Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/16112 Esas 2017/1451 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 15.02.2017Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/16112
Karar No: 2017/1451
Karar Tarihi: 15.02.2017


3. Hukuk Dairesi         2015/16112 E.  ,  2017/1451 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı vekili; müvekkili ve davalı arasında 02.03.2012 tarihinde davalının yetkili müdür olduğu ...Ltd.Şti. mülkiyetindeki 8 adet bağımsız bölüm ile ilgili satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yükümlülüğünü müvekkilinin tam olarak yerine getirdiğini, kapora bedelinin davalıya ödendiğini, davalının sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, satış sözleşmesine konu taşınmazların davalı tarafça dava dışı 3.kişiye satıldığını, Küçükçekmece 4.İcra Müdürlüğünün 2012/6934 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ettiğini, icra dosyası içeriğindeki itiraz dilekçesinde söz konusu satış sözleşmesinin davalı tarafça kabul edildiğini, icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile davalı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili; müvekkilinin ...Ltd.Şti'nin yetkilisi olduğunu, yapılan protokolün şirketin mülkiyetinde bulunan gayrimenkulün satımına ilişkin yapıldığını, müvekkilinin de protokolü şirket yetkilisi olarak imzaladığını, müvekkilinin davanın ve icra takibinin tarafı olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, protokole göre satış bedelinin 15.03.2012'de ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu tarihte şirkete ödeme yapılmadığından şirketin taşınmazı dava dışı kişiye sattığını, satış işleminin protokolde verilen süreden sonra olduğunu, şirketin protokole uygun olarak satış gerçekleşmediğinden zarar gördüğünü, kaporanın, beklenilmesi kararlaştırılan sürelere aykırı işlemler yapılmasını engellemek amacıyla ödenen bir bedel olduğunu, davanın husumet yokluğundan reddine, alacak likit olmadığından ve şartları oluşmadığından asıl alacağın faiz ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin reddine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1) Dava konusu uyuşmazlık, harici ve geçersiz satış sözleşmesinden kaynaklanan ve davacı tarafından ödenen kapora bedelinin sebepsiz zenginleşme esaslarına göre tahsili talebine ilişkindir.
    Taşınmazların satışına ilişkin resmi şekilde sözleşme yapılmadıkça TMK. 706.ve TBK'nun 237., Tapu Kanununun 26.ve Noterlik Kanunu'nun 60.maddeleri gereğince harici satış sözleşmesi hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür.
    Somut olayda; taraflar arasındaki satış sözleşmesi başlıklı tarihsiz belgede,... Caddesinde bulunan pafta no:127 ada no:1996 parsel no:4 toplam 8 tapudan oluşan taşınmazın 2.750.000 TL karşılığında davacıya satıldığı, 02.03.2012 tarihinde 50.000 TL kapora alınacağı, kalanın paranın 15.03.2012 tarihinde nakit olarak tahsil edileceği kararlaştırılmış olup, davacının bu sözleşme uyarınca kaporanın bir kısmını 10.000 USD olarak elden ödediğini davalı taraf açıkça kabul etmiş ve bu bedeli şirket adına temsilci sıfatıyla aldığını belirtmiştir.
    Satış sözleşmesine konu taşınmazların ise, davalının yetkili temsilcisi olduğu dava dışı şirket adına kayıtlı iken tapuda dava dışı 3.kişiye devredildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
    Tapulu taşınmaz satışına ilişkin taraflar arasındaki sözleşmesinin geçerli olmadığı, davalının bu sözleşmeyi dava dışı şirket adına değil, kendi adına imzaladığı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile takibin dava dışı şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın

    Yeni üyelere kısa süreliğine ve tüm paketlerde geçerli %45 indirim tanımlanmıştır. Şimdi ücretsiz üye olun ve tüm programları ücretsiz deneyin.

    Programlar Paneline Göz At