Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2018/1821 Esas 2019/5942 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 27.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/1821
Karar No: 2019/5942
Karar Tarihi: 27.06.2019


3. Hukuk Dairesi 2018/1821 E. , 2019/5942 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAH. 13. HUKUK DAİRESİ
    MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen menfi tespit davasında verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; 16.06.2012 tarihinde aleyhine kaçak tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tutanağa istinaden kaçak tahakkuku ve ek kaçak tahakkuku hesaplandığını, bu bedellerin tahsili için Şanlıurfa 3. İcra Müdürlüğü'nün 2012/4932 E. sayılı dosyası üzerinden aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edemediğini ve takibin kesinleştiğini, kaçak elektrik kullanmadığını belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı; kaçak tahakkukuna ilişkin yapılan işlemlerin usul ve yasalara uygun olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı ...'ın 16/06/2012 tarih ve 080794 seri nolu kaçak tespit tutanağı uyarınca tahakkuk ettirilen borçtan dolayı davalıya 49.136,92 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
    Mahkemece verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf incelemesine konu mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Uyuşmazlık kaçak tahakkukuna yönelik başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
    4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü resmi gazetede yayınlanarak 01.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
    Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 29.12.2005 günlü 622 sayılı kararının “C) Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde; "Kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen kullanım yerinde tüketilen elektrik enerjisi miktarı;
    1) Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde;
    a) Tüm müşteriler için öncelikle ihtilafsız dönemlerdeki tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan sayaç değerine göre, (Kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki dönem ihtilafsız dönem olarak kabul edilir.)
    b) Doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa;
    1) Meskenlerde, bağlantı gücü ve ortalama aylık çalışma saatine göre (buradaki bağlantı gücü, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 (üç) kW, diğerlerinde 5 (beş) kW’ın altında olmamak üzere) yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak,
    2) Müstakil trafolularda (müşteri veya müşteri olmayan) ölçü noktasına bakılmaksızın, besleme transformatör veya transformatörlerinin toplam kurulu gücünün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve ortalama aylık çalışma saatine göre,
    3) Meskenler ve müstakil trafolular hariç olmak üzere diğer abone gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’ın altında olmamak üzere ortalama aylık çalışma saatlerine göre, hesaplanır." hükmü yer almaktadır.
    Davalı kurum tarafından talep edilen kaçak tahakkuk bedelinin yönetmelik ve yukarıda açıklanan 622 sayılı kurul kararının “Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde açıklanan yöntemle hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
    Mahkemece bilgisine başvurulan elektrik elektronik mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan raporda; sarf edilecek enerjinin yaklaşık olarak tespit edilip, normal tüketim+cezalı enerji bedelinin hesaplandığı, sulama süresi belirlenirken kaçak tutanak tarihinden sonraki dönemin de hesaba dahil edildiği anlaşılmış olup, kaçak elektrik kullanım hesabı yönünden mevzuata uygun teknik inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle söz konusu rapor taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olmadığı gibi; Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine de uygun değildir.
    Hal böyle olunca, mahkemece; öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna verilmesi, bilirkişi heyetinden davalının davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin tutanağının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
    İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nun 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE 27/06/2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın