Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/18546 Esas 2018/6212 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 31.05.2018Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/18546
Karar No: 2018/6212
Karar Tarihi: 31.05.2018


3. Hukuk Dairesi 2016/18546 E. , 2018/6212 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacılar; oğulları ...'in ... Spor Kulübünün sporcusu olarak Türkiye ... Federasyonunca düzenlenen ve 07/07/2011-10/07/2011 tarihleri arasında ...'da gerçekleştirilen Minikler Türkiye ... Şampiyonasına katıldığını, kafiledeki diğer sporcu arkadaşları ve davalı antrenör... ile birlikte ...'da bulunan bir otele yerleştiğini, 09/07/2011 tarihinde kaldıkları otelin trabzanları üzerinden merdiven boşluğuna düşerek vefat ettiğini, davalıların küçük ...'ı yaşının gerektirdiği şekilde koruyup gözetemediğinden bahisle kusuru ve sorumluluğu bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere olay tarihinden itibaren faiz işletilerek destekten yoksun kalan davacı anne ... ve baba ... lehine ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000 TL maddi tazminata, olay tarihinden itibaren faiz işletilerek davacı ... ve... için ayrı ayrı 75.000,00 TL, küçük ...'ın kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL olmak üzere toplam 230.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29/03/2016 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden maddi tazminat talebini 68.034,07 TL'ye yükseltmiştir.
    Davalılar; ...'e bir kusur atfedilemeyeceğini, kendisi tarafından tüm özenin gösterildiğini, diğer davalının ise 16 amatör branşı bulunduğunu, yıllardır çeşitli turnuvalara çeşitli yaş gruplarıyla seyahatler düzenlendiğini, dava konusu olayda da olduğu üzere gerekli tüm özenin gösterildiğini ve alınabilecek tüm tedbirleri en yüksek özenle aldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
    Mahkemece; davalılardan ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, davalı ... Klubü Derneği yönünden davacıların davasının bilirkişi raporu, ıslah dilekçesi dikkate alınarak ve olayın oluşuna göre takdiren % 30 hakkaniyet indirimi yapılarak davacı baba için 22.376,83 TL, davacı anne için 25.247,02 TL tazminatın davalı ... Klubü Derneğinden alınarak davacılara ödenmesine, olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davacıların davasının davalı dernek açısından manevi tazminat yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
    1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2) Mahkemece; davalı ... yönünden davalının konumu itibariyle tüzel kişiliği nedeniyle manevi tazminatın mümkün bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.6098 Sayılı TBK md. 56. maddesi hükmüne göre; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini gözönünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."Buna göre; 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüş olup, tüzel kişi davalı aleyhine manevi tazminata hükmedilemeyeceğine ilişkin yasal düzenleme bulunmamaktadır.Hal böyle olunca mahkemece; ölenin yakınlarının oluşan zararları nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde ve olayın oluşuna göre uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davacıların manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    3) Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74 maddesinde; hakimin, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı bulunmadığı, aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararının da, hukuk hakimini bağlamadığı düzenlenmiştir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
    Buna göre hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir. Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı,
    yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır.
    Somut dosyada, mahkemece kusur incelemesi yaptırılmamış, dava konusu olay ile ilgili ceza davası sırasında hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.Yukarıda ayrıntılı belirtildiği üzere ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu hukuk hakimini bağlamayacaktır. Ceza davasında yaptırılan bilirkişi incelemesi ile hukuk hakiminin yaptıracağı bilirkişi incelemesi, her iki dava türünün amaç ve ilkeleri bakımından birbirlerinden farklı bulunmaktadır. Hukuk hakimini, kendisinin yaptırmadığı ve fakat başka bir amaçla ve başka bir görüş açısından yaptırılan inceleme sonunda elde edilen “kusur” ve derecesiyle bağlı saymak, hem kanuna aykırı ve hem de tarafların haklarını ihlal edici bir görüşün ifadesidir.O halde Mahkemece dosyanın 3 kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdii edilerek, davalı ... hakkında kusur yönünden inceleme yapılmak suretiyle varılacak sonuca göre maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın tüm, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.














    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın

    Yeni üyelere kısa süreliğine ve tüm paketlerde geçerli %45 indirim tanımlanmıştır. Şimdi ücretsiz üye olun ve tüm programları ücretsiz deneyin.

    Programlar Paneline Göz At