi boyunca sözleşme yapılması halinde onaylarının alınması gerektiğinin davalıya bildirildiğini, yapılan aracılık faaliyeti neticesinde 17.07.2014 tarihinde alım-satım sözleşmesinin akdedildiğini, kendilerinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek sözleşmenin 5.2.maddesinin (a) bendi uyarınca tellallık ücretine hak kazandığını, ancak davalının ödememesi üzerine sözleşmede yer alan hizmet bedeli ile cezai şartın ödenmesinin ihtar edildiğini, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000 USD hizmet bedeli ve 5.000 USD cezai şart olmak üzere 10.000 USD'nin temerrüt tarihi olan 02.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
    Davalı, taraflar arasındaki sözleşmeyi 18.05.2015 tarihinde feshettiklerini, davacı adına hareket eden dava dışı ...’in gönderdiği e-postalar ile sözleşmenin sona erdiğini kabul ederek sözleşme dışı şartlar ile yeniden alıcı ile anlaştığını ve kendilerinin de aracılık ücreti ödememek koşulu ile kabul ettiklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, davanın kabulü ile 5000 USD hizmet bedeli ve 5000 USD cezai şart olmak üzere toplam 10.000 USD’nin 02.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4A maddesi uyarınca vadeli mevduat hesabında uygulanacak en yüksek mevduat faiz oranıyla davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş; hükme karşı, davalı istinaf talebinde bulunmuştur.
    Bölge Adliye Mahkemesi'nce, davalının istinaf başvurunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Davacı eldeki dava ile 18.11.2015 tarihli sözleşme uyarınca hak etmiş olduğu hizmet bedeli ile cezai şartın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davacı adına dava dışı ... tarafından gönderilen e-postalar ile sözleşmenin sona erdiği kabul edilerek sözleşme dışı şartlarla yeniden müşteri ile anlaştığını bildirdiğini, kendilerinin de aracılık hizmeti bedeli ödememek koşulu ile satışı kabul ettiklerini savunmuştur. Davacı dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş; mahkemece, davacının hizmet bedeli ve cezai şart isteyebileceği kabul edilerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davanın kabulüne karar verilmesine karşın, davacının isteyebileceği hizmet bedeli ve cezai şart miktarının tamamı belirlenmemiştir. Açılan kısmi davanın ileride açılabilecek ek davada kesin delil niteliğini kazanabilmesi için Mahkemece davacının talep edebileceği alacak miktarının tam olarak belirlenmesi gerekmekte olup, bu belirleme yapılmaksızın hüküm kurulması doğru değildir. O halde, mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları ile sunmuş oldukları sözleşmeler ve davalının sunmuş olduğu 18.01.2015 tarihli sözleşmeyi davacı adına imzalayan dava dışı ... ile aralarındaki e-posta yazışmaları da değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre ve davacının talep edebileceği alacak miktarının tamamı belirlenmek sureti ile bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açılanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ... ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1159 Esas, 2017/359 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nun 373/1 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 2.037,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın