Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/3874 Esas 2019/3615 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 26.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/3874
Karar No: 2019/3615
Karar Tarihi: 26.06.2019


4. Hukuk Dairesi 2018/3874 E. , 2019/3615 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 08/03/2018 gün ve 2016/4871-2018/1676 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’un 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
    1-Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları reddedilmelidir.
    2- Davacının diğer karar düzeltme itirazlarının incelenmesinde;
    Dava, kamu görevlisinin hizmet kusuruna dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen davanın kısmen kabulü kararı, Dairemizin; 08/03/2018 gün ve 2016/4871 esas ve 2018/1676 karar sayılı ilamı ile onanmış, davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
    Davacı vekili; davalının ... Araştırma Hastanesinde hemşire olarak görev yaptığını, 02/05/2004 tarihinde yoğun bakım ünitesinde tedavi gören müteveffa ...’ya, takibini yapan doktorun bilgisi dışında boyun yolundan potasyum enjekte etmesi nedeniyle ölümüne neden olduğunu, adı geçen desteğin yakınları tarafından İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2005/2151 esas sayılı dosyası üzerinden davacı idare aleyhine hizmet kusuru iddiası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, tazminat kararının icra takibine konu edilmesi neticesinde hak sahiplerine davacı idare tarafından ödeme yapıldığını belirterek, ödenen miktarın kusuru bulunan davalıdan rücuen tahsili isteminde bulunmuştur.
    Davalı vekili, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece; bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine; Dairemizin, 08/03/2018 gün ve 2016/4871 esas ve 2018/1676 karar sayılı ilamı ile hüküm onanmıştır.
    Dosya kapsamından; davacı, müteselsil sorumlu sıfatıyla üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, kural olarak davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez.
    Ancak üçüncü kişi, davacı aleyhine aldığı tazminat kararının kesinleşmesini beklemeden tahsili için onu icraya koymuştur. Karar kesinleşmeden önce alacaklının icra yoluna başvurması yasanın ona sağladığı bir hak olduğuna göre davacının bunu önlemediğinden söz etmek olanaksızdır. Öte yandan aleyhine verilen karardan ötürü davacının temyiz yoluna başvurması da bir hakkın kullanılması niteliğinde bulunduğundan bu başvurmanın sonucunu bekleyerek hükmün kesinleşmesi üzerine alacaklıya ödeme yapabileceğini düşünmesi de olağandır. O halde hükmün kesinleşmesine kadar davacının borcunu ödememesi şeklinde beliren davranışında kusurlu bulunduğu kabul edilemez. Bu bakımdan davacı, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve avukatlık ücreti ile sonraki süreye ilişkin faizi de davalıdan isteyebilir. Mahkemece bu giderlere ve faize hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir.
    Bu yön gözetilmeden karar onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemizin 08/03/2018 gün ve 2016/4871 esas ve 2018/1676 sayılı sayılı onama kararı kaldırılmalı ve yerel mahkeme kararı açıklanan nedenle bozulmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440-442. maddeleri gereğince davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne; Dairemizin 08/03/2018 gün ve 2016/4871 esas ve 2018/1676 sayılı onama kararının kaldırılmasına; kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davacının diğer karar düzeltme itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine 26/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.






    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın