Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/1912 Esas 2017/3890 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 09.11.2017Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 15. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/1912
Karar No: 2017/3890
Karar Tarihi: 09.11.2017


15. Hukuk Dairesi         2017/1912 E.  ,  2017/3890 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi


    Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
    - K A R A R -

    Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, davacı sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinden bahisle, ödenmeyen imalât bedelinin, uğradığı kâr mahrumiyetinin, sözleşme için yaptığı giderlerin ve irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin tahsilini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
    2-Yargılama sonucunda dava dilekçesinin talep sonucuna göre hüküm kurmak gerekmektedir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 119/ğ maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar sayılırken dava dilekçesinin diğer unsurları yanında açık bir şekilde talep sonucunu da içermesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenlerle dava dilekçesinin en önemli unsuru olan talep sonucu açık olmalı, hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde davacının mahkemeden hangi konuda ne miktarda talepte bulunduğu açıkça belirtmelidir. Talep sonucunun açık olmaması durumunda mahkeme, talep sonucunu 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıklattırmalıdır. Hakimin davayı aydınlatma ödevi hakim açısından bir yetki olduğu kadar zorunlu olarak yapılması gereken bir görev olarak yorumlanmalıdır.
    Somut olaya gelince; davacı vekili tarafından dava dilekçesinde; yapılan ancak ödenmeyen imalât kalemlerinin tasfiye sonrası genel hükümlere göre bedeli, haksız ve hukuksuz şekilde gelir kaydedilen teminat mektubu bedeli, haksız fesih nedeni ile uğranılan kar mahrumiyeti ve haksız feshedilen sözleşme için yapılan noter ve resmi giderler karşılığı olarak toplam 50.000,00 TL talep edilmiş, fakat hangi kalem için ne miktarda talepte bulunulduğu açıklanmamıştır. Islah dilekçesinde ise; imalât bedeli ve sadece irat kaydedilen teminat mektubu bedeli arttırılarak arttırılan miktar için harç yatırılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucu 166.350,12 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, ancak hangi talepler yönünden hangi miktarın kabul edildiği kararda açıklanmamıştır. Verilen karar 6100 sayılı HMK'nın
    297/2. maddesinde yer alan “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların,sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.” hükmüne açıkça aykırı olmuştur.
    Ayrıca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; borçlu temerrüde düşmüş olur (TBK 117). Somut olayda ise davacı tarafından davalı iş sahibine gönderilen ve 22.08.2013 tarihinde davalı genel evrak kaydına girdiği anlaşılan dilekçe ile hakediş bedeline ilişkin 300.000,00 TL'nin 15 gün içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ve TBK'nın 177. maddesi gereği bu dilekçenin kayda girdiği tarihe 15 gün eklendiğinde, imalât bedeli ile ilgili alacak yönünden 07.09.2013 tarihinde temerrütün gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının 22.08.2013 tarihli dilekçesi değerlendirilmeden imalât bedeline yönelik faiz başlangıcının dava ve ıslah tarihinden başlatılması da hatalı olmuştur.
    Bu durumda mahkemece; öncelikle hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacının dava dilekçesinde alacak isteminde bulunduğu 4 kalemin herbiri ile ilgili ne miktarda talepte bulunduğu açıklattırılıp açıklama dilekçesinde bildirilecek imalât miktarına ıslahta imalât ile birlikte arttırılan 118.236,28 TL eklenerek toplam ödenmeyen imalât alacağı üzerinden temerrütün gerçekleştiği 07.09.2013 tarihinde geçerli ticari faiz uygulanmak sureti ile davanın kısmen kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1.480,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8.522,40 TL temyiz ilâm harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 09.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.









    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın