Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/986 Esas 2018/1740 Karar
Karar Dilini Çevir:
16. Ceza Dairesi         2018/986 E.  ,  2018/1740 K.
"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
03.11.2016 (Sanıklar ..., ve ... yönünden), 04.11.2016 (Sanık
... yönünden), 05.11.2016 (Sanık ...
Diler yönünden), 08.11.2016 (Sanıklar ... ve
... yönünden), 09.11.2016 (Sanık
... yönünden), 15.11.2016 (Sanık ...
Työnünden)
Hüküm : 3713 sayılı Kanunun 3/1, TCK’nın 314/2, 3713 sayılı
Kanunun 5, TCK’nın 58/9, 53 ve 63. maddeleri
uyarınca verilen mahkumiyet hükümlerine dair yapılan
istinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca reddi ile sanık ... müdafiinin duruşma talebi olmaması nedeniyle adı geçen sanıklar hakkında duruşmasız; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ise CMK’nın 299. maddesi uyarınca duruşmalı olarak, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, sanık ... yönünden “08.11.2016”, sanık ... yönünden ise “03.11.2016” yerine suç tarihinin ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığında “25.04.2008 – 2013 – 15.07.2016”, bölge adliye mahkemesinin karar başlığında da “15.07.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki usulü işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ve müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
II-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yargılama sürecindeki usul ve işlemlerin kanuna uygun yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, özleri değiştirilmeksizin denetime elverişli olacak şekilde tartışıldığı, suçun kanunda öngörülen şekilde vasıflandırıldığı, sanıklar ve müdafilerinin aşamalarda FETÖ/PDY’nin silahlı bir terör örgütü olduğunu bilmediklerine ilişkin savunmaları, ilk derece mahkemesince tartışma konusu yapılmaması, sanıkların konumu, eylem ve faaliyetlerinin niteliği, fiillerinin 2014 yılı sonrasında devam etmiş olması karışısında, hata hükümlerinin uygulama olanağı bulunmadığından sonuca etkili görülmemiş olmakla, bu ve sair yönlerden temyiz itirazlarının yerinde görülmemiştir, ancak;
1-Sanıklardan ..., ... ve ...’in dosyadaki delillerle uyumlu olmayacak biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile kapatılmasına karar verilen Hür Sanayici ve İşadamları Derneği (...) üyesi olarak,
Sanık ...’in örgüt liderinin talimatı sonrası BankAsya’ya para yatırdığı ve Zaman gazetisiyle Sızıntı dergisine abone olduğunu,
Sanık ...’ın ikametinde başka paraları ile birlikte bulunan bir özellik arzetmeyen B ve D serisinden iki adet dolar bulundurmak ve ... üyeliğinden istifa ettiğinin bildirilmesine rağmen bu derneğe üye olduğu sonucuna varılarak,
Örgütsel faaliyet olarak kabul edilerek sanık aleyhine hükme esas alınması,
2-Suç tamamlandıktan sonra fail, faal nedamet göstererek işlenen haksızlığın sonuçlarını mümkün olduğu kadar izole etmek isteyebilir. Bu hal ceza kanunlarında özel hükümlerde yer alan bazı suçlar bakımından etkin pişmanlık olarak kabul edilmiştir. Hukuki niteliği itibariyle, cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplerden olan etkin pişmanlık, doktrinde, gönüllü vazgeçmenin tamamlanmış suçlardaki görünüm şekli (Koca-Üzülmez, Genel Hükümler, s.385), suçun bütün unsurları ile tamamlanmasından sonra failin bazı pişmanlık gösteren hareketler yapması durumunda, bu hareketler dolayısıyla faile ceza verilmemesini veya cezasında indirim yapılmasını ifade eden kurum (Hakeri Ceza Hukuku, s.452) olarak tanımlanmaktadır. Bu haliyle gönüllülük esasına dayanan ve etkin bir pişmanlık gerektiren kurumla, suçun bütün unsurları ile tamamlanmasından sonra faile gerçekleştirilen/gerçekleştirdiği haksızlığın sonuçlarını mümkün mertebe gidermeye çalışmasına imkan verilmektedir.
Etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak yeniden topluma kazandırmaktır.
Bu husus Yargıtay C.G.K’nun 08.04.2008 tarih, 9-18-78 sayılı kararında şu şekilde ifade edilmiştir. “Terör örgütlerinin insan kaynağının kurutulabilmesi, alınabilecek diğer tedbirlerle birlikte bu örgütlerin etkizleştirilip ortadan kaldırılmaları, geçmişte meydana gelen terör eylemlerinin aydınlatılabilmesi, gelecekte işleyebilecekleri suçların engellenmesi ve terör örgütüne üye olanların tekrar topluma kazandırılabilmeleri bakımından 05.06.1985 tarih, 3216 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Yasa kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. Bu Yasanın 2 yıllık yürürlük süresinin bitmesi üzerine aynı amaçlara yönelik olarak 25.03.1988 tarihli ve 3419 sayılı Yasa çıkarılmış, Yasanın 1. maddesi süreli, diğer maddeleri ise süresiz olarak yürürlüğe girmiştir. Anılan 1. maddenin sona eren yürürlük süresi zaman içinde 3618, 3853, 4085, 4450, 4537 sayılı Yasalarla uzatılmış ve beklenen amaca ulaşmaması nedeniyle bu kez 4959 sayılı Topluma Kazandırma Yasası 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.”
Terör suçları bakımından etkin pişmanlık, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’da, özel hükümler kısmında kalıcı olarak düzenlenmiştir.
TCK’nın 221. maddesinde;
Amaç suçun işlenişine iştirak etmeksizin, hakkında bir soruşturma başlamadan önce örgütten gönüllü olarak ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde (TCK’nın 221/2 maddesi), hakkında soruşturma başladıktan sonra, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi (TCK’nın 221/4 maddesinin ilk cümlesi), verilen bilgilerin samimi ve örgütlü suçlarla mücadelede yararlı olması halinde, sanık yakalandıktan sonra pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının önemli ölçüde yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde (TCK’nın 221/3 maddesi), sanık hakkında şahsi cezasızlık nedeni uygulanacaktır.
Amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemler gerçekleştirilmeden yakalanan, örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek isteyerek yardım edenlerin örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde cezadan indirim yapılacaktır (TCK’nın 221/4 maddesinin 2. cümlesi).
Yargısal uygulamalar ve doktrindeki görüşler dikkate alındığında “etkin pişmanlık” düzenlemesi yapan yasaların, bir af yasası olmayıp terör örgütü mensubu olan sanıkların topluma kazandırılabilmesinin yanında esasen terör örgütlerinin insan kaynağının kurutulabilmesi, örgütün etkisizleştirilip ortadan kaldırılması ve işlenen suçların aydınlatılabilmesi amacına yönelik düzenlemeler olduğu görülmektedir.
Yakalanan sanıkların TCK’nın 221/3 maddesi kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanabilmeleri için; örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına örgütün yapısına ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili elverişli bilgi vermesi gerekir. Bu bilginin elverişliliği, örgütün örgütlenme biçimi, failin örgüt yapılanmasındaki konumu ile örgütte geçirdiği süre ve katıldığı faaliyetler gibi kıstaslar gözönüne alınarak mahkemece takdir edilecektir. Tam bir gizlilik esasına ve hücre tipi yapılanmaya dayanan örgütlerde örgütü tamamen dağıtacak, yapılanma şemasını ortaya koyacak bilgiler vermesi beklenemez. Ancak konumu gereği bilmesi beklenen bilgileri samimi olarak ortaya koymalı, bu bilgiler her halükarda örgütte zaafiyet yaratacak, örgüte önemli boyutta zarar verecek, örgüt faaliyetlerini belli ölçüde sekteye uğratacak boyutta olmalıdır (Dairemizin 24.04.2017 tarih, 2015/3 E. 2017/3 K.).Yasanın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; fail, yakalandıktan sonra kendi bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisi ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermelidir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrada istenen örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K, 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
Bu açıklamalar ışığında;
A-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında;
Somut olayda;
1-Sanıklar ..., ... ve ...’in savunmalarında ve yazılı beyanlarında bir takım bilgiler verdiklerinin anlaşılması karşısında, adı geçen sanıkların detaylı sorgulamasının yapılarak örgütte kaldıkları süre ve konumları itibarıyla, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili verdikleri bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetlerine uygun nitelikte faydalı olup olmadığı, beyanlarında gerçek isimleriyle bildirdikleri kişiler hakkında örgütsel soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı, varsa bu beyanlarının söz konusu soruşturma ve kovuşturmalar açısından faydalı olup olmadıkları araştırılıp yasal takdirinin ifasından sonra sanıkların hukuki durumlarının takdiri gerekirken, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık ...’in inceleme sürecinde verdiği dilekçeler ile dava dosyasına yansıyan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mali yapısı ile... ve ... adlı kişilerin mali heyette yer aldıkları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti bulunan Ölçü Muhasebe Bürosuna dair ve bu muhasebe bürosundaki ... ile yine silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile irtibatı ve iltisakı tespit edilen Hür Sanayici ve İş Adamları Derneği (...) sekreteri ... ile ilgili beyanları ile Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde verdiği ifade üzerine Metin Yıldırım adlı kişi hakkında yürütülen soruşturma ve bu kapsamda sanık müdafiinin dilekçelerinde belirttiği Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3191 soruşturma sayılı dosyası değerlendirilerek, hakkında TCK'nın 221. maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
3-Sanık ...’in aşamalarda ısrarla kendi rızası ile Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde verdiği ifadede FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Afyonkarahisar’daki yapılanması hakkında şema üzerinde göstermek suretiyle önemli açıklamalarda bulunduğu ve bu açıklamalar üzerine de FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Afyonkarahisar’da çözülmesinin sağlandığı ve bir çok şüphelinin de itirafçı olduğunu belirtmesi karşısında, sanığın Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde verdiği bu şekilde bir ifadesinin bulunup bulunmadığı ve varsa akıbeti ile sanığın dava dosyasına yansıyan beyanlarında da bir takım bilgiler verdiğinin anlaşılması karşısında, örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetine uygun nitelikte faydalı olup olmadığı, beyanlarında gerçek isimleriyle bildirdiği kişiler hakkında örgütsel soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı, varsa bu beyanlarının söz konusu soruşturma ve kovuşturmalar açısından faydalı olup olmadığı; ayrıca, sanık müdafiinin 10.07.2017 tarihli dilekçesinde belirttiği Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/7574 sayılı soruşturma dosyasındaki sanığın beyanları araştırılmaksızın, yetersiz gerekçe ile TCK'nın 221. maddesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığının kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Sanık ... hakkında;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında temel ceza tayin edilirken alt sınırdan ayrılmak yerinde ise de; hükmün gerekçesinde, örgütsel amaçlı olduğu yönünde herhangi bir emare dahi olmamasına rağmen sanık ...’ın ikametinde yapılan aramada iki adet B ve D serisi 1 (bir) ABD Dolarının ele geçirildiğinin, ... üyeliğinden istifa etmiş olmasına rağmen ... üyesi olduğunun kabul edilmiş olduğu, Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik ile birlikte göz önünde bulundurularak makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan makul suretle ayrılmak yerine teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde ceza tayin edilmesi,
5-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;Sanıkların geçmişte sabıkalarının bulunmaması, suçlarını kısmen kabul edip örgüt mensupları ve faaliyetleri ile ilgili bir kısım bilgiler vermeleri, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışlarının tespit edilememesi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olmalarından pişmanlık duyduklarını beyan etmiş olmaları karşısında, dosya kapsamıyla örtüşmeyecek şekilde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
6-Kabul ve uygulamaya göre de; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, sanık ... yönünden “08.11.2016”, sanık ... yönünden “09.11.2016”, sanıklar ... ve ... yönünden “03.11.2016”, sanık ... yönünden “02.11.2016”, sanık ... yönünden “04.11.2016”, sanık ... yönünden “15.11.2016” ve sanık ... yönünden “05.11.2016” yerine suç tarihinin ilk derece mahkemesi gerekçeli karar başlığında “25.04.2008 – 2013 – 15.07.2016”, bölge adliye mahkemesinin karar başlığında da “15.07.2016” olarak yazılması,
Kanuna aykırı, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, mevcut delil durumu, bozma gerekçeleri ve tutuklulukta geçirilen süreler göz önünde bulundurularak sanıklar ve müdafilerinin tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına; Üye ...'ın sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan hükümlerin düzeltilerek onanması gerektiğine ilişkin karşı oyu ve oyçokluğu ile; sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümlerin onanması bakımından ise oybirliğiyle, 25.05.2018 tarihinde karar verildi.



... ... ... ... ...
Başkan Üye Üye (M) Üye Üye





KARŞI OY:
Sayın çoğunluğun sanık ... hakkında temel cezanın yerinde olmayan gerekçe ile fazla tayin edildiğine ilişkin bozma nedenine katılmak mümkün olmamıştır; zira,
5237 sayılı TCY’nın 61'inci maddesinde cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler belirtilmiştir.
Suç tipini düzenleyen kanun maddesinde sabit ceza belirlenmesi halinde, temel ceza olarak kanunda gösterilen sabit cezaya hükmedilecektir. Ancak kanun maddesindeki ceza alt ve üst sınır arasında gösterilmişse TCK’nın 61/1. madde ve fıkrasında belirtilen 7 kritere göre yani; Suçun işleniş biçimini, Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, Suçun işlendiği zaman ve yeri, Suçun konusunun önem ve değerini, Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, Failin güttüğü amaç ve saiki, dikkate alınmak suretiyle temel cezanın belirlenmesi gerekecektir.
Temel ceza tayin olunurken TCK’nın 3. maddesi uyarınca fiilin ağırlığı ile orantılı olacak şekilde ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerektiği gözetilmelidir.
TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında cezanın belirlenmesinde kullanılacak ölçütler tahdidi olarak sayılmış olup, temel cezanın belirlenmesinde maddede yazılı kriterler dışında başka ölçütler nazara alınamayacaktır.
Temel cezanın tayini ve cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler ayrı ayrı ele alınacak olursa;
Suçun işleniş biçimi: Suç oluşturan fiilin gerçekleştiriliş şeklinin değerlendirilmesinde; failin davranışları, suçun mağduru yanında başkalarını da etkilemesi, mağdur veya üçüncü kişinin suçun işlenmesindeki rolleri gözetilecek, ancak suçun işleniş şeklinin cezanın belirlenmesinde ve bireyselleştirilmesinde dikkate alınabilmesi için onun suçun unsuru ya da ağırlaştırıcı nedeni olmaması gerektiği hususu dikkate alınacaktır.
Suçun işlenmesinde kullanılan araçlar: Suçun işlenmesindeki araç da cezanın belirlenmesinde nazara alınmalıdır.
Suçun işlendiği zaman ve yer: Suçun işlendiği zaman ve yer suçun unsuru veya nitelikli hali sayılmadığı hallerde, TCK’nın 61/-c. bendi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınması gereklidir.
Suç konusunun önem ve değeri: Suçun konusunu oluşturan şeyin önem ve değeri cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.
Zararın veya tehlikenin ağırlığı: Zarar suçlarında meydana gelen zarar, tehlike suçlarında ise tehlikenin ağırlığı gözetilmeli, ancak TCK’nın 35. maddesinde teşebbüs aşamasında kalan suçlarda, zarar veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak ceza belirleneceğinden veya indirim yapılacağından, teşebbüs aşamasında kalan suçlarda mükerrer değerlendirme yasağı (TCK’nun 61/3) dikkate alınarak, temel cezanın tayini aşamasında bu gerekçeye dayanılmama

Üyelik Paketleri

Dünyanın en kapsamlı hukuk programları için hazır mısınız? Tüm dünyanın hukuk verilerine 9 adet programla tek bir yerden sınırsız ulaş!

Paket Özellikleri

Programların tamamı sınırsız olarak açılır. Toplam 9 program ve Fullegal AI Yapay Zekalı Hukukçu dahildir. Herhangi bir ek ücret gerektirmez.
7 gün boyunca herhangi bir ücret alınmaz ve sınırsız olarak kullanılabilir.
Veri tabanı yeni özellik güncellemeleri otomatik olarak yüklenir ve işlem gerektirmez. Tüm güncellemeler pakete dahildir.
Ek kullanıcılarda paket fiyatı üzerinden % 30 indirim sağlanır. Çalışanların hesaplarına tanımlanabilir ve kullanıcısı değiştirilebilir.
Sınırsız Destek Talebine anlık olarak dönüş sağlanır.
Paket otomatik olarak aylık yenilenir. Otomatik yenilenme özelliğinin iptal işlemi tek butonla istenilen zamanda yapılabilir. İptalden sonra kalan zaman kullanılabilir.
Sadece kredi kartları ile işlem yapılabilir. Banka kartı (debit kart) kullanılamaz.

Tüm Programlar Aylık Paket

9 Program + Full&Egal AI
Ek Kullanıcılarda %30 İndirim
Sınırsız Destek
350 TL
199 TL/AY
Kazancınız ₺151
Ücretsiz Aboneliği Başlat