(1086 S. K. m. 440, 441, 442) (4421 S. K. m. 2, 4)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki müdahalenin men'i davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 19.01.2015 gün ve 2014/8866 Esas, 2015/577 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup, karar düzeltme istemi HUMK'nın 440. maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle, HUMK'nın 440. maddesinde gösterilen nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, aynı yasanın 442/son ve 4421 sayılı Kanunun 2 ve 4/b-1 maddeleri delaletiyle takdiren 248,00 TL para cezasının düzeltme isteyenlerden tahsiline, ret harcı peşin alındığından yeniden alnmasına yer olmadığına, 10.09.2015 tarihinde oyçokluğu ile, karar verildi.
KARŞI OY
Davada sağlığa zarar verdiği iddiası ile G..şirketine ait baz istasyonunun kaldırılması istenilmiş, mahkemece ilk olarak davanın reddine karar verilmesi üzerine, temyiz aşamasında Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından eksik incelemeye yönelik olarak karar bozulmuş, bozma ilamına uyularak verilen kabul kararı yeniden temyiz edilmiş, bunun üzerine Dairemizce baz istasyonunun limit değerleri ve güvenlik mesafelerine uygun olarak kurulduğu ve işletildiği davacının sağlığına zarar verildiği bilimsel delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. Davacılar bu bozma kararının yerleşik Yargıtay uygulamaları doğrultusunda düzeltilerek yerel mahkeme kararının onanmasını istemişlerdir. Öncelikle; 1982 Anayasa'sının 17. maddesinde "Yaşama Hakkı", yine 56. maddesinde "Sağlık Hizmetleri ve Çevrenin Korunması" başlıkları altında yapılan düzenlemelerin "insan sağlığı ve yaşama hakkı" olarak diğer temel haklar örneğin "haberleşme hürriyeti" karşısında birincil önceliğe haiz bulunduğu dikkate alınmalıdır. Diğer bir deyişle "yaşama hakkı" en kutsal ve öncelikli hak olup, tehdit ve tehlikeye maruz kalması halinde diğer Anayasal haklardan önce gözetilmesi gerekir. Aksi ha