Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2015/11404 Esas 2015/4552 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 10.07.2015Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 18. Ceza Dairesi
Esas No: 2015/11404
Karar No: 2015/4552
Karar Tarihi: 10.07.2015


18. Ceza Dairesi         2015/11404 E.  ,  2015/4552 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
    SUÇ : Hakaret
    HÜKÜM : Mahkumiyet

    Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
    Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
    Ancak;
    1)YCGK'nın 17/07/2007 tarih ve 2007/105-174 sayılı kararında iddia ve savunma dokunulmazlığı kavramı değerlendirilirken; “.......765 sayılı Yasanın 486/1. maddesinde; “Tarafların veya vekil, müdafi, müşavir yahut kanuni mümessillerinin bir dava hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, layıha veya sair evrakın yahut yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti mutazammın yazı ve sözlerinden dolayı takibat yapılmaz.” şeklinde yer alan düzenlemeden, “savunma (veya iddia) amacıyla vaki olan yazı ve sözlerin” hakaret suçları açısından hukuka uygunluk nedenlerinden birisini teşkil eden “hakkın kullanılmasını” oluşturabileceği,
    Böyle bir hakkın ihdas edilmesinin amacının, ceza yargılaması bakımından gerçeğin ortaya çıkarılması ve adaletin yerine getirilmesi olduğu,
    Bu şekilde, davada taraf olan; davalı, davacı, şahsi davacı, katılan, sanık ve savcının iddianın ve savunmanın gerektiği şekilde yapılabilmesi için belirli koşullar dahilinde bazı isnadlarda bulunabilecekleri, bunu yaparken de bazan muhataplarını küçük düşürücü ifadeler kullanabilecekleri öngörülmekle, iddia ve savunmanın gerekliliği ile orantılı olmak şartıyla bu şekilde ortaya çıkan eylemlerin hukuka uygun sayılacağı,
    Ancak, bu hakkın kullanımının bazı koşullara bağlı olduğu, bu koşulların;
    a) Eylemin iddia veya savunma niteliğindeki evrak ile yazılı olarak veya iddia ve savunma sırasında sözlü olarak yapılması gerektiği (Şekil şartı),
    b) Eylemin, yargı organlarına verilen dilekçelerde veya bu organlar huzurunda yapılması zorunluluğu (Yer şartı),
    c) Hak kullanılırken sınırın aşılmamasının gerekli olduğu (Ölçülülük şartı),
    Şeklinde sıralanabileceği,
    Ölçülülük koşulu değerlendirilirken, 765 sayılı Yasanın 486. maddesinin 2. fıkrasından da bahsetmek gerektiği; 486. maddenin 2. fıkrasındaki düzenlenin; “Dava ile ilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazammın yazı ve sözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir.” şeklinde olduğu,
    Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, ölçülülük koşulunda önemli olanın, eylemin yargılama konusu ile ilgili olması hususu olduğu, yani eylemin, iddia veya savunmaya katkıda bulunmasının gerektiği,
    Bu katkı ile ilgili olarak; eylemle savunma veya iddia arasında mantıksal bir bağlantının arandığı, iddia ve savunma ile ilgili olmayan veya iddia ve savunma açısından zorunlu bulunmadığı halde sarfedilen hakaret ve sövme içerikli yazı veya sözlerin savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilemeyeceği,
    Sonuç olarak; bir hakkın kullanımının, başka bir hakkın ihlali neticesini doğurmaması ve Anayasa ile teminat altına alınmış özgürlükleri yok etmemesi gerektiği,” belirtilmiştir.
    İddia ve savunma dokunulmazlığı, 5237 sayılı TCK'nın 128. maddesinde de “Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir.
    Sanığın, yargılamasının yapıldığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 23/08/2011 tarihli duruşması sırasındaki savunması, anılan Mahkemenin 2010/283 esas sayılı dosyasına ait duruşma tutanakları, YCGK'nın 17/07/2007 tarihli içtihadı ve TCK'nın 128. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; iddianamede yer alan, sanığın yargılandığı davanın hukuki temelini oluşturan iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet savcılarına yönelik sözlerin de savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve somut olayda, hakaret suçlarında hukuka uygunluk nedeni oluşturan hakkın kullanılmasına ilişkin koşulların gerçekleştiği gözetilmeden, “......Ancak bu hak, dava konusu olayın aralarında geçtiği ve leh veya aleyhlerinde karar verilebilecek olan taraflar arasındaki söz ve yazılar için geçerlidir. Dolayısıyla davada taraf ve savunma uyuşmazlıkla bağlantısı olmayan tarafsızlıkları ve bağımsızlıkları Anayasa ve Kanunlarla teminat altına alınan ve yargı faaliyeti yürüten Cumhuriyet Savcılarına karşı söylenen sözler ile ilgili iddia ve savunma dokunulmazlığı hakkı korumasından bahsedilemez. Bu nedenle sanığın sözlerinin bu hak kapsamında kalmadığı açıktır.....” biçimindeki yerinde olmayan gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması,
    2)Kabule göre; TCK'nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun, aynı Kanun maddesinin 3. fıkrası gereğince sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileriyle sınırlı olmak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanacağının gözetilmemesi,
    Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/07/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın