Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2019/2169 Esas 2019/13047 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 27.06.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 5. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/2169
Karar No: 2019/13047
Karar Tarihi: 27.06.2019


5. Hukuk Dairesi 2019/2169 E. , 2019/13047 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
    - K A R A R –
    Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
    Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
    Bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
    1-Kamulaştırma Kanununun kıymet takdir esaslarını belirten 11. maddesinin 1. fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların değerinin, değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan, zaruret olmadıkça yakın bölgelerde bulunan ve değerlendirme tarihine yakın emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
    Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.
    Dosya kapsamındaki birinci (10.11.2015 havale tarihli) bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın metrekare bedeli 148,24 TL/m2, ikinci (12.01.2016 havale tarihli) bilirkişi raporunda 776,26 TL/m2, hükme esas alınan üçüncü (26.02.2016 havale tarihli) bilirkişi raporunda ise %40 düzenleme ortaklık payı düşülerek 502 TL/m2 belirlendiği bu bedellerin birbirinden farklı ve çelişkili olduğu, ayrıca ikinci ve üçüncü raporlarda kullanılan emsal aynı olmasına rağmen ikinci raporda dava konusu taşınmazın emsalden %10, üçüncü raporda %5 değerli olduğunun belirtildiği, bu çelişkiler giderilmediği gibi dosya kapsamındaki 16.01.2019 tarihli Belediye cevabı
    gözönünde bulundurulduğunda hükme esas alınan raporda emsal olarak değerlendirilen taşınmaz ile dava konusu taşınmazın her ikisinin de kadastral parsel oldukları görülmekle raporda emsal taşınmazın imar parseli dava konusu taşınmazın ise kadastral parsel olduğundan bahisle dava konusu taşınmazın metrekare bedelinden %40 düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle bedel belirlenmesi de hatalı olduğundan, bu hususlar gözönünde bulundurulduğunda dosya kapsamındaki bilirkişi raporları inandırıcı görülmemiştir.
    Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
    Doğru olmadığı gibi;
    2- 7139 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 10/8 fıkrası gereğince, bozma sonrası bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedelde artış olması halinde bu kısım için; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden.
    Hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle taraf vekillerinin temyiz isteminin kabulü ile BOZULMASINA taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 27/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın