Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/4248 Esas 2019/3571 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 26.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/4248
Karar No: 2019/3571
Karar Tarihi: 26.06.2019


4. Hukuk Dairesi 2018/4248 E. , 2019/3571 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : . Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacı ... Bankası AŞ vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 11/05/2006 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/12/2016 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun kabulü ile,... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/12/2016 gün ve 2006/88-2016/549 sayılı kararının kaldırılmasına, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-B.3 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine dair verilen 22/06/2017
    günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 15/05/2018 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı ... adına gelen olmadı, karşı taraftan davacı banka vekili Avukat ... geldi, davalı ... vekili Avukat ...'in mazeret dilekçesi gönderdiği, sağlık sorunu nedeniyle duruşmaya gelemeyeceğini, ileri bir tarihe ertelenmesini istediği anlaşıldı. Mazereti reddedildi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Vesayet hususunun araştırılması için dosyanın mahalline geri çevrilmesi sonucunda eksikliğin giderildiği anlaşıldı. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelendi.
    Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin davalılar ..., ... ve ... yönünden reddine, diğer davalılar ..., ... ve ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Bölge Adliye mahkemesince; davacı tarafın istinaf başvurusunun davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Davacı vekili; davalılardan ...'in davacı Ziraat Bankası'nda Yahşihan Şube Müdürü olarak, diğer davalı ...'nin ise bankada servis yetkilisi olarak görev yaptığını, diğer davalıların ise ...Türk Telekom Müdürlüğü çalışanları olup davalılar ..., ... ve ...'ın birbirlerine kefil olarak bireysel kredi çektiklerini, çekmiş oldukları paranın yetersiz kalması üzerine Türk Telekom Müdürlüğü'nde çalışan dava dışı şahısları borçlu gösterir sahte kredi sözleşmesi yaptıklarını, davalılar ... ve ...'nin görevleri nedeniyle kendi korumalarına terk edilen davacı bankaya ait nakit paranın usulsüz bir şekilde kullandırılmasına ilişkin önleyici tedbirleri almamaları nedeniyle bankadan muhtelif tarihlerde 202.442,75 TL para çekilmesine neden olduklarını belirterek faiz ve BSMV dahil dava konusu banka zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Bir kısım davalılar vekilleri; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece; davacı banka personeli olan davalı ...'nin kredi belgeleri üzerinde imza mukayesesi ve gereği gibi kimlik kontrolü yapmadan kredi tediyesini gerçekleştirmesi, lehtar ve kefillerin açık veya negatif kredi bilgilerinin banka sisteminden sorgulanmasında hatalı isimler girerek kayıt yok şeklinde döküm elde edilmesini sağlaması şeklinde gerçekleşen eylemleri ile hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılmasını sağladığı, diğer davalılar ... ve ...'nin dava konusu zimmet eyleminde ... ile birlikte iştirak halinde hareket ettikleri gerekçesiyle anılan davalılar yönünden istemin kısmen kabulüne, kullandıkları kredilerin usulüne uygun olduğu tespit edilen davalılar ... ve ... yönünden istemin reddine, her ne kadar alınan bilirkişi raporunda idari kontrollük görevini yerine getirmeyen davalı ...'in kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, davalılar ... ve ...'ın anlaşılması kolay olmayan bir takım usulsüz işlemler ile zimmet eylemini gerçekleştirmiş olmaları nedeniyle denetim görevinin imkansız hale getirilmiş olması ve ceza dosyasında zimmetin nitelikli zimmet olarak tespit edilmiş olması karşısında davalı ...'in kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle anılan davalı yönünden de istemin reddine karar verilmiştir.
    Hükme karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
    Bölge Adliye Mahkemesi'nce; ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olmadığı, ceza mahkemesinde nitelikli zimmet suçundan yargılama yapıldığı, ceza mahkemesinin hukuk mahkemesini bağlayan maddi olgusunun iddiname ile kamu davası açılan eyleme yönelik mahkemenin tespitleri ile sınırlı olup ceza mahkemesinde davalının maddi menfaat temin ettiği yönünde kesin delil elde edilememesi nedeniyle beraatine karar verildiği, davalı hakkında görevi kötüye kullanma veya ihmal suçlarından açılan kamu davası olmadığı ve bu konuda yargılama yapılmadığına göre ceza mahkemesi gerekçesinde yer alan açıklamaların hukuk hakimi yönünden bağlayıcılığı olmadığı, davalı ...’in gerek ceza yargılaması sırasında görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti gerekse yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti raporları uyarınca banka müdürü olarak tüm kredi işlemlerinin sözleşmelerini ve tediye fişlerini imzaladığı, başvuru formu veya başka belgelere açılacak kredi miktarını yazdığı, kredi sürecinde idari kontrollük görevini yerine getirmeyerek kusurlu olduğu, TBK'nın 49. maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı
    ./..
    -3-

    fiili ile davacı kuruma verdiği zarardan diğer davalılar ile birlikte sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
    Dosya kapsamından; ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15/04/2008 gün, 2004/1994 esas ve 2008/79 karar sayılı ilamı ile davalılar ..., ... ve ...'ın nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetlerine, davalılar ..., ... ve ...'in beraatlerine karar verildiği, ilgili kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından 02/07/2009 tarihinde onanarak kesinleştiği, ceza mahkemesinde ... yönünden yapılan değerlendirmede; ...'in davacı bankanın Yahşihan şubesinde yönetmen yardımcısı ünvanıyla şube yöneticisi olarak görev yapmakta olup kredi komitesi başkanı olarak kredi vermeye yetkili olduğu, kendisine tevdi olunan, muhafazası ve denetimi altında banka parası bulunduğu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 22/3. maddesi uyarınca zimmet suçunu işleyebilecek hukuki konuma sahip olduğu, davalı yönünden zimmet suçunun oluşabilmesi için parayı kendi hesabına geçirip geçirmediğinin ya da mal edinip edinmediğinin açıklığa kuvuşturulması gerektiği, bankadan bir kısım müşteki Türk Telekom çalışanları adına kredi borçlusu gösterilerek sözleşme imzalandığı, sözleşmelerdeki borçlu imzaları ile tediye fişlerindeki müşteri imzalarının borçlu gösterilen kişiler tarafından atılmadığı, imzaların sahteliğinin Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor ile belirlendiği, kredilerin açılışları sırasında Telekom tarafından düzenlenen evraklarda da sahtekarlıkların yapıldığı, bu sahte evrakların davalılar ... ve ... tarafından hazırlandığı, davalılar ... ve ...'nın kefil olmak suretiyle kredi kullandırılmasına imkan verdikleri, ancak menfaat temin ettiklerine dair somur bir delil elde edilemediği, banka çalışanı davalı ...'nin kayıt sorgulamalarında yanlış kimlik bilgileri girerek olumlu sonuç çıkmasını sağladığı, ödemelerde kimlik bilgilerini kasıtlı olarak kontrol etmediği ve hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılmasını sağladığı, davalı ...'in ise şubece düzenlenen kredi evraklarında eksiklikler ve yanlışlıkların olmasına, borçlu ve kefil imzalarının huzurunda atılmamasına veya farklı kişilerce sahte imza atılmasına göz yumduğu yönünde eylemlerinin olduğu, ancak bu usulsüzlüklerin zimmet suçunun oluşması için yeterli olmadığı, kullandırılan kredilerden bir bölümünü kendisinin aldığına dair her hangi bir belge yada delil elde edilemediği ve davalı ...'in üzerine atılı zimmet suçunu işlediğinin ispat edilemediği, dava konusu olayda zimmetin 16/01/2008 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile nitelikli zimmet olarak belirlenmesi nedeniyle ... için denetim görevini ihmal yada görevi ihmal suçlarının da oluşamayacağı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Şu halde; davalı ...'in dosyada mevcut deliller ve özellikle ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/1994 esas sayılı dosyasında davalılar ..., ... ve ... tarafından iştirak halinde gerçekleştirilen eylemin nitelikli zimmet olarak kabul edilmesi, bu haliyle banka şube yöneticisi olan davalı ...'in denetimini imkansızlaştırmış olmaları ve ceza mahkemesince ... için zimmet suçunun ve denetim görevini ihmal yada görevini ihmal suçlarının oluşamayacağının kabul edilmiş olması gözetildiğinde kusurunun varlığı tespit edilemeyen davalı ... yönünden istemin kısmen kabulüne karar verilerek sorumluluğuna gidilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle davalı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından anılan kararın bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince temyiz eden davalı ... yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE ve davalı ...'den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/06/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY YAZISI

    Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 26/06/2019




    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın