Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2018/562 Esas 2019/3112 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 01.07.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 23. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/562
Karar No: 2019/3112
Karar Tarihi: 01.07.2019


23. Hukuk Dairesi 2018/562 E. , 2019/3112 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

    Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen dosyada şikayetin kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde asıl dosyada şikayetçi-birleşen dosyada şikayet olunan ... A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
    - K A R A R -
    Asıl dosyada şikayetçi banka vekili, İİK'nın 110. maddesine göre şikayet olunan tarafın haczinin düşmüş olmasına rağmen kendisine satış bedelinden pay ayrılmasının ve müvekkili bankanın İİK'nın 142/A. maddesi gereğince teminat mektubu karşılığında tahsil ettiği sıra cetvellerine itiraz dosyalarına konu tutarların, sıra cetveline itirazın aleyhlerine sonuçlanması halinde iadesinin riski dikkate alınmadan kesinleşen sıra cetvelinden yapılan bir tahsilat gibi dikkate alınıp şikayet olunan ile garame hesabı yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; birleşen ... 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/578 E. sayılı dosyada şikayetçi ... Varlık Yönetim A.Ş. vekili görevsiz ... (Kapatılan) 11. Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği dilekçe ile şikayete konu taşınmaz hakkında verilmiş olan 23.01.2013 tarihli tasarrufun iptali kararı ile İİK'nın. 281/2. maddesi gereğince konulan ihtiyati haciz kesin hacze dönüştüğünü, bu tarih dikkate alındığında şikayet olunan yanın hacizleri İİK'nın 106. maddeye göre düşmüş olduğundan şikayete konu sıra cetveli hukuka uygun olmadığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini istemişlerdir.
    Asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunanlar ayrı ayrı şikayetlerin reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, derece kararı düzenlenirken alacakların birbirlerine öncelikleri bulunmadıkları takdirde haciz tarihlerinin dikkate alınacağı ancak burada alacaklıların hacizleri söz konusu olmayıp tasarrufun iptali sonucu aldıkları kararlar bulunduğu, bu karar dosyaların birleştirilmesi ile verilmiş bir karar olduğundan alacaklıların aynı tarihli haczinin bulunduğu şeklinde kabul edilerek garameten paylaştırma yapılmasının yerinde görüldüğü, ancak aciz vesikasında aynı müdürlüğün 2005/3488 Esas sayılı dosyasından yapılan tahsilatın düşülerek hesaplandığı belirtilmişse de mahkemenin 2013/58 E., 2014/407 K. sayılı kararı ile 15.01.2013 tarihli, yine 2010/1334 E., 2014/406 K. sayılı kararı ile 09.11.2010 tarihli sıra cetvellerinin iptaline karar verildiği, kararların Yargıtay'ca bozulmasına karar verilmişse de bozmaların gerekçe itibariyle yapıldığı, bu halde bu tahsilatların dikkate alınarak yapılmış paylaşımın doğru sonuç .../...
    doğurmayacağı gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş; asıl dosyada şikayetçi banka vekili, birleşen dosyada şikayetçi ... Varlık Yönetim A.Ş vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine, ... Bölge Adliyesi 17. Hukuk Dairesinin 01.06.2017 tarihli 2017/459 Esas, 2017/559 Karar sayılı ilamı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş, asıl dosyada şikayetçi banka vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 06.09.2017 tarihli ek kararla, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
    Ek kararı, asıl dosyada şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
    6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı ve bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu madde gereğince anılan karar istinaf yasa yoluna tabi olmayıp, değişiklikten önceki HUMK hükümlerine göre temyize tabidir. Yasa yolu adının yanlış gösterilmesi ona istinaf hukuki vasfını kazandırmayacaktır.
    Dairemizce, birleşen ... 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/578 E. sayılı dosyasında, 09.02.2015 tarihli 2014/7644 E., 2015/681 K. sayılı ilamıyla ... (kapatılan) 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğuna karar verildikten sonra, anılan mahkemenin görevsizlik kararı vermek suretiyle dosyayı ... İcra Hukuk Mahkemesine gönderdiği, sonra birleşen ... 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/578 E. sayılı dosyası ile asıl dosyanın birleştirilmesine karar verildiği ve birleşen dosya daha önce Yargıtay incelemesinden geçtiğinden HMK'nın geçici madde 3’e göre asıl ve birleşen dosya için istinaf kanun yoluna değil, temyiz kanun yoluna başvurulması gerektiği anlaşılmıştır. ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin bu nedenle istinaf talebini reddetmesi gerekirken isinaf incelemesi yapmış olması isabetsiz kabul edilerek temyiz isteminin reddi kararı kaldırılıp, istinaf talebi temyiz talebi olarak kabul edilerek anılan yasal düzenleme gereği dosyanın incelenmesinde;
    1-Aralarında bağlantı bulunduğu için birden çok dosyanın 6100 sayılı HMK’nın 166 ve sonraki maddeleri çerçevesinde birleştiği durumlarda; ortada birleştirilen dosya sayısı kadar, birbirinden bağımsız dosyalar bulunur. Dolayısıyla, tek bir dosya üzerinden sürdürülmekle birlikte, bağımsızlığını koruyan her bir şikayet dosyası yönünden ayrı ayrı yargılama yapılması ve sonuçta, birleştirilen şikayetlerin her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur.
    Somut olayda asıl dosya ve birleşen dosya ile ilgili ayrı ayrı hüküm kurulmaması doğru görülmemiştir.
    2- Mahkemece, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm bölümünde şikayetlerin kabulüne karar verildiği halde, gerekçe bölümünde uyuşmazlığın esası da tartışılarak tarafların hacizlerinin düşmüş olması sebebiyle garameten paylaşıma yapılan itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
    Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olması, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturur. HMK'nın 297/2. fıkrası dikkate alındığında, mahkemece oluşturulan gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki doğmuş olup, kararın yeterli ve hükümle uyumlu gerekçe içermemesi de bozmayı gerektirmiştir.
    3-Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl dosyada şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, asıl dosyada şikayetçi vekili yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.








    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın