Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/175 Esas 2019/3733 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 02.07.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/175
Karar No: 2019/3733
Karar Tarihi: 02.07.2019


4. Hukuk Dairesi 2017/175 E. , 2019/3733 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Tarımsal Ürünler İnşaat Taahhüt ve Sanayi Ticaret Ltd. Şti. aleyhine 05/12/2014 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 14/07/2016 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/07/2019 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı şirket vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
    1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
    2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
    Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davacı vekili; davalının davacı birliğin sulama kanallarından faydalanarak sulama yaptığını, davalının su kullandığına dair beyan verdiğini ancak 2014 yılına ait 31/07/2014 son ödeme tarihli faturasını ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazında kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığını, davalı adresinin takipte de belirtildiği üzere İstanbul ili Bakırköy ilçesi hudutları dâhilinde olduğunu, davanın bir yıllık süre içerisinde açılmadığını, davalı şirketin davacının sulama suyunu kullanmadığını, tarlalarının sulamasını kendi kuyularından çıkan sular ile gerçekleştirdiğini, golf sahası da olmadığını, çayır-mera niteliğinde olan çim üretimi gerçekleştirdiğini, talep edilen sulama bedelinin rayiçlerinin neredeyse 3-4 katı tutarda olup talebin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının neye dayanarak hesaplandığı belli olmayan keyfi bir hesaplama ile davacı hakkında icra takibi başlatmasının ve böyle bir bedel talebinin haksız olduğunu, yasal faiz oranı yıllık %9 olması gerektiği halde %16,08 oranında faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazlarda DSİ sulama kanalına set çekilerek depolanan su ile sulama yapıldığı ve dava konusu sulama dönemine ilişkin su hizmet bedelinin ödenmemiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam alacağın %20’si oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
    a)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olmadığı haksız fiilden kaynaklanan boçlarda uygulanacak faiz, kural olarak yasal faizdir. Davacının talebinin dayanağı haksız fiil olup hesaplanan tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken somut davada, yasal faiz yerine alacağa takip tarihinden itibaren %16,8 oranında faiz uygulanması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.b)İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir.
    Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez.
    Somut uyuşmazlıkta, dava konusu alacağın miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, söz konusu alacak likit değildir. Şu halde, mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 (a ve b) nolu bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrası 1. bendinde yer alan "Davacının davasının KABULÜNE, Davalı tarafın itirazının iptaline, 41.778,07 TL nin %20'si oranındaki tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine," dair olan sözcük dizelerinin çıkartılmasına, yerine " Davacının davasının kısmen kabulüne, davalının ... 1. İcra Dairesinin 2014/2864 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına," şeklindeki sözcük dizelerinin yazılmasına, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddiyle kararın 2 (a ve b) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve davalı yararına takdir olunan 2.037,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/07/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.








    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın