"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.10.2004 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.04.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, suya vaki elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacılar, tarlalarını sulamak ve gerektiğinde içme suyu olarak kullanmak için kadim haklarının bulunduğunu iddia ettikleri kaynak sularına, davalı köy muhtarlığının boru çekmek suretiyle müdahale ettiğini belirterek suya elatmanın önlenmesini talep etmişlerdir.
Davalı köy muhtarlığı, meradan çıkan suları içme suyu olarak kullandıklarını, davacıların kaynak suları üzerinde herhangi bir haklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu suyu, sulama mevsimi olan Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında davacıların 13.12.2012 tarihli nöbet listeleri doğrultusunda kullanmalarına; Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında ise davalı köyün içme suyu olarak içme suyu şebekesine aktarılmasına dair verilen kararın davacılar vekili ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.05.2013 tarihli 2013/4112 Esas, 7148 Karar sayılı ilamıyla mahkemece, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, davalı köyün sonradan açtığı yarmalar nedeniyle davacıların kadim kullanma hakları bulunan su kaynaklarına kadim kullanma biçimini değiştirir şekilde müdahalede bulunduğunun saptandığı, bu nedenle bozma ilamında belirtildiği üzere 3 kişilik (Jeoloji, Hidrolog ve Ziraat Mühendisinden oluşacak) bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak davalı köyün açmış olduğu yarmadan, davacıların eskiden beri kadim kullanma biçimlerine uygun bir düzeneğin sağlanmasına ilişkin bilirkişilerden ortak bir rapor alınarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece
