"İçtihat Metni"
I- TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2021 tarih ve 2021/5115 sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 62 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 26/03/2018 tarihli ve 2017/111 esas, 2018/112 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında yer alan, “(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme ile,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06/07/2020 tarihli ve 2019/9578 esas, 2020/3338 karar sayılı ilamında yer alan, "5237 sayılı TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen ve 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesinde tadat olunan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle aynı Kanunun 5. maddesinin zorunlu olarak uygulanmasını gerektiren silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu-(ları)nda cezanın alt sınırının beş yıldan fazla (7 yıl 6 ay hapis cezası) olduğu görülmektedir. Bu nedenlerle sanık hakkında, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan yapılan yargılama sırasında, CMK'nın 150/3 maddesi gereğince isteğine bağlı olmaksızın hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, sanığın 06/07/2017 tarihli celsede "haklarımı anladım, müdafii istemiyorum, savunma için süre de istemiyorum" şeklinde beyanı üzerine sanığın müdafii bulunmaksızın savunmasının alınması karşısında; atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafii tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04/01/2021 gün ve 94660652-105-11-16376-2020-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II-OLAY;
Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı tespit edilerek 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Eğitim Öğretim Basın Yayın Dağıtım ve Ticaret Anonim Şirketi ve Özel Başarı Eğitim Öğretim Gazetecilik Matbaacılık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesindeki şirketlerde çalışan kişilere yönelik olarak, silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma suçlarından yürütülen 2017/1143 sayılı soruşturma dosyası kapsamında; bylock kullanıcısı olduğu, Bank Asya'da hesabının bulunduğu, çocuklarını örgütle iltisaklı okullarda okuttuğu, iltisaklı sendikaya üye olduğu ve eğitim kurumlarında çalışmasının bulunduğu tespit edilen, 31.03.2017 tarihinde Bilecik Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/416 değişik iş sayılı kararına istinaden, ikametinde yapılan aramada gözaltına alınmasına müteakip, 03.04.2017 tarihinde şüpheli sıfatı ile müdafii eşliğinde kollukta alınan ifadesinde, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini ve atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan eden, Bilecik Kurtulmuş Mescidi İmam Hatibi olan sanık ...'ün, Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığının, diğer şüpheliler ...,... ve ... hakkında da tanzim edilen 06.04.2017 tarih ve 2017/70 numaralı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istenilmiştir.
Soruşturma sürecinde sanık hakkında Bilecik Valiliği İl Müftülüğünce yapılan idari soruşturma neticesinde de suç duyurusunda bulunulduğu, bu kapsamda başlatılan soruşturma evraklarının, Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2016 tarihli birleştirme kararı ile birleştirilerek, 2016/3591 soruşturma numaralı evrak üzerinden soruşturmaya devam olunmasına karar verildiği, 31.03.2017 tarihli tefrik kararı ile de dosyanın, aynı suçtan hakkında 2017/1443 sayılı soruşturmanın yürütülmesi nedeni ile tefrik edilerek, 2017/1451 soruşturma numarasına kayıt edilmesine, 31.03.2017 tarihli birleştirme kararı ile de bu kez dosyanın, 2017/1443 sayılı soruşturma evrakı ile birleştirilerek, bu evrak üzerinden soruşturmaya devam olunmasına karar verildiği görülmüştür.
Bilecik Valiliği İl Müftülüğünün, suç duyurusuna konu birleşen soruşturma evrakında, sanıkla ilgili olarak yapılan idari soruşturmada tanıklar ..., ...,...,...,...,... ve ...'in, sanığın örgütle irtibat ve iltisakına dair beyanlarına başvurulduğu, 17.08.2016 ve 20.10.2016 tarihlerinde sanığın savunmasının alındığı görülmüştür.
Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığında 04.04.2017 tarihinde müdafii eşliğinde ifadesi alınan sanık, aynı tarihte Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mevcutlu olarak tutuklanma istemi ile Bilecik Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmiştir. Bilecik Sulh Ceza Hakimliğinin, 04.04.2017 tarih, 2017/48 sorgu sayılı kararı ile müdafii eşliğinde sorgusu yapılan sanığın, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir.
Süreçte soruşturma aşamasında görev alan sanık müdafiince, tutuklamaya yönelik olarak verilen kararlara itirazda bulunulduğu görülmüştür.
Açık kimlik ve adres bilgileri ile soruşturma aşamasında görev alan müdafiinin ad ve soyadının belirtildiği de görülen, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nun 5, TCK'nın 53, 58/9 ve 63 maddelerince cezalandırılması istemi ile tanzim olunan iddianamenin, sanıkla ilgili anlatımın yapıldığı kısmı belirtildiği şekli ile özetle;
"Şüphelinin Bilecik ilinde imam-hatip olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 672 sayılı KHK ile meslekten çıkarıldığı, 2014-2015 yıllarında Bilecik ilinde bulunan ve FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle KHK ile kapatılan... Ortaokulunda ders verdiği, Bilecik İl Emniyet Müdürlüğünün tespitlerine göre şüphelinin adına kayıtlı ...numaralı hat üzerinden... İMEİ numarası ile ByLock programı kullanıcısı olduğu, ByLock kullanımına ilişkin ilk tespit tarihinin 11.08.2014 tarihi olduğu, banka kayıtlarına göre şüphelinin 2009 yılında açılmış Bank Asya hesabının bulunduğu, şüphelinin örgütün talimatına uygun olarak bu hesaba 22.01.2014 tarihinde 30.000 TL para yatırdığı ve katılım hesabı açtığı, devam eden günlerde de para yatırmak suretiyle mevduatını artırdığı, şüphelinin çocuğunun 2015-2016 eğitim yılında KHK ile kapatılan... i Okulunda öğrenim gördüğü, disiplin soruşturmasında beyanları alınan tanıklar ...ve ... beyanlarına göre şüphelinin hizmet içi eğitim kursu sırasında "elhamdülillah paralelciyim, samimi olmayanlar ayıklandı, biz samimi olanlar kaldık" dediği, tanık ... beyanına göre örgütün güdümünde faaliyet gösteren Fem Dersanesine gelip gittiği, tanıklar ...,... ve ... beyanlarına göre şüphelinin hizmet içi eğitim kursu sırasında FETÖ/PDY yapılanmasına mensup olduğunu beyan ettiği, tüm bu hususlar dikkate alındığında şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşisi içerisinde hareket ettiğinin ve örgüte üye olduğunun değerlendirildiği,.."
Şeklindedir.
Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2017 tarih ve 2017/79 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile iddianamenin kabulüne karar verilmesine müteakip, mahkemenin 2017/111 esasına kayden yürütülen kovuşturmada, 13.04.2017 tarihli tensiple tutukluluk inceleme günleri verilerek, duruşmanın 06.07.2017 tarihine bırakılmasına karar verilmiş, tutuklu sanığa müdafii atanmamıştır. Bu süreçte tutukluluk halinin devamına dair verilen kararları tebliğ aldığı ve yakınlarına da bildirildiği görülen sanık tarafından, müdafii atanmasına yönelik bir istemde bulunulmamıştır. Sevki yapılan Bolu Ceza İnfaz Kurumu aracılığı ile Bilecik Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği 05.07.2017 tarihli dilekçesi ile sanık, 06.07.2017 tarihinde yapılacak olan duruşmada savunmasını huzurda yapmak istediğini bildirmiş, bahse konu dilekçe İnfaz Kurumunun 07.07.2017 tarihli yazısı ile Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına, 10.07.2017 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığının müzekkeresi ile de mahkemeye gönderilmiştir.
06.07.2017 tarihinde yapılan 1. duruşmada, tutuklu diğer sanıklar... ve ...n müdafii ile diğer tutuklu sanık ...'ın müdafii duruşmaya katılmıştır. Segbis sisteminden hazır edilen sanığın ve diğer tutuklu sanıkların
bulunduğu duruşmada, iddianamenin kabulü kararı ile gelen belgelerin okunmasından sonra kimlik tespiti yapılan ve iddianame okunarak atılı suçlamalar anlatılan sanığa, CMK'nun 147 ve 191/3-c maddelerinde yer alan müdafii şeçme hakkının bulunduğu ve müdafiin hukuki yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade ve sorgularında hazır bulunabileceği, müdafii seçecek durumda olmadığı ve bir müdafii yardımından faydalanmak istediği takdirde kendisine Baro Başkanlığı tarafından müdafii tayin edileceğine dair hakların hatırlatıldığı, sanığın ise haklarını anladığını, müdafii ve savunma için süre istemediğini, savunmasını yapacağını beyanla, segbis çözümleme tutanağı ile çözümlemesi yapılan savunmasını yaptığı ancak iddia makamının sanığın ve diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesine yönelik mütalaasını sunmasına müteakip, duruşma zaptında belirtildiği şekli ile sanığın "Mütalaayı kabul etmiyorum. Baro Başkanlığından tarafıma avukat atanması için yazı yazılmasını talep ediyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, duruşmada diğer tutuklu sanığın müdafiliğini yapan avukatın söz alarak "...'ün müdafiiliğini yapacağız. Müdafii olarak duruşmaya kabulümüze karar verilmesini talep ederiz." dediği, sanığın ise "Av. ...... 'ı müdafii olarak kabul ediyorum. Müdafiim olarak dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmesini talep ederim" şeklinde talep ve beyanda bulunulması üzerine, Avukat ...'ın sanık müdafii olarak dava ve duruşmalara kabulüne oy birliği ile karar verilerek açık yargılamaya devam edildiği, müdafince tahliyesine karar verilmesine dair istemde bulunulduğu görülmüştür.
06.07.2017 tarihli dilekçesi ile müdafii, sanık ve diğer sanık ... hakkında, 06.07.2017 tarihinde verilen tutukluluk halinin devamına dair karara itirazda bulunmuştur. Ayrıca süreçte 16.08.2017 ve 11.10.2017 tarihli dilekçeleri ile sanığın adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verilmesi hususunda tahliye talebinde bulunmuştur. 27.07.2017 ve 18.08.2017 tarihli kararlar ile mahkemesince yapılan tahliye istemleri reddedilmiştir.
12.10.2017 tarihinde yapılan 2. duruşmada, segbis sistemi ile tutuklu sanığın hazır edildiği ve aynı zamanda diğer tutuklu sanığında müdafii olan müdafiinin duruşmada hazır bulunduğu, heyet değişikliği nedeni ile önceki zabıtların ve gelen belgelerin okunmasına müteakip, dinlenilmesine karar verilen ve tanık yoklamasında hazır oldukları belirtilen, süreçte idari soruşturmada sanık hakkında beyanda bulunan tanıklar Mehmet Çatallar, ..., İbrahim Çelik, Hasan Kara, Halil Bucak ve Hasan Cesur'un tanık beyanlarının alındığı, segbis çözümleme tutanağından anlaşılacağı üzere tanık beyanlarına, gelen belgelere, bylock değerlendirme tespit tutanağı içeriğinde geçen Necip ile yapılan mesajlaşma hususunda ve tutukluluğun devamına dair verilen mütalaaya yönelik sanığın önceki beyanlarını tekrarla beyan ve savunmalarda bulunduğu, müdafiince tutukluluk halinin değerlendirilmesine yönelik sanığın tahliyesine karar verilmesine dair istemde bulunulduğu görülmüştür.
