"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... temsilcisi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2007 yılında yapılıp 19.06.2008 ilâ 18.07.2008 tarihleri arasında ilân edilen kadastro sırasında, ... 102 ada 1 ve 104 ada 42 parsel sayılı sırasıyla 253.974,74 m² ve 42.724,18 m² yüzölçümündeki taşınmazlardan; 102 ada 1 sayılı parsel “...”, 104 ada 42 sayılı parsel ise “Ham Toprak” niteliğiyle ... adına tespit edilmiş ve itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmişlerdir.
Davacı ... vekili 28.06.2012 havale tarihli dilekçesiyle, dava konusu 102 ada 1 ve 104 ada 42 sayılı parseller içinde müvekkiline ait 15 Haziran 2006 tarih 3 sıra numaralı tapulu taşınmazının bırakıldığı iddiasıyla dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkiline ait tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazın müvekkili adına tescili isteğiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve ... köyü 104 ada 42 sayılı parselin bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile; 102 ada 1 sayılı parselin aynı krokide (C1) ile gösterilen bölümlerinin tapularının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydı nedeniyle, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanılan 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde ... kadastrosu, 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmazlardan 102 ada 1 sayılı parsel içinde kalan yer ... alanı içinde, 104 ada 42 sayılı parsel içinde kalan yer ise ... alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki, hükme dayanak alınan ... bilirkişi taşınmazları memleket haritası ve hava fotoğrafı üzerinde aplikeli göstermemiş, ayrıca, birbirinden üretilmemiş memleket haritası ve hava fotoğrafı kullanmış, (1961 tarihli memleket haritası ve 2001 tarihli hava fotoğrafı) davacının dayandığı tapu kaydı değişebilir sınırlı olması nedeniyle miktarıyla geçerli olduğu halde kapsamı belirlenmemiş, çekişmeli taşınmazların sınırında dere bulunmasına rağmen mahkemece yapılan keşfe jeolog bilirkişi götürülmemiştir. Ayrıca, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince ... sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli
hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez), imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmî olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir. Yani özetle, bu tür uyuşmazlıklarda taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç ve sürecinin takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında hava fotoğrafları ve topoğrafik haritala
