Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2019/2490 Esas 2019/8016 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 27.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/2490
Karar No: 2019/8016
Karar Tarihi: 27.06.2019


13. Hukuk Dairesi 2019/2490 E. , 2019/8016 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
    K A R A R
    Davacı, işletmeciliğini yaptığı ... Oteli, sahibi ...'ın satışa çıkarması üzerine davalının bu otele talip olduğunu, 500.000 doları kapora olarak yatırırsa ... Oteli alabileceğini, 400.000 ABD doları olduğunu, 100.000 doları kendisine borç olarak verirse hem otelde işletmeci olarak çalışmaya devam edebileceğini hem de otelden hisse vereceğini vaad ettiğini, bunun üzerine davalıya 100.300 dolar para verdiğini ve bu hususta tutanak düzenlediğini, otelin sabihi ile davalı arasında otelin satımı için 07.12.2012 tarihinde düzenlenen ve 100.000 dolar kapora alındığını ispatlayan belge olduğunu, ancak davalının krediyi bulamadığını, bu nedenle oteli almaktan vazgeçtiğini beyan ederek aldığını parayı da geri iade etmediğini, otelin 3. bir şahsa satıldığını, otelde işletmeci olarak çalışmaya devam ettiğini, otelin eski ve yeni sahibine mağduriyetini anlattığını bunun üzerine 100.000 USD bedelin 60.000 USD değerindeki bölümün satışa mahsuben taşınmazın değerinden düşürülmesine ve işletmecilik bedeli olarak otelin yeni sahibi tarafından kendisine peyder pey işletmecilik kira bedeline sayılmasına karar verildiğini, geriye kalan 40.000 dolar bedelin ise ödenmediğini, tahsili için başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, davacının takibe konu ettiği paranın kendisine değil otel sahibine ödendiğini, otelin satın alınması için kaparo olarak davacından borç istenmesinin söz konusu olmadığını, 07.12.2012 tarihli satış sözleşmesinde bahsi geçen 100.000 USD kaporanın davacının ödediği bedel olduğunu, davacının oteli satın almak istemesi üzerine kendisinin sadece aracılık ettiğini, ancak daha sonra davacının bu oteli almaktan vazgeçtiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne,davalının itirazının iptali ile takibin itirazın iptali ile takibin 72.866,43 TL toplam alacak üzerinden devamına, şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm başlıklı bölümünün bölümünün birinci bendinde yazılı “şartları bulunmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “Asıl alacak miktarının %20'si oranı üzerinden hesaplanan 14.577,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın