Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2018/5739 Esas 2019/4678 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 01.07.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/5739
Karar No: 2019/4678
Karar Tarihi: 01.07.2019


20. Hukuk Dairesi 2018/5739 E. , 2019/4678 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... Yönetimi ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Kadastro sırasında ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... Yönetimi 28.12.2006 tarihli dava dilekçesiyle, parsel numaralarını belirtmeden 101 ada 1 parsel etrafındaki orman olduğu halde tespiti yapılmayan taşınmazların Hazine adına tescilini istemiş, bilahare yargılama sırasında 12.09.2007 tarihli dilekçesiyle 101 ada 3, 5, 6, 7, 8, 9, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 227, 228, 348, 368, 371, 372, 373, 380, 383, 384, 385, 386, 388, 389, 390, 390, 484 ve 485 parsel sayılı taşınmazların dava konusu olduğunu belirterek bu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tescilini istemiştir. Ayrıca Orman Yönetimi temsilcisi 09.10.2007 günlü duruşmadaki beyanıyla 12.09.2007 tarihli dilekçede ada ve parsel numaralarını belirttikleri parseller dışındaki taşınmazlarla ilgili davalarından vazgeçmiştir.
    Birleşen dosya davacıları, dava dilekçelerinde sınırlarını belirttikleri 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan yerlerin adlarına tescili istemiyle 101 ada 1 parsel tespitine itiraz etmiştir. ... Kadastro Mahkemesince dosyalar birleştirilerek yapılan yargılama sırasında, kadastro mahkemesinin kapatılması üzerine dosya ... (...) Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
    Mahkemece Orman Yönetimi tarafından takibinden vazgeçilen parseller tefrik edilip başka bir esasa kaydedildikten sonra eldeki dosyada yapılan yargılama sonucunda davacı ... Yönetiminin davasının kısmen kabul - kısmen reddine, dava konusu 101 ada 3, 5, 6, 7, 8, 9, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 150, 372, 373 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyünde kain 101 ada 227, 228, 68, 371, 348, 380, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 389, 390, 484, 485 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kısmi ilan süresi içinde kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli 101 ada 1 parsel orman alanı içinde etrafındaki parseller ise orman alanı dışında bırakılmıştır.
    Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 101 ada 1 parsel hakkında ilan süresi içinde kadastro tespitine itiraz davası açan birleşen dosya davacıları olup eldeki temyiz incelemesine konu hükmü temyiz etmeyen gerçek kişilerin davaları ve 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulmamış, Orman Yönetimi tarafından eldeki davada kısmi ilan süresi içinde 101 ada 1 parselin çevresindeki yukarıda numaraları yazılı taşınmazlar hakkında kadastro tespitine itiraz davası olduğuna, çekişmeli parseller hakkında kadastro tutanakları
    düzenlenmeden önce dava açılmış olduğuna göre dava konusu taşınmazların malik haneleri açık kabul edilip, mahkemece 3402 sayılı Kanunun 30/2 maddesi uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak taşınmazların öncelerinin hukuki nitelikleri ile eylemli durumlarının, tapu kaydına tutunulduğundan 3402 sayılı Kanunun 20. maddesi gereğince tapu uygulaması yapılması, yine orman ve zilyetlik araştırmalarının yöntemine uygun yapılıp taşınmazların niteliği tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra kanuna uygun şekilde hüküm kurulması gereklidir. Somut olayda ise; 08/08/2014 tarihinde yapılan keşifte eski tapu kaydının uygulandığı ve zemine uyduğu belirtilmiş ise de sınırların nasıl okunduğu, zemine nasıl uyduğu tutanağa yazılmamış, mahalli bilirkişilerden mevki, sınırlar, sorulmamış, tapu kaydının zeminde neden birden fazla parsele uyduğu, ifraz ve/veya taksim, harici satış ve benzeri hususların olup olmadığı açıklattırılmamış, tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu gözetilerek tescil ilamı krokisinin uygulanması gerektiği halde buna uyulmamış, fen bilirkişi eliyle eski tapu kaydı krokisi ile kadastro paftasının irtibatını gösterir ve keşfi izleme olanağı sağlayacak rapor alınmamış, hülasa tapu kaydı uygulaması yetersiz ve usule aykırı olduğundan tapu kaydının zemine uyup uymadığı, uydu ise hangi taşınmazları kapsadığı hususlarında tereddüt hasıl olmuştur. Yine dava konusu taşınmazların tamamı açısından öncelerinin hukuki niteliklerinin belirlenmesi, ve tapu kaydının 4785 sayılı Kanun karşısında hukuki değerinin bulunup bulunmadığının tespiti için en eski tarihli hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilen memleket haritalarının uygulanarak taşınmazların öncelerinin orman olup olmadığının belirlenmesi gerekirken 1959 tarihli hava fotoğraflarının bulutlu olduğu için incelenemediği belirtildikten sonra daha eski tarihli hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığı araştırılmamış; dava konusu taşınmazların nitelikleri hakkında orman bilirkişi ile ziraat bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olup ek raporla giderilmeye çalışılmış ise de taşınmazların nitelikleri, üzerinde zilyetlik bulunup bulunmadığı hususlarında tereddüt oluşmuş; örnek olarak, keşif tutanağına yansıyan mahkeme gözleminde, 484 ve 485 parsel sayılı taşınmazların çay bahçesi vasfında olduğu, 372 ve 373 parsel sayılı taşınmazların çalılık vasfında olduğu belirtilmiş, 150 nolu parsel hakkındaki gözlemi yazılmamış, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin çekişmeli taşınmazlar hakkında eskiden fındıklık olarak, çay bahçesi olarak, mısır, fındık, fasulye, sebze ekilerek kullanıldıklarını, bazılarında hayvanların otlatılması suretiyle kullanım bulunduğunu, 15-20 senedir ot biçilmediğini, kullanılmadığını beyan etmişler; misal olarak gösterilen 150 nolu parsel için 1957 yılından beri fındıklık olduğunu, 372 ve 373 nolu parseller için halen yabani fındık ocakları bulunduğunu, eskiden fındıklık olarak kullanıldığını, 484 parsel sayılı taşınmazın 40-50 yıldır çay bahçesi olarak kullanıldığını, çalılık vasfında olduğunu, 485 parsel sayılı taşınmazın eskiden beri çalılık olduğunu, 4-5 yıldır kullanıldığını beyan etmeleri, orman ve ziraat bilirkişinin ek raporlarında, 150 nolu parselin üzerinde 20-25 yıllık fındık ağaçları bulunduğunu, yıllık bakımları yapılmış olduğunu, fındık tarımı için kullanıldığını, 372 ve 373 parsel sayılı taşınmazlar için mahalli bilirkişiler yabani fındıklıktan bahsetse de bakımsız ve ekonomik değeri bulunmadığını, nadir fındık ocakları bulunduğunu, toprak yapısına bakıldığında orman topraklarında yüzeyde görülen organik horizonun etkisiyle gelişen ah horizonu bulunduğunu, 373 parsel sayılı taşınmaz için aynı beyanda bulundukları, 484 ve 485 parsel sayılı taşınmaz için ziraat bilirkişisinin bu taşınmazların çay bahçesi vasfında olduğunu belirttiği, orman bilirkişinin de alan üzerinde 20-25 yıllık çay bahçesi bulunduğunu beyan ettiği, mahkeme gözlemi, mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazların tamamı hakkında orman sayılan yerlerden olup olmadıkları, nitelikleri, eylemli durumları, zilyetlikle edinilmeye elverişli yerlerden olup olmadıkları, tapu kaydı kapsamında olduğu belirtilen taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadıkları, hususlarında tereddüt hasıl olmuştur; eksik araştırma ve inceleme ile yeterli olmayan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
    O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle davalılardan ...’nın tutunduğu 26/1/1967 tarih 17 sıra numaralı tapu kaydı tescil ilamı ile oluştuğundan tescil ilamı dosyası ve bilhassa krokisi ilgili yerlerden getirilmeli, tapu kaydı ilk tesisinden itibaren denetlemeye elverişli, birbirini takip eden ve bilgisayarda yazılı ve iktisap sebeplerini belirtir şekilde tüm gittileri, varsa krokisi ve kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin tutanak örnekleri (revizyon görmediyse nedeninin sorulmalı), dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu taşınmazların kadastro tutanakları, bu taşınmazlar davalı ise dava dosyaları, varsa dayanaklarını
    oluşturan belgeler, kesinleşti ise tapu kayıtları, çekişmeli taşınmazları gösterir birleşik kadastro paftası, yine yöreye ait ve çekişmeli taşınmazları gösteren en eski tarihli (1959 tarihli hava fotoğrafı incelemeye elverişli olmadığından bu tarihten öncesine ait) hava fotoğrafları ile ilk davanın açıldığı 2006 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları getirtilerek halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve üç jeodezi ve fotogrametri mühendisi (bulunmadığı takdirde bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı iki harita mühendisi) ile yerel ve tesbit bilirkişileri huzuruyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı varsa tedavülleriyle birlikte yerel bilirkişiler yardımı, uzman fen bilirkişileri eliyle yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan kayıttaki her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişilere kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyecekleri haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, dayanılan tapu kaydının dayanağı haritalar mevcut olduğundan, kapsamının haritasına göre belirleneceği düşünülmeli; uygulamada geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kaydının dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktaları ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, tapu kaydı ifraz görmüş ise, ifraz haritaya dayandığı takdirde, yukarıda açıklanan yöntemle haritalar yerine uygulanmalı; ifraz görmemiş ise, ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yararlanılmalı, uygulamada ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kaydının kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, ayrıca, taşınmazın tapu kaydında tarif edilen türü de deliller değerlendirilirken gözönünde tutulmalı, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek ve yargı denetimine açık olacak şekilde ölçekli ve ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, yine getirtilen hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenajman planı çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde(hava fotoğrafları, memleket haritaları ve amenjman planları) ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03/03/2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, fotoğraflar üzerinde hangi taşınmazlara ait oldukları belirtilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; hava fotoğrafları ve orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritalarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek ve hava fotoğraflarının üç boyutlu stereoskopik incelemesi yapılmak suretiyle, çekişmeli taşınmazların niteliği, üzerlerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, yaşı, kapalılık durumlarını, kullanım durumunu, tasarruf edilen yerlerden olup olmadıklarını ve konumlarını çevre parsellerle birlikte haritalar ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel
    verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hukûken ve bilimsel olarak ve HGK'nın 15.11.2000 tarihli ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında açıklandığı gibi eğimi % 12'nin üzerinde olan toprak ve orman muhafaza karakteri taşıyan funda veya makiliklerle örtülü yerlerin orman niteliğinde ve 6831 sayılı Kanunun 1/J bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmeli, tapu kaydının mahalline uyduğu saptandığı takdirde, tapu kaydı kapsamında kalan çekişmeli taşınmazların orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kayıtlarının 4785 ve 5658 sayılı kanunlar kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmediği değerlendirilmeli, dayanak tapu kaydı şayet değişebilir sınırları içeriyorsa, tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, tescil hükmü ile oluşan ve zeminde dava konusu taşınmaza uyduğu saptanan ilamın davanın tarafları yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği değerlendirilmeli, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yukarıda anlatıldığı şekliyle tapu kayıtları ve tescil ilamı ile oluşan tapuların dayanağı ilamlar ve krokileri 3402 sayılı Kanunun 20. maddesinde düzenlenen usullere uygun şekilde uygulanıp, 3402 sayılı Kanunun 20/son maddesinde düzenlenen miktar fazlalıkları var ise bu durumda 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekeceği düşünülmeli, bu durumda aynı keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişilerden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, imar ve ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve önceki bilirkişinin esas ve ek bilirkişi raporlarını irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanları dahil harita mühendisi bilirkişilerden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, üzerinde kullanım bulunup bulunmadığını, mümkün olduğu takdirde taşınmazda imar ve ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını belirtir ve incelenen taşınmazları hava fotoğrafında denetlemeye elverişli şekilde gösterir rapor alınmalı ve bundan sonra taşınmazların malik hanelerinin açık kabul edildiği gözetilip 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davacı gerçek kişilerin birleştirilen dosyaları bulunduğu ve bu davaların konusu olan 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulması gerektiği nazara alınarak, dava konusu her bir davalı parsel bazında infaza elverişli, düzenli sicil oluşturacak biçimde karar verilmelidir.
    Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetimi ve davalılardan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 01/07/2019 günü oy birliği ile karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın