Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/19895 Esas 2018/6234 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 31.05.2018Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/19895
Karar No: 2018/6234
Karar Tarihi: 31.05.2018


3. Hukuk Dairesi 2016/19895 E. , 2018/6234 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
    Y A R G I T A Y K A R A R I
    Davacı; davalı ...’ın oğlu ...’ı 02/01/2007 tarihinde öldürdüğünü, ceza yargılaması neticesinde cezalandırılmasına karar verildiğini, oğlunun ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kaldığını, büyük üzüntü yaşadığını, diğer davalının aile başkanı sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, 07/04/2016 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebini 29.031,78 TL’ye yükseltmiştir.Davalılar, cevap vermemiştir.
    Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 21.773,83 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2- Davacı vekilinin kabul edilen temyiz itirazlarına gelince;
    818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. Maddesi (6098 satılı Türk Borçlar Yasası'nın 56/2.maddesi) gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat, bozulan ruh huzurunun, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, M.K'nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir ( Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları )Dosyanın incelenmesinde; davalı ...’ın eylemi ile davacının oğlunun kasten ölümüne sebebiyet verdiği, hakkında kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, suçun haksız tahrik altında işlenmesi, yaş küçüklüğü ve takdiri indirim sebebiyle cezada indirim yapılarak neticeten 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir. Dava konusu olayda, manevi tazminat yönünden; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, olayın niteliği, vehameti, davacılar üzerinde oluşturduğu elem ve ızdırabın fazla olması, günün ekonomik koşulları nazara alındığında manevi tazminat miktarı az olarak tayin olunduğu açıktır.
    O halde, mahkemece; daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31/05/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.














    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın

    Yeni üyelere kısa süreliğine ve tüm paketlerde geçerli %45 indirim tanımlanmıştır. Şimdi ücretsiz üye olun ve tüm programları ücretsiz deneyin.

    Programlar Paneline Göz At